Salı, Mayıs 22, 2012

DOMATES SOSLU BONFİLE



Bu gece çalışkanım hem de çok çalışkan. Bloga hem blog yazarları buluşmasını anlattığım bir yazı ekledim hem de yeni bir ana yemek tarifi ekliyorum. Daha ne olsun:))

Malzemeler:

6 parça bonfile
Sıvıyağ
1 adet kuru soğan
4-5 olgun domates
veya
şişe domatesten yeteri kadar
tuz
karabiber

Yapılışı:

Tuz ve karabiberle tatlandırdığınız bonfileleri kızgın yağda bir tarafları 3-4 dk olcak şekilde kızartın. Ve bir fırın kabına alın. Ayrı bir yerde yemeklik doğranmış soğanları kavurup üzerine rendelenmiş domatesi ilave ederek biraz pişirin bu esnada bir miktar sıcak su ilavesi yapabilirsiniz. Bu sosu fırın kabında bekleyen bonfilelerin üzerine dökerek 200 dereceye ısıttığınız fırında 25-30 dk kadar pişirin. Suyunda eksilme olursa sıcak su ilavesi yapabilirsiniz. Ben kalorisini az tutabilmek için eklemedim ancak dilerseniz fırından almaya yakın bonfilelerin üzerine kaşar peyniri rendesi serpip biraz kızardıktan sonra da fırından alıp, pilav ve patates kızartması eşliğinde servis edebilirsiniz. Afiyet olsun!

İZMİRLİ YEMEK BLOGU YAZARLARI 2. BULUŞMASI


İzmirli Yemek Blogu Yazarları olarak 1. Buluşmamızın sonunda 2. buluşma için ay belirlemiş ve Sevgili Esma, Sevgili Çiğdem ve benim organizatörlüğümde Sevgili Serap' ın olağanüstü daveti sonucu onun evinde buluşmaya karar vermiştik. Bu buluşma 6 Mayıs günü Sevgili Serap' ın gerçekten muhteşem ev sahibeliği ile Sevgili Esma ve Sevgili Çiğdem' in katkılarıyla gerçekleşti. Ve ben bunu blogumda ancak yazabiliyorum. Organizatörlük konusunda diğer arkadaşlarımın çabaları yanında, benim yaptığım; içecek konusunda katkı sağlamak ve biraz erken gidip sponsor firmaların getirdiği güzel hediyeleri taşımakla sınırlı kalsa da bu keyifli buluşmada organizasyon ekibinde anılmak çok gurur vericiydi. 



Buluşma için gelen herkes birbirinden güzel ve lezzetli ikramlar hazırlamışlardı. Ben de tiramisu yapıp götürdüm. Yiyenler tarafından beğenilmesi beni çok mutlu etti.



Getirilen ikramların ancak bir kısmının görüldüğü yukarıdaki fotoğraf İzmirli Yemek Blogu Yazarları' nın marifetlerini göstermektedir:) Buluşmaya katılan bütün arkadaşlarım bloglarında bu güzel tariflerini yayınladılar.  Bence tariflerin hepsi denenmeyi hakediyorlar.



Buluşma gündemimizde Sevgili Figen' in doğum günü kutlaması da vardı. Ve 2 arkadaşımız ayrı ayrı tam da Figen' i anlatan pastalar hazırlamışlardı. 

Yukarıdaki pasta Figen' in Atatürk sevgisini anlatan detaylarla bezenmiş, lezzet olarak da; tam da 41 kere maşallah pastasıydı. Pastayı yapan Sevgili Zeynep' in  ellerine, yüreğine sağlık:)


  

Doğum gününün bir diğer pastasını Sevgili Şermin hazırlamıştı. O da Figen' i anlatan bir pasta hazırlayarak hem tadıyla, hem Figen' in çok başarılı olduğu fotoğrafçılığa atıf yapan fotoğraf makinası detaylarıyla muhteşem bir işe imza atmıştı. Figen' e eşi, oğlu, ailesi, sevdikleriyle geçireceği nice mutlu ve sağlıklı yıllar diliyorum.


   


Günün bir diğer pastası muhteşem ev sahibeliği, düşündüğü her türlü detay ile eksiksiz bir gün geçirmemizi sağlayan Sevgili Serap' ın Bloomberg Tv deki Kelime Oyunu yarışmasında kırdığı rekor için kutlama pastası olarak Sevgili Burcu  tarafından hazırlanmıştı. Serap' ı tekrar kutluyorum bu güzel başarısı için:)) Sevgili Burcu' ya da ellerine sağlık diyorum bu harika pasta için.



  


Sofra Dergisi çekilişle aramızdan 3 arkadaşımıza 1 er yıllık dergi aboneliği hediye etti. Yanımızda oldukları için çok teşekkürler. Benim yemek ve blog işlerine başlamamda Sofra Dergisi' nin ayrı bir yeri vardır. Vazgeçemediğim bir dergi olma özelliğini hala koruyor. Başarıları için de tebrikler...
 

 


Yanımızda olan bir diğer firma da; her zaman olduğu gibi, hepimizin mutfağının vazgeçilmezlerinden Dr. Oetker idi. Denerken sonucundan emin olduğum bir dolu ürün verdiler. Çok teşekkür ederiz bizi yalnız bırakmadıkları için:)



Yine yeniden yanımızda olan bir diğer firma ise Yonca Gıda idi. Geçenlerde yaptığım patlıcan oturtma sırasında kullandığım ayçiçek yağının hafifliği inanın beni çok etkiledi. Şimdiye kadar yaptığım en hafif patlıcan yemeği oldu desem yeridir. Turşuları zaten herkesin bildiği gibi ev turşusu lezzetinde. Ketçap ve mayonez bizde çok sık tüketilmediği için henüz tadamadım ama şişe domatesi evde artık zahmete girip şişe domatesi yapmasam mı dedirtecek cinsten! Yonca Gıda' ya da yürekten teşekkür ediyorum.




Buluşmamızda hem ürünleriyle, hem de; samimi, sıcak, içten hali ile hepimizin içimizden biri gibi hissettiği Sevgili Fatma Altay Hanım ile yanımızda olan Yuva Maya hakikaten gönlümüzü fethetti. Ve ben kendi adıma Yuva Maya nın ürün yelpazesinin bu kadar geniş olduğunu bilmediğimi itiraf etmeliyim. Çok teşekkürler, iyi ki yanımızdaydınız!

2006 yılından beri sürdürmeye çalıştığım blog yazarlığı bana çok güzel arkadaşlar kazandırdı. Doğum günü kutlamaları sırasında Sevgili Figen hayattaki en büyük zenginliğinin böyle güzel arkadaşlar dostlar biriktirmesi olduğunu söyledi. Herkesin hayatında böyle zenginlikler olmasını diliyorum:) 

Nice keyifli buluşmalara...


Pazar, Nisan 08, 2012

KAHVALTI SOFRAMDAN İKİ TARİF


Blog arkadaşlarım için hazırladım bu kahvaltı sofrasını. Bir kaç tarifi de sayfamda paylaşayım istedim. Çok ara verdim yine. Facebook du twitter dı derken blogları iyice ihmal eder olduk. En azından benim için durum böyle.

2 yıldır çalışmıyorum takip eden arkadalarım biliyorlar. Ama günlerim o kadar yoğun geçiyor ki çoğu zaman akşam yorgunluktan bitap düşüyorum. Bu uğraşılar sağlıkla ilgili olduğunda yükü yüreğime de biniyor, işte o kötü. Onun için durmadan sağlık olsun da gerisi önemli değil deyip duruyorum. 40 yaşı geçince böyle oluyormuş demek ki insanın içine bir korku düşüyormuş. Allah ım kimseyi korktuğuna uğratmasın.

Neyse gelelim tariflere:)

İlk tarif denediğim bütün reçetelerinde yüzümü güldüren Sevgili Müge' ye ait. Baklava yufkası ile kıymalı börek; çıtır çıtır... yiyenin mutlaka bir tane daha yediği enfes bir börek.




Malzemeler (16 parça börek için)
  • 12 Adet Baklava Yufkası
  • 250 Gr. Kıyma
  • 3 (Orta Boy) Kuru Soğan
  • 1 Yemek Kaşığı (Tepeleme) Kuş Üzümü
  • 1 Çay Kaşığı Şeker
  • Tuz - Karabiber
  • 2-3 Yemek Kaşığı Zeytinyağ (İç harcı için)
  • 2-3 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ (Yufkaların arasına sürmek için)
  • 1 Yumurta Sarısı (Böreklerin üzeri için)
  • Susam (Üzerine serpmek için)

Yapılışı

  • Öncelikle iç harcını hazırlayın. Soğanları minik minik (yemeklik) doğrayın. Zeytinyağ ile orta ateşte, renkleri sararıp şeffaflaşıncaya kadar kavurun. Kıymayı ekleyin. 4-5 dk. sürekli karıştırarak kavurun. Tuz, karabiber ve şekeri ekleyin, bir kez karıştırıp ocağı kapatın ve kuş üzümlerini ekleyin. soğumaya bırakın. (Kuş üzümlerini ayıkladıktan sonra, ılık su içinde 10 dk. bekletip, süzün ve harca o şekilde ekleyin.)
  • 1. yufkayı tezgaha serin, fırça ile üzerine sıvı yağ sürün. 2.yufkayı üzerine serin, tekrar sıvı yağ sürün. 3. yufkayıda serdikten sonra yağ sürmeden, kıymalı harcı üzerine serpiştirin. (Nohut büyüklüğünde ve mümkün olduğunca eşit serpmeye gayret edin)
  • Yufkaları, nazikçe ama mümkün olduğunca sıkı şekilde rulo yapın ve 4 parça olacak şekilde kesin.
  • Tepsinizi hafifçe yağlayın ve börekleri dizin. Üzerine yumurta sarısı sürün ve susam serpin.
  • 180 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık 30-35 dk. üzeri kızarıncaya kadar pişirin.



İkinci tarif bana göre blog dünyasının duayenlerinden Sevgili Hatice' nin. Mısır Gevrekli Kurabiye tarifinde değiştirdiğim tek şey hamuru hazırladıktan sonra streç filme sarıp biraz dolapta beklettikten donra dilim dilim kesip yağlı kağıda dizmek oldu.

Mısır Gevrekli Kurabiye

Malzemeler:

  • 150 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 100 gr (yarım su bardağı) toz şeker
  • 1 adet yumurta
  • 100 gr kuru üzüm (1 su bardağı)
  • 180 gr un (1,5 su bardağı)
  • 120 gr mısır gevreği (4 su bardağı)

Hazırlanması:

  1. Fırını 165C'ye getirip ısıtın. Tepsiyi yağlayıp hafifçe un serpin. (ben yağlı kağıt serdim)
  2. Derin bir kabın içinde tereyağı ve toz şekeri mikser veya çırpma teliyle karıştırarak yumuşatın.
  3. Yumurtayı ekleyip 1-2 dakika daha karıştırın.
  4. Kuru üzüm, un, mısır gevreğini ekleyip 1-2 dakika daha karıştırarak hazırlayın. (tarif karıştırmayın diyor ama ben elimle karıştırınca ancak toparlandı karışım)
  5. Önceden hazırladığınız tepsiye kaşık yardımıyla aralıklı olarak dökün.
  6. Önceden ısıtılan fırında 15-20 dakika pişirin.
  7. Tepsileri fırından çıkartıp soğumaya bırakın.


Çocuklarınıza mutlaka yapın bu kurabiyeden. Bayılıyorlar benden söylemesi:))




Kahvaltıdaki tatlılardan bir diğeri daha önce tarifini verdiğim Cevizli Tatlı ve meyveli kup. Kupların üzerinde kullandığım pelte Dr Oetker' in blog toplantısında bizlere hediye ettiği paketten:)




Kahvaltıdaki ekmekler de makinada kendi yaptığım ekmeklerdi. Özellikle hellimli olan çok beğenildi. Tarifleri 40Fırınekmek sayfasından aldım. Beyaz unla yapılanı Dereotlu Hellim Peynirli ekmek ve tam buğday unu ile yapılanı Cevizli Ekmek tarifi baz alınarak yapıldı. Tavsiye olunur:))

Herkese sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir hafta diliyorum...

Not: Fotoğraflar için Sevgili Figen' e çok teşekkür ediyorum.

Pazar, Şubat 12, 2012

YEŞİL MERCİMEK KÖFTESİ


Son yazımdan sonra yıl değişmiş o kadar ilgisizleşmişim o kadar tembelleşmişim yani. Gerçi kendime çok da haksızlık etmeyeyim 5 eylül den beri annemin rahatsızlığı, teşhisi, ameliyatı, nekahat dönemi, tedavisi derken günlerimin büyük bir kısmı hastanede geçti. Şimdi daha iyi ancak üç gündür devam eden bir kol ve sırt ağrısı var ki beni çok endişelendiriyor. Allah ım korktuğuna uğratmasın kimseyi. Bu arada annemin büyüğü olan teyzemi kaybettik. 3 senedir sürdürdüğü mücadeleye yenik düştü, çok üzgünüm. Hani bamya kızartmasını öğrendiğim teyzem. Maalesef cenaze merasimine yetişemedim ancak bu hafta içinde İstanbul a giderek yanlarında olabileceğim evlatlarının. Uzun yıllar Almanya'da yaşadıkları için fazla beraber olamadığım bir teyzemdi ama her beraberliğimizde ondan bir şeyler öğrendim, Allah ondan razı olsun. Buradan da teyzeciğime Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Onu hiç unutmayacağız.

İnsanın evlatları hayatında güzel kapılar açıyor anne babalara. Onlarla beraber çevreniz genişliyor mesela. Yeni arkadaşlar hatta dostlar ediniyorsunuz. Hayatımıza kattıkları zenginlik paha biçilmez. İşte miniğim İrem' in arkadaşlarından Azra' nın annesi ile de çok güzel bir dostluğumuz var. Geçenlerde bir kaç anne ve çocuk Azralarda idik. Sevgili Ayşen o kadar güzel hazırlıklar yapmıştı ki bizlere. Buradan da ellerine sağlık diyorum tekrar:) Yaptıklarından biri de yeşil mercimek köftesi idi. Mercimek köftesi deyince akla kırmızı mercimek ile yapılan gelir. İnanın bu da en az onun kadar güzel. Tabii bu kadar beğenince bu değişik tarifi sizler için aldım. Sağolsun Alize (Ayşen' in büyük kızı) de fotoğrafladı benim için.

YEŞİL MERCİMEK KÖFTESİ

Malzemeler :

1 kase yeşil mercimek
1 büyük boy kuru soğan
1 kase köftelik bulgur
3 yumurta
1/2 paket margarin
1 çay bardağı sıvı yağ
1/2 demet yeşil soğanın yeşil yaprakları
1/2 demet maydanoz
Tuz, karabiber, istenilen baharatlar.

Yapılışı:

Mercimek ve yemeklik doğranan soğan birlikte üzerini biraz geçecek kadar su konularak pişirilir. Pişince hafif sulu kıvamda kalan bu karışıma bulgur ilave edilerek şişmesi sağlanır. Tuzu da eklenir. Ayrı bir yerde margarin eritilir sıvı yağ da ilave edilerek yumurtalar sarıları patlatılarak karıştırılarak pişirilir ve mercimek bulgur karışımına ilave edilir. Baharatları da konarak yoğurulur. Bolca yeşil soğanın yeşil yaprakları ve maydanoz ilavesi ile tekrar karıştırılır. Ve elde sıkılarak servis tabağına alınır.

Yiyen bayılır inanın. Mutlaka deneyin. Kırmızı mercimek köftesine alternatif değişik bir köfte tarifiniz olsun.

Herkese öncelikle sağlıkla geçireceği güzel günler ve keyifli bir pazar diliyorum...



Pazartesi, Aralık 12, 2011

SEBZELİ BALIK ve TATMAHAL HİSARÖNÜ BALIK PİŞİRİCİSİ


Star Tv de yayınlanan düzenli takip edemediğim ama rastgelince mutlaka seyrettiğim bir yemek programı var. Hergün başka bir ilimizdeler ve orada yaşayan marifetli bir hanımın mutfağında genelde o yöreye o şehre özel yemekleri pişiriyorlar. Rize' den Neriman Hanım Sebzeli Balık yaptı bir bölümde ve ben de bir kaç gün sonra denedim. Balık olarak palamut kullandılar. Palamutu evdekilere çok sevdirememiştim bu tarife kadar. Biraz oyalayıcı bir tarif olsa da mutlaka denemenizi tavsiye ediyorum. Tarifi Star Tv internet sayfasından aynen kopyalıyorum:

Malzemeler:

2 adet büyük boy palamut balığı
2 küçük boy patlıcan
1 orta boy patates
1 büyük boy kuru soğan
4 orta boy domates
1 büyük boy havuç
8-9 adet yeşil biber
1 orta boy kırmızı biber
5-6 diş sarımsak
Yarım demet maydanoz
Karabiber
Mısır özü yağı

Yapılışı:

İçi temizlenmiş ve yuvarlak şekilde dilimlenmiş olan palamut balıkları iyice yıkandıktan sonra üzerini geçecek kadar su eklenerek haşlanmaya bırakılır. Bir büyük boy kuru soğan kabukları soyulduktan sonra yarım ay şeklinde doğranır. Patlıcanların kabukları şeritler halinde olacak şekilde temizlenip, küp şeklinde doğranır. Kabukları soğulan patates, domates ve havuçlar da küp şeklinde doğranır. Orta büyüklükte bir tencerede yarım çay bardağı kadar mısır özü yağı ve bir tatlı kaşığı tuzla soğanlar kavrulur. Üzerine tohumları temizlenmiş ve minik minik doğranmış biberler eklenir. Hemen ardından küp şeklinde doğranmış havuçlar ilave edilir. Sert sebzeler geç kavrulacağından kavurma sırası önemlidir. Havuçlar ve biberler yumuşamaya başlayınca küp şeklinde doğranmış olan diğer sebzeler aynı anda eklenir. Üzerine ortadan ikiye bölünen 5-6 büyük diş sarımsak da eklendikten sonra ince şeritler şeklinde kesilen kırmızıbiberler de ilave edilir. Kısık ateşte kavurmaya devam edilir. Sebzeler iyice yumuşadıktan sonra bir çay kaşığı kadar karabiber eklenir. Altı kısık ateşte kalacak şekilde kapağı kapatılarak pişmeye bırakılır. Haşlanan balıkların suyu süzülür. Kılçıkları temizlendikten sonra iri parçalar halinde kalacak şekilde ufalanır. İyice pişen sebzelerin üzerine balıklar ilave edildikten sonra kapağı tekrar kapatılarak 15 dakika kadar pişmeye bırakılır. Yemeğimiz sebzelerin kendi suyuyla pişeceğinden ayrıca su ilave edilmez. Pişmesine yakın üzerine incecik doğranan yarım demet maydanoz ilave edilir ve ocağın altı kapatılır. Yemeğimiz servise hazırdır.


Bu arada İzmirli arkadaşlarıma bir mekan önerim olacak. Forum Bornova' nın hemen karşısında Tat Mahal isimli bir mekan var. İçinde İzmir' in ünlü bir kokoreççisi, söğüşçüsü, pidecisi ve balık pişiricisi bulunuyor. Güzel Prensesim bu hafta sınavları nedeniyle yoğun olan temposunu daha da yoğunlaştıracağı için cumartesi gecesi birlikte nefes almalık bir kaçamak yapalım dedik. Balıksever bir aile olduğumuzdan olsa gerek tercihimizi balıktan yana kullandık ve Tat Mahal içindeki Tarihi Kemeraltı Hisarönü Balık Pişiricisi Hüseyin Usta' nın mekanına gittik. Daha kapıdan girer girmez gösterilen ilgi ve güleryüz tam da bir aile işletmesine geldiğimizin kanıtıydı adeta. Ne yiyelim acaba diye düşünürken mekan sahiplerinin yönlendirmesiyle dil ve lağos şiş, salata, olmazsa olmaz kalamarda karar kıldık. Şimdiye kadar yediğim en güzel kalamarı burada yedim desem abartmış olmam. Bunun heyecanından olsa gerek kalamarı fotoğraflamamışız. Ama sadece kalamar yemek için bile buraya gidilir o kadar yani:))



Şişte dil balığı



Tazeliği ile bizi mesteden yeşilliklerle muhteşem salata



Lağos Şiş



Tertemiz bir mekan, enfes lezzetler, hızlı, güleryüzlü bir servis, mekan sahibi ve eşi ile sıcacık bir sohbet akşamımızı renklendirdi. Onların da Güzel Prensesim yaşıtı bir kızları daha varmış. Küçük kızları yanlarındaydı onunla tanıştık. Merve' nin yaşıtı olan kızlarının ve Merve' nin okulu, dersanesi, dersleri derken sohbeti koyulaştırdık. Bu arada yemek sonrası harika bir tatlı ikramları var. Sonrasında kahvemizi de eksik etmediler sağolsunlar:)

Kısacası; sebzeli balık tarifini ve güzel bir akşam yemeği yediğimiz mekanı denemenizi tavsiye ederek hepinize keyifli, sağlıklı ve mutlu günler diliyorum:)

Cuma, Kasım 18, 2011

1. İzmir'li Yemek Blogu Yazarları Toplantımız




Sanırım toplantıyı yazmayan arkadaşım kalmadı. Ve hepsi de çok güzel anlattılar bu günümüzü. Ortak hobileri olan bir grubuz biz. Buluşmalarımızda konuşacak o kadar çok şeyimiz oluyor ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Bu defa buluşmalarımızı gelenekselleştirmek istedik ve 1. buluşmamızı Sevgili Sedef' in mekanında gerçekleştirdik. Sedef'in enfes mantısıyla başladık, birbirinden becerikli blog arkadaşlarımızın yapıp getirdikleri çeşitli tatlarla devam ettik. Tabii ikramları tadarken çok tatlı sohbetlerimiz lezzeti katladı:)



Buluşmamızı Sevgili Tülay, Sevgili İsmet ve Sevgili Petek organize ettiler. Sevgili Figen de her zamanki gibi tartışmasız tecrübeleri ile destek oldu arkadaşlarımıza. Sevgili Sedef de dahil olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler...

Tabii toplantımızı destekleyen aşağıda linklerini verdiğim firmalara ve firmalardan bizzat gelerek toplantımızı renklendiren Sevgili Cana Hanım' a, Sevgili Mine Hanım' a , Sevgili Emine Hanım' a ve Sevgili Arzu Hanım' a da çok teşekkürler...



Dr Oetker

http://www.droetker.com.tr




Özlem Demircan Prodüksiyon
Sergisinden 3 adet büyük boy tablo hediye etti.
https://www.facebook.com/photographerozlem




LEZİTA

http://www.lezita.com.tr



KARANLIK ODA FOTOĞRAF EĞİTİM MERKEZİ
1 Arkadaşımıza ücretsiz Temel Eğitim Fotoğraf Kursu Hediye ettiler.
http://karanlikoda.org




YONCA GIDA
http://yoncagida.com.tr

Kırmızı Dergi
http://www.rengarenkkirmizi.com/


Yazıyı hazırlarken kullandığım fotoğraflar için de Sevgili Figen' e teşekkürü borç bilirim.

Sağlıklı, keyifli ve iyi günlerde görüşebilmek dileğiyle...

Pazartesi, Ekim 03, 2011

FIRINDA PATATESLİ TAVUK


Sevgili Tijen Aktay bu ramazanda her gün iki ayrı tarif ekledi sayfasına. Ve ben bir çok tarifini denedim. Fotoğrafta gördüğünüz Fırında Patatesli Tavuk tarifini denemek bu güne kısmetmiş. Çok becerikli blog arkadaşlarım var ve Sevgili Tijen de bunlardan biri. Ramazandaki performansını gıptayla izledim ve çok faydalandım. Ona çok teşekkür ediyorum. Bu tarifi ben de yazayım ki bir kez daha hatırlansın mutlaka denensin dedim:)

Tarifi aynen kopyalıyorum:


Malzemeler :

4 büyük boy patates,
½ kg kemiksiz tavuk budu,
1 kuru soğan,
2 kırmızı biber,
1 yeşil biber,
2 rendelenmiş domates,
½ yemek kaşığı domates salçası,
1 çay bardağı su,
2 yemek kaşığı tereyağı,
300 gr rendelenmiş kaşar peyniri,
tuz,
karabiber

Yapılışı :

Patatesleri ince parmak şeklinde doğrayıp su dolu bir kaba alın. soğanı ve biberi yemeklik doğrayın. Tavaya 1 yemek kaşığı tereyağını alıp eritin. Üzerine soğanı ekleyip soteleyin. Soğan az yumuşayınca biberleri ilave edip karıştırın. Minik kuşbaşı şeklinde doğradığınız tavuk etlerini tavaya ilave edip soteleyin. 7-8 dk sonra 1 çay bardağı suyu, rendelenmiş domatesleri ve salçayı ilave edin. Tuzu ve karabiberi ekleyip karıştırın. Pişmeye yakın ocaktan alın. Soğumaya bırakın. Fırın tepsisine patateslerin yarsını ekleyip yayın. Ortasına tavuklu harcı ekleyip yayın. Kaşar peynirinin yarsını serptikten sonra kalan patatesleri ekleyin. Kalan tereyağını parça parça üzerine ekledikten sonra tuz ve karabiberi serpip önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 30 dk pişirin. Süre dolunca üzerindeki kağıdı alıp 20-25 dk daha pişirin. Fırından çıkarmaya yakın kalan kaşar peynirini serptikten sonra peynir eriyip kızarana kadar pişirin. Sıcak olarak servise sunun.

Ben sote yaparken zeytinyağı kullandım. 1 yemek kaşığı kadar tereyağını tarifdeki gibi üzerine parça parça ekledim. 30 dk sonra kağıdı aldığımda fırının ızgarasını çalıştırıp patateslerin biraz kızarmasını sağladım çünkü kızlarım kıtır tatlardan çok hoşlanıyorlar. Ortaya Sevgili Tijen in her tarifinde olduğu gibi enfes bir tat çıktı. Mutlaka ama mutlaka deneyin derim.

Herkese iyi haftalar olsun:)

Perşembe, Eylül 22, 2011

ŞAKA GİBİ...


Malum 19 Eylül' de okullar açıldı. Sabah okula giderken o kısacık mesafede 5 yerde birden belediye ekiplerinin çalışmaları vardı. Bütün yaz durdular durdular, inanamadım ya onlar da okullarla birlikte çalışmaya başladılar.



Kaldırım taşlarını söküp yeniden döşeyen ekipler, rögar kapaklarını değiştiren ekipler, asfaltı yenileyen ekipler... Tabii ki çalışsınlar ama neden okulların açıldığı ilk gün? İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri mi yoksa Bornova Belediyesi ekipleri mi dikkat etmedim ama nedenini inanın çok merak ediyorum. Okursa bir yetkili yazsın da öğrenelim!



Evimizin bulunduğu çevrede yaklaşık 2 km. lik bir çap içerisinde 2 özel okul, 2 ilköğretim okulu ve 2 Anadolu Lisesi var. Okulların açıldığı ilk hafta çocuğunu servise veren veliler bile kendi araçlarıyla götürüp getirmeyi tercih ederken yani normalden yoğun bir trafik beklentisi varken böyle bir çalışmaya kim start verir? Bilemiyorum...



Ayrıca yine bu çevre yani okullar arasındaki bu yol uzun yıllardır trafik eğitim sahası olarak kullanılıyor. 10-15 yıl önce oldukça tenha olan bu semt şimdilerde çok yoğun bir nüfusa sahip. Öyle ki birbiriyle dip dibe 5 büyük market doluyor taşıyor. Trafik kursu veren bu arabaların bu semt için artık uygun olmadığı ile ilgili kişisel bütün çabalarım boş çıktı. Milli Eğitim Müdürlükleri veriyormuş bunun kararını ve telefonla konuştuğum bir bayan yetkili kendileri nasıl uygun görürse öyle olacağını söyledi. Ama neden? Mantıksızlık bile isteye devam mı etmeli? Nasıl daha iyiye gideceğiz ki biz? Eminim bu kararları veren insanlar dost ahbap sohbetlerinde Avrupa şehirlerine methiyeler düzüyorlardır. Biraz çalıştıralım kafaları ne olur?



Yukarıdaki bu fotoğrafta gördüğünüz yeni asfaltlı yol sabah okul trafiği esnasında kapalıydı ben o saatlerde akıl edemediğim için fotoğraf işini akşam üstü açıkken çekebildim.



Sabah evden çıkıyorsun çocuklarını okula bırakacaksın belki işe yetişeceksin. Yazın şehir bomboşken ortalarda görünmeyen belediye okullarla birlikte açılış yapmış, 5-6 yerde şerit kapatmış çalışıyor. O da yetmezmiş gibi önünde sağda bir sürücü kursu arabası solda bir sürücü kursu arabası tıntın gidiyor. Bir dolu cambazlıkla ilerlemeye çalışıyorsun. Var mı sizin de böyle yaşadıklarınız tahmin ediyorum ki beterleri de vardır. Ama ne olur sessiz kalmayalım. Koyun değiliz. Bu işlerin başında olanlar bizden akıllı değiller.




Fotoğrafları cep telefonu ile çektiğim için çok iyi değiller. Sabır gösterip okuyanlara teşekkür ederim. Bu da bir ses duyurma yolu olsun dedim.

Öğretmen ve öğrencilere ve tabii velilere de sağlıklı, başarılı ve huzurlu bir eğitim-öğretim yılı diliyorum:)

Salı, Mayıs 24, 2011

ANANASLI ALT-ÜST KEK


Son 1 senedir güncel yabancı dizileri takip ediyorum. House M.D. ile başladım. Desperate Housewives (Umutsuz Evkadınları) ile devam ettim. Her yeni bölüm yayınlandığında her ikisini de seyretmeye çalışıyorum. Anlattıklarımın tarifle ilgisi?... Var tabii:)) Desperate Housewives ın 7. sezonunda sanırım 17. bölümdü Bree (yemek konusunda en becerikli olan) bir kek yaptı. Eeee o yapar da ben durur muyum? Hemen kalktım ben de aynı kekten yaptım.

Malzemeler :

4 dilim ananas
2 yemek kaşığı tereyağ
4 yemek kaşığı esmer şeker
3 yumurta
1,5 bardak şeker
1/2 bardak sıvı yağ
1/2 bardak krema
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2,5 bardak un



Yapılışı:

Bir tavada tereyağını eritin ve ananas dilimlerinin her iki yüzünü de bir miktar kızartın. Sonra üzerlerine esmer şeker ekleyip karamelize olmasını sağlayın. Ve yağladığınız 22 cm. lik kalıbınıza ananas dilimlerini dizin, tavada kalan karameli de kalıba sıyırın beklesin.
Yumurta ve şekeri iyice çırpıp, yağı ve kremayı ekleyin. Unu kabartma tozu ve vanilya ile birlikte eleyip sıvı karışıma bir spatula yardımı ile ilave edin. Kek hamurunuzu kalıba boşaltın ve 170 derecede 40-45 dk. pişirin.

Bree, kekin ananas dilimlerini kızartması ve karamelize etmesi dışında tarifi vermedi tabii. Ben kek hamurunu kendim yaptım. Bence güzel oldu. Kek hamuru kısmında siz kendi sevdiğiniz bir karışımı da deneyebilirsiniz.

Kek piştikten sonra servis tabağına altı üste gelecek şekilde konduğu için sanırım adı alt-üst kek.

Herkese keyifli bir hafta diliyorum. Sofranızdan bereket, evinizden huzur eksik olmasın:)

Cumartesi, Nisan 30, 2011

GARANTİLİ SUFLE TARİFİ




Tarif Emel Başdoğan' a ait. Geçen yıl yanılmıyorsam Mayıs ayı gibi Kanal D de tam da öğlen saatlerine denk gelen "Tam Tadında" isminde bir yemek programı hazırlıyordu Emel Başdoğan. Hiçbir programını kaçırmamaya çalışıyordum. O kadar kaliteli, o kadar öğretici ve o kadar güzel bir programdı ki. Ve bir gün aniden yayından kalktı. Yaz dönemine girildiği için ara verildiğini düşünmüştüm ama maalesef yeni yayın döneminde başlayan programlardan biri olamadı. Neden bu tür yapımlar yeterli reyting alamaz anlayamıyorum, sanırım içinde sansasyon olmadığı için:(





16.06.2010 günü yayınlanan "Tam Tadında" programında Emel Başdoğan kızına çeyiz niyetine bırakacağı birkaç demirbaş tarifinin olduğunu, bunlardan birinin de başarısı garanti olan sufle tarifi olduğunu söyledi. Ben de hemen not aldım tabii. Neredeyse 1 yıl olmak üzere ama ben başarısından yapmadan emin olduğum tarifi ancak bu akşam yaptım ve beni yanıltmadı. Güzel Prensesim ile birer tane yedikten sonra hemen geçtim bilgisayarın başına. Çoğu kişinin sevdiği ama yapmaya cesaret edemediği, yapsa bile her seferinde başarılı olamadığı sufleyi bu tarifle yapın afiyetle yiyin diye hemennn yazıyorum:))

ÇİKOLATA SUFLE

Malzemeler :

30 gr tereyağ
3 yemek kaşığı toz şeker
120 gr bitter çikolata
1 paket vanilya
4 yumurta sarısı
4 yumurta beyazı
1 tutam tuz
1 yemek kaşığı pudra şekeri
1 tatlı kaşığı limon suyu
1 yemek kaşığı sıcak su



Yapılışı :

1- Çikolataları kırın. Tereyağ ile birlikte benmari usulü eritin. Tereyağ altta çikolatalar üstte olsun. Su dolu bir kabın içine başka bir kabın yüzer şekilde konarak içindekilerin eritilmesi benmari usulü oluyor.

2- Yumurta beyazlarını bir tutam tuz ilavesi ile katılaşana kadar çırpın. Daha sonra içine 1 yemek kaşığı pudra şekerini ve 1 tatlı kaşığı limon suyunu karıştırın.

3- 1 yemek kaşığı sıcak su ile 3 yemek kaşığı şekeri karıştırıp şeker eriyinceye kadar ocakta tutun.

4- Yumurta sarılarını vanilya ekleyerek çırpıp, erimiş şekeri yavaş yavaş ilave edip çırpmaya devam edin. Daha sonra erimiş çikolata-tereyağ karışımını ekleyin.

5- Bu arada fırını 190 dereceye ısıtın ve sufle kaplarınızı tereyağ ile yağlayıp üstlerine toz şeker serpin.

6- Çikolatalı karışımın içerisine çırpılmış yumurta beyazı karışımının önce az bir miktarını karıştırıp daha sonra tamamını ilave edip beyazlar sönmeden yavaş yavaş karıştırarak homojen olmalarını sağlayın.

7- Sufle kaplarını 1 parmak boşluk kalacak şekilde doldurup önceden ısıtılmış fırına sürün ve 13 dakika pişirin.

8- Fırından çıkardığınızda sıcak sıcakken; pudra şekeri serperek, üzerine bir top dondurma koyarak veya çırpılmış krema ilavesi ile servis yapabilirsiniz.

Daha önce de sufle denemelerim olmuştu ama bizim en çok hoşumuza giden tarif bu oldu. Bir daha eve sufle getirteceğimi yada dışarıda sipariş verip 30 dakika bekleyeceğimi hiç sanmıyorum. İnanın çekinmeyin, siz de deneyin. Evde kendi yaptığınız sufleyi yemenin tadına varın. Afiyet olsun...

Sevgili Emel Başdoğan' a tarif için, programlarında ondan öğrendiklerim için çok teşekkür ediyorum. Böyle insanlar iyi ki varlar.

Geçen pazar günü Hürriyet Gazetesi Pazar ilavesinde Ayşe Arman'ın Arman Kırım Bey ile yaptığı röportajı okumuş ve kanser ile mücadelesini, rahatsızlığını öğrenmiş, çok etkilenmiş ve çok üzülmüştüm. "Büyütmem gereken bir kızım var şalteri nasıl kapayabilirim?" diyen Arman Bey in ölüm haberini duydum 3 gün sonra. Çok üzüldüm. Arkasında kendini hatırlatacak eserler bıramış olması sanırım tek teselli. Ben de Hürriyet Gazetesi' nde "Simit-Havyar" isimli köşesinde verdiği tariflerden 2 tanesini deneyerek sayfamda yer vermiştim. Burada ve buradaki tarifler sonucundan çok memnun kaldığım tariflerindendi Arman Bey'in. Kendisine Allah tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Allah ım eşine ve kızına sabır ve metanet versin!

Sevdikleriniz sağlıklıyken değerini bilerek, tadına vararak yaşayacağınız günler diliyorum hepinize. Keyifli bir pazar olsun herkese :)

Salı, Nisan 26, 2011

KURU DOMATESLİ ve ZEYTİNLİ EKMEK


Malzemeler :

1 cup (230 ml) + 110 ml ılık su (su bardağı ölçüsü 1 tam + 3/4 )
2 yemek kaşığı toz şeker
1 paket instant maya
1 tatlı kaşığı tuz
1 yemek kaşığı zeytinyağı
2 yemek kaşığı yoğurt
2 cup kepekli un (su bardağı ölçüsü ile toplamda 4,5 bardak un)
2 cup beyaz un
2 yemek kaşığı ruşeym
1 avuç kadar çekirdeği çıkarılıp doğranmış siyah zeytin
6-7 adet zeytinyağında bekletilmiş kurutulmuş domates dilimlenmiş

Yapılışı :

Ben ekmek makinası aldığımdan beri ekmeklerimi makinayı kullanarak yapıyorum. Önce şeker, maya, ılık su, tuz, zeytinyağını koyup üzerine unu ekliyorum. Makinanın genelde 1 nolu 3 saatlik programını seçiyorum. Büyük boy, orta kabuk renginde başlatıyorum çalıştırmaya. 40 dk kadar sonra bip sesi ile birlikte zeytin ve domatesi ekledim. İç malzemelerim değişiklik gösterebiliyor. Özellikle pazar kahvaltılarına çok yakışacağını düşündüğüm bu tarifi denemenizi öneririm.

Yaklaşık 2,5 saat sonra bütün evi kaplayan misss gibi bir ekmek kokusu oluyor. Sadece bunun için evde ekmek pişirmeye değer. Ayrıca kızlarımın küçüklüklerinden anılarında böyle kokular kalmasını çok önemsiyorum. Çünkü biliyorum ki; ileriki yaşlarda duydukları bir koku ile çocukluklarının o mutlu günlerine geri dönüp yaşama sevinci kazanacaklar. O gün yaşadıkları zor bir olayı yada sıkıntıyı belki de böyle aşacaklar.

Herkese ağız tadı yerinde, bol bereketli sofralar ve keyifli günler diliyorum :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...