Cuma, Aralık 06, 2013

İZMİR YEMEK BLOGU YAZARLARI 5. BULUŞMASI




İzmir Yemek Blogu Yazarları Buluşmalarının 5. sini gerçekleştirdik geçen pazar :)  1. buluşma, 2. buluşma, 3. buluşma, blogumda yazamadığım (güzel prensesimin üniversite sınav telaşı nedeniyle) 4. buluşma derken her seferinde daha da büyüdü blog ailemiz. 



Bu seferki toplantımızı Sevgili Tülay, Mine, Müberra, Nilgün, Nergis ve Dilek arkadaşlarımız organize ettiler. Kapıdan girer girmez Renkli Kolonya nın hazırladığı, çekiliş numaralarımızın da yer aldığı minik lavanta şişeleri, nilabelle nin hazırladığı renkli lezzetli makaronlar ve en önemlisi komitedeki arkadaşlarımızın sıcacık ilgileri ve güler yüzleri ile karşılandık. Hepsine verdikleri emek için, bu güzel keyifli gün için çok teşekkür ediyorum.



Ve asıl sürpriz mesleği mimarlığın detaylardaki özenini pastacılığında da gösteren Sevgili Nergis' in hepsi birbirinden özel birbirinden güzel kurabiyeleri oldu. Yaptığı öyle böyle bir emek değildi. Hepimizin blog ve face adreslerine girerek fotoğrafımıza ve kişisel özelliklerimize uygun şahsa özel şeker hamurlu 3 boyutlu kurabiyeler hazırlamış. Kendisine buradan da çok teşekkür ediyorum, ellerine kollarına, yüreğine sağlık!




Masalarımıza geçtiğimizde bu defa da toplantımızı gerçekleştirdiğimiz İzmir in bence en özel mekanlarından olan Tepekule Özel Günler Salonları' ndan A7 Şehir Kulübü nün özenle hazırladığı lezzetlerle karşılaştık. Keyifli bir sohbet eşliğinde yemeklerimizi, Dr.Oetker tarafından ikram edilem mozaik pastamızı ve Baca Cafe tarafından hazırlanan pastalarımızı yedik.




Organizasyonu yapan arkadaşlarımız toplantımızı destekleyen sponsor firmalarımızdan çekilişler yaptılar. Bana da Dr. Oetker den Güneş kek kalıbı çıktı :)) Hiç kimse hediyesiz kalmadığı gibi firmaların bizler için hazırladığı ürün paketleriyle ellerimiz kollarımız dolu bir halde ayrılırken bir sonraki toplantıda buluşmak üzere vedalaştık.

Sonraki buluşmayı hazırlayacak ekip; Sevgili Esma, İsmet, Selma, Şermin ve ben olduk. Arkadaşlarımızın yükselttiği bu çıtayı yakalayabilmek hatta daha yükseğe taşımayı başarmak, yine keyifli unutulmaz bir gün yaşamak istiyoruz.




Çektiği fotoğraflarla günümüzü daha da özel kılan arkadaşım Sevgili Figen' e de emeklerinden ötürü çok teşekkür ediyorum.

Buluşmamızda emeği geçen sponsor firmalarımız :

http://www.bacacafe.com/
http://bumerang.hurriyet.com.tr/ 
http://www.durubulgur.com/ 
http://www.droetker.com.tr/
http://www.chado.com.tr/ 
http://www.emsan.com.tr/ 
http://www.evim.net/ 
http://www.estuz.com.tr/ 
http://aryıldız.com/ 
http://www.figenkaravas.com/
http://www.feast.com.tr/ 
http://ekofit.com.tr/ 
http://www.mutlumutfaklar.com/fairy/ 
http://www.gurmereyon.com/ 
İnanlı Yapı : Eski İzmir Caddesi No : 319 Karabağlar / İzmir Tel: 02322261088 
http://www.imse.com.tr/
http://www.mentos.com.tr/
www.nilabellemacaron.com
http://www.porland.com.tr/ 
http://www.pepsico.com.tr/
http://renklikolonya.blogspot.com/
http://www.selva.com.tr/ 
http://www.sokeun.com.tr/
http://www.tepekuleizmir.com/ 
http://www.tazemasa.com/ 
http://www.ugur.com.tr/ 
http://www.vivident.com.tr/ 
http://www.ykm.com.tr/kurumsal/ 
www.cheetos.com.tr
www.liptonicetea.com.tr
www.tropicana.com 
www.fritolay.com.tr 
www.martiyayinlari.com
www.bademmutfak.com

Hep güzel günlerde güzel paylaşımlarda bulunabilmek dileğiyle...

Herkese keyifli, mutlu ve güzel bir haftasonu olsun :)


Pazar, Aralık 01, 2013

ELMALI TURTA




Annelerimizin günlerinde en çok yaptıkları elmalı kurabiyenin başka bir versiyonu bu tart bence. Hep çok zor zannederdim bu tarifi, ta ki blog arkadaşlarımı evimde ağırlayacağım zaman Sevgili Ufuk un tarifini deneyene kadar. Çok da beğenildi. En kısa zamanda sizler de deneyip tadına varın bu enfes tarifin ;)

Malzemeler :

Hamuru için :

250 gr tereyağı oda sıcaklığında
2 adet yumurta
10 çorba kaşığı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un

Üzeri İçin :

4 adet rendelenmiş süzülmüş elma (ben 6 adet kullandım)
8 çorba kaşığı toz şeker
2 çay kaşığı tarçın
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz

Üzerine serpmek için pudra şekeri

Yapılışı :

Tereyağı şeker ve yumurtayı iyice karıştırın. Kabartma tozunu ve unu yavaş yavaş ekleyin. Hamur elinize yapışmamaya başladığında un eklemeyi bırakın. Yuvarlak veya kare küçük bir borcamı yağlı kağıt ile kaplayın. Yoğurduğunuz hamurun üçte ikisini kalıba yayıp kalanını streçleyip 10 dakika kadar derin dondurucuya kaldırın.

Elma şeker ve tarçını elmalar suyunu çekene kadar pişirin ve en son cevizi ekleyin.

Elmalı harcı borcamdaki hamurun üzerine yayın. Buzlukta bekleyen hamuru rendenin iri tarafı ile elmalı harcın üzerine rendeleyerek üstünü kaplamasını sağlayın.

Önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında üzeri pembeleşene kadar pişirin. İyice soğumasını bekledikten sonra pudra şekerini tartınızın üzerine eleyin.

Afiyet olsun...

İyi pazarlar, sağlıklı, huzurlu ve keyifli günler olsun hepimize :)


Cuma, Ekim 04, 2013

LİMONATA ve LABNELİ KEK




Annneee diye seslendi içeriden Güzel Prensesim "Anne insanlar bloguna giriyorlar yeni bir şeyler ekle". Evet benim de niyetim bugünlerde öyle yapmaktı ama erteliyordum sürekli. Bir blogcu arkadaşım ayda bir blogunu güncelleyene blogcu demem ben demiş. Bu durumda ben felaket durumdayım. Ama bir yandan da şöyle bir düşüncem var. Ben blog yazmaya kendimi birilerine kanıtlamak için başlamadım ki; sevdiğim için, ilgimi çektiği için hobi olarak yazdım hep. Şimdilerde veya uzun zamandır ilgim başka yönlere kaymış olabilir mi? İnsan; sürekli gelişen değişen bir varlık, tabii ki olabilir. Aralıkları açık olsa da blogumu güncellemeyi sürdürmek istiyorum. Veee diyorum ki havaların aniden soğumasıyla yazın bitişinin kafamıza daha bir dank ettiği bu buz gibi günlere uygun olmasa da, bizim evde hala yapılmaya devam eden Sevgili Figen'in ev yapımı limonata tarifini denemediyseniz deneyin. Nane bol marketlerde ve de pazartesinden sonra hava yine yaz gibi olacak. Tarifi ben kendi yaptığım şekliyle vereceğim. 

LİMONATA


Malzemeler :

6 adet kalın kabuklu limon
1-2 adet kalın kabuklu portakal (arzuya bağlı)
5-6 dal taze nane
3 yemek kaşığı + 2,5 su bardağı şeker
4 lt su

Yapılışı :

Limonların ve portakalların kabuklarını rendeleyin. Ayıklanıp yıkanmış nane yapraklarını, rendelenmiş kabukları ve 3 yemek kaşığı şekeri bir kaba alın. Bir tane limonun da suyunu sıkın ve hepsini el blendırından geçirin. 4 lt suyu alabilecek bir kaba önce bu malzemeyi alın ve sonra limonların sularını sıkarak limon sularını, kabukları dahil ilave edin. Şekerini ve suyunu da koyup bir kaç saat mümkünse 1 gece bekletin.


İnce telli bir süzgeç ve tülbent yardımı ile limonatayı süzün ve sürahilere alın. İşte bu kadar... Dışarıdan aldığınız hiç bir içecek bunun yerini tutamaz. Teşekkürler Figen cimm :)

LABNELİ KEK



Tarifin orjinali Sevgili Dilek' e ait. O bu tarifi Bardacıklı Kek olarak yayınladı. Ben ilk denediğimde bardacık yerine taze kayısı ile yaptım. İkinci denememde meyvesiz sadece fındık kırığı ekleyerek ve bu defa da damla çikolatalı cevizli olarak yaptım. Her denememde muhteşem sonuçlar elde ettim. 

Çocuklarıma bebekliklerinden beri bir tabakta ne kadar çok şeyi birarada yedirirsem o kadar mutlu hissediyorum kendimi. Güzel Prensesim e tarhana çorbası içerisinde dil balığı yedirmişliğim çoktur. Meyve püresi hazırlarken eklemediğim meyve kalmazdı. Bu tarif de bu duygumu tatmin edecek cinsten. Düşünsenize 1 dilim kek yedirdiğinizde çocuğunuz peynir ve yumurtasını da yemiş oluyor :))

Malzemeler :

4 adet orta boy yumurta
200 gr toz şeker (yaklaşık 1.5 su bardağı oluyor)
200 ml sıvı yağ (1 su bardağı)
200 gr labne peyniri
1 paket kabartma tozu
280 gr un
1 adet limon kabuğu
Yarım limonun suyu
1 su bardağı damla çikolata
1 su bardağı iri kesilmiş ceviziçi

Yapılışı :

Yumurtayı çırpın, şekeri ilave edip krema kıvamına gelinceye kadar çırpmaya devam edin. Yağ, labne peyniri, limon kabuğu ve limon suyunu da ekleyip 2-3 dakika daha çırpın. Unu ve kabartma tozunu eleyerek karışıma ilave edin, karıştırın. Damla çikolata ve cevizi de ekleyin. 24 cm kelepçeli kalıpla 170 derecelik fırında 30-35 dakika kontrollu bir şekilde pişirin. 

İçindeki labneden olsa gerek durdukça lezzetlenen harika bir kek bu. Teşekkürler Dilek' cim :)

Okullar açılalı 3 hafta oldu bile... Hepimize keyifli, güzel bir haftasonu olsun!


Cuma, Eylül 06, 2013

GREYDER ALMAYIN !





Bizim gibi bir Greyder maduru Serdar Bey yazmasaydı ben tembelliğime devam edecektim, ama evet yazmalıyım ki insanlar bilsin dedim. Onun hikayesi için bir tık lütfen. 

Gelelim benim hikayeme:

28 Nisan tarihinde daha yaz sezonu yeni açılmışken büyük kızıma bir sandalet aldık; Greyder' in Forum Bornova Mağazası' ndan. Mayıs ta hiç giymedi. Haziran ın son haftası 1 kere giydi. Temmuz da belki 2 kere daha giymiş olsun, hadi hadi 4 kere daha giymiş olsun. Ayakkabıyı maksimum 5 kere kullandı yani. Ve ayakkabının bir tekinin tabanında baş parmağı hizasında tabanda çökme ve büzüşme oldu. Eee kocaman bir markadan alışveriş etmenin rahatlığı ile kızıma "mağazaya götür mutlaka çözerler" deyip kendimce konuyu kapattım. 


Mağazaya götürdüğünde Merkeze incelemeye göndereceklerini söylemişler. 1 hafta kadar sonra da cevap geldi;  matbu bir yazı ki, bu tür cevabı ne kadar çok verdiklerini de gösteriyor. 


Üretim yada materyal kaynaklı bir hata olmadığını ve tadilatımızı yapamayacaklarını ÜZÜLEREK bildirmişler.

Aynen Serdar Bey in yaptığı gibi twitter dan yazmak geliyor benim de aklıma. Bu yolla bir çok firmaya, bir çok kişiye ulaşmışlığım var. 4 Ağustos ta yazdığım 3 tweet e, 5 Ağustos ta iletişim bilgilerimi Direk Mesaj ile greyder e göndermemi isteyen bir cevap geliyor, hemen gönderiyorum. Tabii araya bayram giriyor, ne arayan var ne soran. Bayram tatilinden önceki 2 gün arayabilirlerdi ya da tatil sonrası ama YOK! 12 Ağustos ta tekrar tweet atıyorum bilgilerimi gönderdim ama aranmadım diyorum yine ses yok. 

Bunun üzerine 12 Ağustos ta müşteri temsilcilerini arıyorum. Bana görüşeceğim kişinin Bahar Hanım olduğu ama yıllık izinde bulunduğu bilgisini veriliyor. Ramazan bayramından sonraki haftaydı ve ben bir hafta daha bekleyerek ayın 19 unda Bahar Hanım' ı tekrar arıyorum. Arıyorum, ama ulaşmak ne mümkün. İnternet sitelerinde verilen telefonu, yani izinde olduğu bilgisinin verildiği telefonu aradığımda başka bir numara veriyorlar. Sürekli meşgul. Saat öğleden sonra 2 civarı ve günlerden salı. Aaaa o da ne, çalıyor ve telefon açıldı. Bir bant kaydı "Sayın müşterimiz greyder e hoş geldiniz. Müşteri hattımız hafta içi saat 8:30-17:00 saatleri arasında hizmet vermektedir. İyi akşamlar dileriz." ŞAKA GİBİ... Neyse tekrar ilk aradığım numarayı arıyorum. Meşgul olduğu için defalarca aramadan sonra santralde çıkan kıza durumu anlatıyorum" buradan bağlayayım o zaman" diyor. İLK ARADIĞIMDA NEDEN BAĞLAMADIN ??? demiyorum o an aklıma gelmiyor. Hani müşteri temsilcisi ile görüşeceğim, sorunum çözülecek ya, onun derdindeyim. Neyse; bayram tatilini bir türlü bitiremeyen Bahar Hanım karşımda. Konuyu anlatıyorum; ayakkabının fotoğraflarını göndermemi söylüyor. Ayakkabının merkezde incelenip geri gönderildiğini kayıtlardan buluyor Bahar Hanım, ama fotoğraf istiyor ya; ümitleniyorum. 19 Ağustos ta hemen ayakkabının 3-4 değişik açıdan çekilmiş fotoğrafını yolluyorum. Başlıyorum beklemeye gene ses yok. Bir 10 gün kadar; arada tweet atarak, ama sabırla bekliyorum. 

Bornova Kaymakamlığı' na bağlı tüketici hakem heyetine başvuruyoruz. Onlar da ayakkabıyı Ayakkabıcılar Sitesi' ndeki bilir kişiye götürmemizi istiyorlar. Götürüp bırakıyoruz. 1 hafta sonra gidip alıyorum ve sonuç ile birlikte yazdığım dilekçeyi Hakem Heyeti ne teslim ediyorum. Bilir kişi imalat hatasıdır demiş :) Zaten öyle bir durum ki, kullanıcı hatası olmasına imkan yok. 

Neyse bu arada 29 Ağustos ta Bahar Hanım ı tekrar arıyorum. Ayakkabının fotoğraflarını gönderdim. Bir türlü bana geri dönmediniz. Kızım bütün bir yaz ayakkabısını giyemedi sizin gibi işini doğru yapmayan elemanların, Greyder gibi müşteri memnuniyetini hiçe sayan bir zihniyetin mağduru oldu falan diyeceğim. Ama o da ne, Bahar hanım bu defa da 30 Ağustos u bahane ederek tatile çıkmış. Koskoca Greyder tek müşteri temsilcisi ile iş yürütmeye çalışıyor. O da yürümüyor, yürütemiyor zaten.

O gün evde yardımcım var. Ayakkabıyı alıp eve döndüğümde onu üzgün ve kızgın olarak buluyorum. Nedeni GREYDER! Bu kadar mı tesadüf olur? Bu kadar mı herkese aynı davranırlar? Sattıkları malın hiç mi arkasında durmazlar?  O da, Ege Ünv. Tıp Fakültesinde öğrenci olan kızına ayakkabı almış 10 gün önce. Daha 2. giyişinde tokası kopmuş. Mağazaya götürmüşler aynı şeyler. Merkeze incelemeye gönderilecek falan. Hiç bir şekilde yardımcı olmak yok. O da müşteri hattına ulaşmak istemiş. Çok ilgisiz davranmışlar. "Pazardan alışveriş yapsaydım daha ciddi muhatap bulurdum, pazarcı ya yenisini ya paramı verirdi" diyor. Doğru söylüyor!

Bu arada maillerime cevap verilmedi diyorum Bahar Hanım'a ve  bana şu şekilde bir cevap gönderiyor:

 " Merhaba;
19 08 2013 tarihinde yapılan görüşmeye istinaden 1070 form ile İzmir forum üzerinden gönderdiğiniz 8202 a.kahve 37 numara ürününüzdü oluşan taban çökmesinde üretim ve materyal kaynaklı hataya rastlanmadığı için iade / değişim / tadilat desteği verilemediğine dair tarafınıza bilgi verilmiştir. Tarafıma 29 08 2013 tarihinde iki tane mailiniz ilgili birimimizden 30 08 2013 tarihinde yönlendirilmiş olup 30 08 / 31 08 / 01 09 2013 tarihlerinde izinli olunduğu için bugün cevap verilmektedir.
Bilginize.
Saygılarımla."
Yukarıdaki paragrafta ben bir cevap göremiyorum. Siz görebiliyor musunuz?
Kısaca; kızım ayakkabısını yaz boyunca giyemedi. Greyder firmasının müşteri memnuniyetine bakış açısı!, çalışanlarının işlerini yapmaktaki özenleri! sayesinde 110 tl ye aldığımız ayakkabı; Greyder merkeze gönderildi-geldi, Tüketici Hakem Heyeti tarafından bilir kişiye gönderildi-geldi. Sonuç imalat hatası olduğu halde olay henüz Hakem Heyeti' nde ve oradan olumlu sonuç çıkarsa firma ile biz görüşecekmişiz. Firmanın itiraz hakkı varmış ve bu durumda mahkemeye gidermiş olay. Ama imalat hatası olan durumlarda genellikle itiraz etmiyorlarmış. Bu arada Tüketici Heyeti burada ne iş yapar anlamış değilim. İşte firmalar bunu bildikleri için bu kadar lakayt davranabiliyorlar herhalde. 
Ancak müşteri memnuniyetine çok önem veren firmalar da var. HOTİÇ gibi, MARKAFONİ gibi... Geçen yaz sezon başında Markafoni aracılığı ile aldığım Hotiç sandaleti yaz sonunda topukta soyulmalar olduğu için geri gönderdim ve paramı geri ödediler. İşte büyük firma böyle olur!
Bir daha Greyder' in vitrinine bile dönüp bakmam. Sizlere de oradan ayakkabı almak istediğinizde bir daha düşünmenizi öneririm. Bir sorun çıktığında muhatap bulamayacağınızı bilin. Muhatap zannettiğiniz kişilerin ilgilenmeyeceğini bilin. En önemlisi Greyder Firmasının Müşteri Memnuniyeti şeklinde bir ilkesi bulunmadığını bilin.
Herkese keyifli, mutlu bir hafta sonu diliyorum...





Cuma, Mayıs 24, 2013

ÇİLEKLİ TART





Hani bazı insanlar vardır; ne yapsalar mükemmelini başarırlar. Yukarıdaki tarifin sahibi tam da böyle birisi; Sevgili Petek... Pie blogunun sahibi, İzmirli bloggerların yakından tanıdığı bir isim. Çilekli Tart tarifinde anlattığı günkü şanslı insanlar arasında ben de vardım. Hayatımda yediğim en güzel tarttı ve tadı damağımda kaldı. O gün bugündür tarifi deneyeceğim, kısmet bu güneymiş. Taze taze sizlerle de paylaşayım istedim. Bir kere şunu söyleyeyim ki kesinlikle çok zahmetli değil ve de sonuç nefis. Aynı tart hamuruyla değişik tarifler oluşturmak da mümkün. 

Malzemeler :

Hamuru için :

2 su bardağı un
3/4 su bardağı riviera zeytinyağı
1/2 çay kaşığı tuz
3-4 yemek kaşığı çok soğuk su

Kreması İçin :

750 ml süt
225 gr toz şeker
75 gr mısır nişastası 
15 gr süt
2 yumurta
Vanilya
200 ml krema

Yapılışı :

Önce kremanızı hazırlayın ve soğumaya bırakın. Bunun için vanilya ve krema hariç bütün malzemeyi koyu muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Altını kapatınca vanilyasını ve dilerseniz limon kabuğu rendesini ekleyin. Soğuduğunda 1 paket krema ile çırpın.

Hamuru için un, tuz ve zeytinyağını çırpma teli ile çırpın. Soğuk suyu ekleyince el ile yoğurun. Hamuru yağlayıp bir miktarda un serpiştirdiğiniz kalıba bastırarak kenarları da yüksek olacak şekilde yayın. Önceden ısıtılmış 220 derece fırında pembeleşene kadar pişirin. 

Soğuyan hamurun üstüne kremasını bolca yayın ve yarım paket tart jölesi ile parlattığınız çilekleri dizin.

Tarif için Sevgili Petek' e çok teşekkür ediyorum.

Herkese çilekli tart tadında keyifli bir hafta sonu olsun :)

Cuma, Nisan 19, 2013

SİYAH BEYAZ KURABİYE





Tarif; Facebook ta çok güzel bir sayfanın Mavi Mutfak' ın sahibi Sevgili Gökçe' ye ait. Mavi Mutfak sayfasından haberdar olmamı sağlayan arkadaşımın da Facebook ta birbirinden özel ve güzel tariflerle dolu bir sayfası var; Sevgili Selda' nın Elimin Lezzeti Mutfakta sayfası. Her iki sayfayı da beğenmenizi ve tariflerden faydalanmanızı öneririm.

Kurabiyeyi ilk defa yakın bir arkadaşımın oğlunun doğum günü kutlamasına giderken yapıp götürmüştüm. Kırıntısı bile kalmadı; o kadar beğenildi. Çocuklar tarafından beğenilmesi benim işime geldi tabii. Okul dönüşü veya akşam ders arası mola atıştırmalığı olarak yaptıklarım arasına bu kurabiyeyi de ekledim ve ara ara yapar oldum. Küçük kızım okula yanında götürdü bir kaç defa ve paylaştığı her arkadaşının annesi arayarak tarif istedi benden. O kadar beğenildi yani, gönül rahatlığı ile deneyin, kahvenin çayın yanında keyifle tüketin derim ben:)

Kurabiye fotoğrafını bu sene üniversite sınavlarına hazırlanan Güzel Prensesim çekti. Ders arasında sütü ile birlikte yesin diye götürdüm odasına. Bir kaç tane daha ilave ederek bloga ekleyebilmem için fotoğrafını  hazır hale getirdi. Umarım tüm öğrenciler emeklerinin karşılığını alır içinde benim kızım da...

Gelelim tarifimize;

Malzemeler :

Kakaolu (siyah) Kurabiye İçin :

80 gr tereyağı (oda sıcaklığında yumuşamış)
110 gr kahverengi şeker
50 gr toz şeker
1 yumurta (oda sıcaklığında)
1 paket vanilya
140 gr un
1 paket kabartma tozu
25 gr kakao
Bir fiske tuz
130 gr damla çikolata

Beyaz  Kurabiye İçin :

80 gr tereyağı (oda sıcaklığında yumuşamış)
110 gr kahverengi şeker
50 gr toz şeker
1 yumurta (oda sıcaklığında)
1 paket vanilya
160 gr un
1 paket kabartma tozu
Bir fiske tuz
130 gr damla çikolata

Yapılışı :



İki kurabiye için iki ayrı kap kullanın. Tereyağı ve şekeri mikserle karıştırın. Yumurta ve vanilyayı ekleyin, yine çırpın.
Un, kabartma tozu, tuzu ekleyin. Kakaolu kurabiye için bu aşamada kakaosunu ekleyin. 
İki kaptaki karışımı da güzel bir hamur olana dek yoğurun ve damla çikolatalarını ekleyin. 
Buzdolabında yarım saat dinlendirin.
İki hamurdan da ceviz büyüklüğünde toplar yapın ve bir siyahından bir beyazından üst üste koyup yağlı kağıt serilmiş tepsinize dizin.

Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında 13 dakika pişirin.
Bu 13 dakika sonunda tepsiyi fırından hemen çıkartıp serin bir yerde soğumaya bırakın.

Tarif sahibinin deyimi ile "içi yumuşacık, mis gibi bir lezzet!"...  Tarifin orjinali için lütfen bir tık :)




Herkese keyifli, kurabiye tadında bir haftasonu diliyorum...

Perşembe, Mart 07, 2013

TEPEKULE CATERİNG İŞBİRLİĞİ İLE MİRANDA ZEYTİNYAĞLI LEZZETLER





19 Şubat günü İzmirli Yemek blogu yazarı 7 arkadaşım ile birlikte Tepekule Catering Yiyecek İçecek Hizmetlerini yürüten SGB şirketi ve Miranda Ayvalık Zeytinyağları işbirliği ile hazırlanan Zeytinyağlı Lezzetler etkinliğine katıldım. Tepekule; İnşaat Mühendisleri Odası' nın bulunduğu bina idi benim için ve zaman zaman iş amaçlı uğramışlığım çoktu. Özel Günler Salonlarını ve özellikle de eskinin şehir kulübü havasının yaşatıldığı muhteşem manzaralı A7 Restoranını daha önce görmediğime çok hayıflandım. Firma yetkilisi Sevgili Derya İzgiş Hanım a bu nazik  daveti için çok teşekkür ediyorum. 

Tepekule' nin Şehir Kulubü' nün de bulunduğu katta; duvarları çeşitli okullardan öğrenci gruplarıyla yapılan yemek etkinliklerindeki fotoğraflarla süslenmiş, tertemiz, düzenli, donanımlı bir mutfakta Şef Binali Yılmaz' ın birbirinden lezzetli tariflerini yapmak için hazırlandık. Duvardaki fotoğrafların ilköğretim düzeyindeki çocuklara sağlıklı ve bilinçli beslenmeyi öğretmeyi amaçlayan bir sosyal sorumluluk projesi olduğu ile ilgili yaptıkları ve de bundan sonra yapacakları çalışmaları heyecanla dinledik. Şef Binali Yılmaz ve ekibine bu önemli projelerinde başarılar diliyorum.


 

Hepimiz Miranda önlüklerimizi takıp bankonun etrafına sıralandık Şef Binali Yılmaz' ın ve ekibinin büyük bir maharetle hazırladıkları tarifleri pür dikkat takip etmeye başladık. Tariflerden ilki Cevizli İncir tatlısıydı. Tatlının tarifi için sizleri Sevgili Tülay'ın sayfasına yönlendiriyor ve kendisine bu etkinlikteki emekleri için teşekkür ediyorum. 




Sonra el çabukluğu ile temizlenip bol limon sıkılmış suya atılan taze enginarlar ile Zeytinyağlı Enginar yemeğini yaptı Şefimiz. Arpacık soğanları ve sarmısakları zeytinyağında soteleyip 1 kaşık unu kavurup suyunu ekledik. Limon sıktık. Bu aşamada önemli olan bir çırpıcı ile sürekli karıştırıp unun pürüzsüz bir kıvamda olmasını sağlamak. Temizleyip bol limonlu suda beklettiğimiz enginarları ve iç baklaları da tencereye ekleyip tuz ve beyaz biber ilavesi ile pişirdik. Geçtiğimiz hafta içinde aynı tarifi evde yaptım. Sarmısak olarak tazesini kullanıp iç baklayı ise eklemedim ben. Her iki türlüsü de nefisti. Tarifin tam ölçülü yapılış şekli için Sevgili Mine' nin sayfasına lütfen...




Mutfağa alınan malzemelerin taze ve en iyisi olması için değişik pazarları gezdiğini anlatarak; roka ve kuzu kulağı otu ile bir salata yaptı Binali Bey. Otları eli ile iri parçalara ayırıp üzerine nar ekledi. Zeytinyağı ve tuzla tatlandırılan salatanın en üstüne İtalyanların parmesanı varsa bizim de İzmir tulumumuz var dedirten lezzetteki peyniri rendeledi. İnanın sadece bu salata ile doyabilirdim. Salata tabağından zor ayrıldım :)




Günün ana yemeği etli kirde idi. Bu yemek için şefimiz önce dana bonfileyi jülyen keserek soğanlı domates ve biberli bir et sote hazırladı. Ot ve biber ile çeşnilendirilmiş krep hamurunu pişirip bir kalıp yadımı ile keserek; krep - et sote - krep - et sote - krep şeklinde kat kat lezzet tasarladı. En üstüne yoğurt ekleyip, tereyağda kızdırılmış kırmızı biber sosu gezdirdi. Tarifin detaylı şekli için Sevgili Tülay' ın sayfasına bakabilirsiniz.

A7 Şehir Kulübünün muhteşem manzarası ve doyumsuz bir sohbet eşliğinde bu olağanüstü lezzetleri sırayla tattık, çok güzel bir öğlen yemeği yedik. 




Bu özel ve güzel etkinlik için; Tepekule Catering Firması SGB' ye, Miranda Ayvalık Zeytinyağları' na, firma yetkilisi Derya İzgiş Hanıma, Şef Binali Yılmaz ve ekibine, etkinlikte emeği geçen Sevgili Tülay' a, etkinlik fotoğraflarını çekerek güzel anlarımızı ölümsüzleştiren Sevgili Figen' e  çok teşekkür ediyorum.

Pazartesi, Şubat 11, 2013

NEVZİNE




Kurban bayramından önce Sevgili Mübeccel Facebook sayfasında tarifinin linkini verdiğinde, epeydir denemek istediğim bu tarifi bayram tatlısı olarak yapmaya karar verdim. Şurubunu dökünce de fotoğrafladım. Ancak fotoğrafı güzel çekemediğimi düşündüğüm için tarifi yayınlamadım. Bu gece blog şablonumu değiştiğimde ise yeni bir yayın eklemek istedim ve bu tarifte karar kıldım. Fotoğraf sizi yanıltmasın. Çok güzel bir tatlı. Mübeccel' in tarifini aynen uyguladım. Tarifi o da Kanal D de yayınlanan Soframız programından almış. 

Şerbeti İçin :

3 su bardağı şeker
2 su bardağı su
1 çay bardağı üzüm pekmezi

Hamuru İçin :

1 yumurta 
250 gr eritilmiş tereyağı
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
1 su bardağı tahin
2 yemek kaşığı sirke
1 su bardağı irice dövülmüş ceviz içi
1 kg un
2 çay kaşığı karbonat

Yapılışı :

Önce su ve şekeri bir tencereye koyun kaynatın. Fokurdamaya başlayınca 5 dk sonra altını söndürüp soğumaya bırakın. Daha sonra içine pekmezi ekleyip bir kenarda bekletin.

Hamuru için ceviz hariç tüm malzemeyi bir kapta yoğurun. En son cevizi ekleyin. Bir fırın tepsisinin içine hamuru elinizle bastırarak bir parmak kalınlığında döşeyin. Bir çatal yardımıyla uzunlamasına çizikler oluşturun ve bıçakla dilimleyin. 

Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Fırından çıkartıp 10 dk beklettikten sonra her yerine eşit olacak şekilde şerbetini dökün.

Şerbetini çektikten sonra servise hazırdır.

Bir şubat tatilinin daha sonuna geldik. Yarın sabah ders başı yapacak tüm öğretmenlere ve öğrencilere önce sağlık, sonra başarı ve kolaylıklar diliyorum.

İyi bir hafta olsun inşallah...

Perşembe, Ocak 31, 2013

Dr. OETKER SEVGİLİLER GÜNÜ ATÖLYE ÇALIŞMASI





Dr. Oetker amblemindeki bembeyaz kadın figürünün anlamı "aydınlık kafa" demekmiş. Yenilikçi düşünceye açık, ileriyi görebilen hep ileriye giden kadın...Kuruluşu ve yıllar içinde geldiği nokta ile ilgili videoyu izlerken özellikle 2 şey çok etkiledi beni. Birincisi Eczanesinde 500 gr unu en iyi şekilde kabartan karışımı bulan Dr. August Oetker' in, başkaları da aynı buluşu yaptığı halde; kendi ürününü pazarlama başarısı, bu başarının kendisi öldükten sonra bile ismi ile devam ettirilerek sürekli büyütülmesi... İkincisi 1960 larda dahi ürünlerini halka tattırarak beğenileri, eleştirileri dikkate alarak sürekli halka yakın bir firma olması. Günümüzde pazarlama taktikleri çok gelişmiş durumda. Dr. Oetker yıllarca yönetimi değiştiği halde kalitesinden hiç taviz vermeden halkın içinde bir firma olmayı başarmış.





Benim için Dr. Oetker; kullandığım tüm ürünlerinde beni yanıltmayan, ürünlerle beraber verdiği tariflerin mükemmelliği ile takdirimi kazanmış bir marka. Dr Oetker' in Sevgililer Günü için düzenlediği bir Atölye Çalışması' nda 12 blogger arkadaşımla birlikte bulunma şansını yakaladım. Dr. Oetker Türkiye İzmir merkezli bir firma ve fabrika Torbalı' da. Daha fabrikaya götürülme aşamasında başlayan mükemmel organizasyon ayrıntılarındaki titizlik ve özenle gün boyu kendimizi çok özel hissetmemizi sağladı. 




En ince ayrıntısına kadar özenle hazırlanmış deneme mutfağına geçmeden önce çay kahve eşliğinde bulut gibi Wolke lerden ve yumuşacık poğaçalardan yedik. Dr. Oetker' in kuruluşu, ürün yelpazesini sürekli geliştirmesi, çeşitli ülkelerde o ülkelerin kültürleri doğrultusunda yeni yeni ürünler eklemesi ve bunları yaparken de halkla içiçe olmasını anlatan çok güzel bir sunum izledik. Sunumdan çok etkilendiğimi söylemeliyim. 



                                 
Deneme mutfağına geçip Sevgililer Günü konseptli kalp pastalarımızı yaptık. Bunun için Dr. Oetker' in sanal mağazasında bulabileceğiniz kalp şeklindeki kalıbı kullandık. 

1/2 paket pandispanya ununa 4 yemek kaşığı su ve 2 yumurta ilave ederek çırptık. Kalp kalıplara döktüğümüz pandispanyayı 30 dk kadar 170 derecelik önceden ısıtılmış fırında pişirip biraz soğuduktan sonra kalıptan çıkartarak tel ızgaraya aldık.

Soğuyan pandispanyayı ikiye keserek 12 yemek kaşığı süt ve istediğimiz aromadan 3-4 damla kullanarak hazırladığımız karışımın yarısı ile alt parçayı ıslattık. 

Ara dolgu kreması için vanilyalı veya kakolu dolgu kremasını 200 ml süt ile çırparak ıslattığımız pandispanyanın üzerine sürerek istediğimiz meyvelerle, krokanla süsleyerek üst pandispanyayı kapattık. Tam ortasına elimizle hafifçe bastırıp kalan aromalı süt ile bu parçayı da ıslattık. 

Üzeri için Vanilinli Pasta Kremasını 300 ml süt ile çırpıp 4 yemek kaşığını sıkma torbasına ayırıp geri kalanı ile pastamızın her yanını kapladık. Sıkma torbasındaki kremayı seçtiğimiz uçlar yardımıyla pastanın üst ve alt kenarlarına sıkarak süsledik. 

Eros şablonunu pastanın üzerine koyup kakao eledik ve şablonu dikkatlice kaldırdık. Dr. Oetker' in kalp ve harf süslemeleri ile pastamızı tamamladık.




Eeee bu kadar çalışınca güzel bir öğlen yemeğini de hakettik tabii. Dr Oetker' in yeni pizzası Speciale Pizza ve ayran ile karnımızı doyurup, güzel bir sunum daha izledik.




Savaş alanı gibi bıraktığımız mutfağı mis gibi temizlenmiş ve özenle dizilmiş yeni malzemelerle teslim alıp Dr. Oetker Sade Kek Unu kullanarak hazırladığımız biberli, kaşarlı ve cevizli tuzlu muffinleri yaptık. 



Bunun için 3 yumurtayı bir fiske tuz ilavesi ile çırpıp, 1 bardaktan bir parmak eksik sıvıyağ, 1,5 bardak süt ekledik. 1 su bardağı kaşar peyniri rendesi, 1 su bardağı ceviz kırığı ve ince ince doğradığımız 1 yeşil ve 1 kırmızı biber ile 2-3 diş ezilmiş sarmısağı ilave ettik. Sade Kek karışımını döküp bir kaşık yardımıyla iyice karıştırıp muffin kalıplarına pay ettik. 





Önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında 25-30 dk kadar pişirdik. Fırından alıp ılındıktan sonra kalıplardan çıkartıp tel ızgara üzerine aldık. Diğer tarafta kalıplarla keserek şekillendirdiğimiz renkli biberleri hazırladık. Ve bir kürdan yardımıyla renkli biber şeker domates ile süslemelerini yaptık.  




Dr. Oetker' in fabrika binasını gördüğümde düşündüğüm ilk şey ne kadar temiz olduğu idi. İnanın her yeri ama her yeri pırıl pırıl. Zaten çok memnun olduğum Dr. Oetker ürünlerini daha da içim rahat kullanacağım artık.

Türkiye ayağının İzmir merkezli olmasından ayrıca gurur duyduğum Dr. Oetker Firmasına üretimde gösterdikleri özen için, sevgili çalışanlarına bizlere gösterdikleri ilgi ve konuk severlik için teşekkür ederim.

Ayrıca bana iyi ki blog yazmışım da böyle güzel dostlarım olmuş dedirten sevgili blogger arkadaşlarıma da kucak dolusu sevgiler...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...