Pazar, Mayıs 15, 2016

PARİS DİSNEYLAND TURUMUZ


Bu sömestride 2 gün Paris 2 gün Disneyland i kapsayan bir tura katıldık miniğimle. Adı miniğim kaldı ama maşallah büyüdü artık 13 yaşında bir genç kız oldu güzel kızım. En çok o istedi gitmeyi, Allah biliyor benim dil nedeniyle çok endişelerim vardı. Disney kısmı için de internetten araştırdığım, gidenlerden dinlediğim kadarıyla oyunlar için beklenen uzun kuyruklar gözümü korkutuyordu. 

Ancak,

Hiç de korktuğum gibi olmadı. Benim gibileri düşünerek bloga kısa bir yazı eklemek istedim bu nedenle.

Biz 4 aile Mng nin turu ile gittik. Ancak havaalanında diğer şehirlerden ve diğer turlardan gelenlerle birleştirilip karma bir grup halinde tek rehber eşliğinde gezdik. İlk günkü rehberimiz gerçekten işinin ehli ve efendi bir insandı. Aklımda ne kaldıysa onun anlattıkları diyebilirim. İkinci gün verilen rehber çok cıvık bir adamdı. Her anlattığına kendini ekledi gereksiz bir şekilde. Aslında bunu MNG ye yazmayı düşündüm ama fırsatım olmadı burdan okusunlar artık ;)


Napolyon kazandığı bir zafer sonrasında askerlerine evinize zafer taklarının altından geçerek gideceksiniz demiş ve bu Zafer Takı nı yaptırmış.



 Havaalanı çıkışında bizi bekleyen otobüse binip panaromik şehir turu diye adlandırılan gezintiyi yaptık. Hava maalesef yağışlı ve rüzgarlıydı. Rehberimiz geçtiğimiz güzergahları ve tarihlerini anlattı. Eyfel Kulesi karşısında kısa bir mola verip fotoğraflar çektik. Fransa da yaşayan Afrika lı göçmenlerin sattığı anahtarlıklardan aldık.


Akşam üzeri Paris in bir kaç yüksek binasının olduğu bölgedeki Pullman Otel e geçtik. Her şeyiyle çok rahat ettiğimiz çok güzel bir oteldi gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim.

Otelin çok yakınında metro durağı olduğunu da belirtmeliyim.

İlk akşam otel yakınındaki alışveriş merkezi civarında yedik yemeğimizi. Dil konusu inanın o kadar rahat hallediliyor ki. Ülkemizdeki Amerikan restoranları sayesinde aşina olduğumuz yemek isimleri işte o kadar. 

2. gün Eyfel kulesi ne çıktık. En üst kademeye değil de bir alt balkona kadar. Bakmaya doyulmayan tarih kokan bir manzara. Fransızların simetri hastalığını net görmenizi sağlayan bir bakış açısı. Buradaki mağazadan alışveriş yapmanızı önermem her şey 3 katı pahalı satılıyor.



Sonra şimdi gitsem kesinlikle katılmayacağım ekstra ücret ödediğimiz Seine Nehri turu vardı sırada. Hava zaten kötü genelde içeride oturmak zorunda kaldık. Ama en kötüsü rehberin hiç bir şey anlatmaması. Çünkü gezinti teknesinde bir görevli Fransızca olarak geçilen yerler binalar hakkında bilgi veriyor ancak kulaklıkta Türkçe çeviri yok. Sadece İngilizce bilenler dinlemeye çalıştı. Geri kalanlar için ne tarafa bakacağının şaşırıldığı değişik mimarideki köprülerin altından geçerek yapılan bir nehir turu. Yine de ilk defa gidenler katılmalı.





Öğle yemeği için verilen serbest zamanda İstanbul Kebapçısı na gitmek yerine Waffle yapan hoş dekorlu bir Fransız kafesini tercih ettik akıllı miniğim sayesinde. Waffle ın içine koydukları malzemye bağlı olarak tuzlu yada tatlı tercihi yapabiliyorsunuz. Fiyatlar oldukça makul. Turunuza sadece sabah kahvaltısı dahil ise lüks olmayan restoranlar tercih ettiğinizde 2 kişi için 40-50 Euro arasında bir para günlük öğlen ve akşam yemeğiniz için yeterli oluyor.


Öğle yemeği sonrasında Notre Dame Katedrali ni gezdik. Seine Nehri kıyısında bulunuyor ve yemek yediğimiz yere yürüyüş mesafesindeydi. Her dini mabed gibi kesinlikle etkileyici. Dua etme isteği duydum çünkü dinler ayrı ama yaratıcımız tek ve benzersiz rakipsiz!





Daha sonra otobüsle ressamlar tepesinin alt tarafına gidip finiküler ile tepeye çıktık. Bir sürü ressam isterseniz portrenizi yapmak için orada. İsterseniz yaptıkları resimlerden beğendiğinizi alabilirsiniz de. Meydanın etrafı kafelerle çevrili. Hoş bir ortam.


Yakınında kocaman Kutsal Yürek kilisesi var. Ancak vaktimiz yoktu içini gezemedik.



Akşam yemeğini rehberin önerdiği Champs Elysees Caddesi ndeki ünlü bir et restoranında yedik. Kapısında ciddi kuyruk bekliyorsunuz. Ama içeri girince servis oldukça hızlı. Orta yaşın biraz üzerindeki bayan garsonlar sanki bir Fransız evinde konuk ediliyormuşsunuz hissi yaşatıyor. Menü çeşitli değil zaten. Etinizin nasıl pişmesini istediğinizi söyledikten sonra sipariş verilmiş oluyor. Tatlı da ekler yanında dondurma. Kişi başı 40 Euro civarında bir hesap geliyor. Şarap da dahil :)



Sabah kahvaltıdan hemen sonra Disneyland yakınındaki Apart Otel e gitmek üzere hareket ediyoruz. Eşyalarımızı otele bırakıp hemen Disneyland önce küçük park denilen kısma geçiyoruz Walt Disney Studios. Elimizde gün sonunda açıp kapatılmaktan lime lime olacak olan bir broşür var.

Parklar sabah 9:30 da açılıyor oyunların çoğu 10:00 da faaliyete geçiyor. Ve gece 23:00 a da kapanıyor. Ama bazı oyunları daha erken kapatıyorlar. Gece 22:00 civarı hemen hemen bütün oyunlar sona erdiriliyor.


Bizim turumuzda 2 gün park girişleri dahildi. Ve içeride yiyecek içecek haricinde hiç bir oyuna tekrar para vermiyorsunuz. Şöyle açıklayıcı bir cümle için gitmeden kaç site gezdim anlatamam. Biletler tura dahil değilse internet üzerinden satın alıp çıktısıyla kapıda okutarak geçebilirsiniz. Tur haricinde gelenlerin bir çoğunda bu çıktıları gördüm.


Parka girer girmez sağdaki ilk binaya girmek istedi İrem ve biz anne kız gruptan ayrıldık. Zaten turla da gelseniz parklarda rehberlik hizmeti yok. Olmasına da imkan yok zaten. Oyunlar arasında zamanla yarışarak koştururken kimseyi görecek haliniz olmuyor.



İlk binada çocuklar yuvarlak bir bankonun etrafında ellerine verilen nokta nokta çizimlerin üstünden geçerek görevli yardımıyla koydukları bir alette çizimlerden hareketlerin canlanmasını izleyebiliyorlar. Bir de burada kısa bir film izledik içinde bütün Walt Disney karakterlerinin yer aldığı ve çok keyifliydi.

Sonra bilmeden parkın en adrenalini yüksek oyununun sırasına girmişiz. Tabii sıra bize gelip de emniyet kemerleri bağlandığında anladım ama iş işten geçmişti. 360 derece dönüşleri olan bir hız treni bu. Düşeceğim sandım cidden ve son anda bile kızıma bağırıyordum İrem sen sıkı tutun!



Veee İrem in bir diğer favorisi Hollwood Tower Hotel. Asansördeyken en üstten hızla düştüğünüzü düşünün. Bir asansör dolusu insan. Defalarca sıra bekledik önünde. Hatta 2. gün Disneyland Park tan sonra günü bununla kapattık.



Gezinti treni ile parkta tur atılan bir sırayı da bekledik tabii. Ve iyi ki beklemişiz. Değişik filmlerde kullanılan platoların ve aksesuarların yanından geçerek ilerlerken, önce gök gürültülü bir yağmuru, depremi, yan tarafta kurulan bir setteki patlamayı yaşayarak heyecanlanıyorsunuz. Gerçekliğine inanamazsınız. Hava buz gibiydi ve patlamanın alevi ile ısındık desem :)




O kadar güzel bir sistem kurmuşlar ki bir sürü bebek arabalı insan veya engelli yakını ile gelenler, engellilerin kendileri bile keyifle gezip ortamın tadını çıkarabiliyorlar.





İkinci gün daha çok Disneyland Park da vakit geçirdik ama kapanışı Walt Disney Studios ile yaptık. Hatta çıkışa yakın restorandan en son çıkan ikimizdik.




Kovboy filmlerindeki mahallelerden kurmuşlar o kadar güzel ki. O yıllarda oralarda yaşasaydım keşke diyor insan.




Bu arada çok sıra olan oyunlar için Fast Pass dedikleri bir bilet sistemi var ve oldukça kolaylaştırıyor işleri. Sonradan girmeyi düşündüğünüz yada o sırada çok sıra olan oyunlar için otomatik makinalardan giriş biletinizi okutarak ileriki bir saate ki hangi saat olduğu orada yazıyor rezervasyon yaptırabiliyorsunuz. Genelde bu 1 buçuk saatlik bir süreyi kapsıyor ve o saat aralığında oraya gelip ayrı bir sıradan direk oyuna girebiliyorsunuz.

Ratatouille filminden esinlenilerek hazırlanan oyun alanı en etkilendiklerimden biri oldu benim.  3 kişilik bir araca biniyorsunuz ve sürekli değişen görsller arasında fare olarak kah sandalyenin altındasınız, kah buz gibi dolaptasınız, kah miss gibi kokan mutfaktasınız.Burası ile igili fotoğrafım maalesef yok çünkü kendimi o kadar kaptırdım ki fotoğraf çekmek aklıma bile gelmedi.


Akşam üzeri gibi seyirci çocukların da rol aldığı Star Wars konulu bir oyun da izledik. Sahndeki çocukların kılıçları kullanırkenki halleri görülmeye değerdi.



Sonra İrem in defalarca bindiği Space Mountain. Tabii ki ben binmedim. Yukarı çıkarken çığlıklar aşağı inerken çığlıklar :)))




Ve gün içinde ilk gidişimizde bakım nedeniyle kapalı olan ama sonra açılan İrem in çok zevk alarak bindiği İndiana Jones treni. Çok sıra beklenilen gözde bir oyun bu.

Oradan çıkıp devam ettiğinizde içindeki figürlerin canlı mı manken mi olduğunu ayırt etmekte zorlandığınız mağaraların içinde sal türü bir trenle gezilen korsanlar kasabası var.

Gitmeden önce okuduklarım arasında yanınıza yiyecek ve içecek almanız gerektiği hakkında öneriler vardı. Tabii Avrupalılar evlerinden geldikleri için genelde evden getirdikleri sandviçlerini oyun sıralarında yiyip vakit kaybetmiyorlar. İmkanınız varsa mutlaka yanınıza bir şeyler alın derim ben de. Yemek yerleri çok kalabalık oluyor ve vaktinizi oralarda heba etmek istemiyorsunuz.

Bir de gitmek için bizim gibi sömestr tatilini seçmeyin. Hava çok soğuk olduğu için güzelim parkların güzelim şehrin tadını çok çıkaramıyor insan.

Önümüzde 19 mayıs tatili var ve bence Paris-Disneyland için en uygun tarihlerden biri.

Disneyland Park kısmında akşam 5 civarı başlayan geçit töreni de kaçırmamanız gerekenler arasında. Aklınıza gelebilecek bütün Walt Disney karakterleri süslü arabalarında önünüzden geçiyor el sallayarak ve kaç yaşında olursanız olun siz de onlara el sallıyorsunuz :)

Cuma, Ekim 30, 2015

AŞURE

Amann Allahıımm! Blogumu güncellemeyeli aylar olmuş! Hem de blog yazarıyım deyip blogunu güncellemeyenlerin çok ayıplandığı bu günlerde. 

Kendimce açıklık getireyim; blog benim hobilerimden bir tanesi. Bunu bir amaç uğruna yapmıyorum. İzleyicim şu kadar olsun, tariflerim şöyle beğenilsin, böyle rağbet görsün değil hiç bir zaman derdim. Markaların reklam yeri de olmadım. Bir marka veriyorsam sahiden beğendiğim güvendiğim içindir emin olun ki. Sadece tarif vermiş olmak için de tarif yazmadım. Başkasının tarifini kendim keşfetmişim gibi de yazmadım. Tarifi kimden aldıysam, nereden duyduysam ki bu bir tv programı dahi olsa kaynak belirtmeye çalıştım. İnanın ben kendimden memnunum. Haa evet gönül ister ki daha sık yazayım ama olamayabiliyor. Aynı tarifin değişik et cinsleri ile yapılışını koyup da blog güncellemiş olmayı da hiç istemiyorum. Ayrıca blog dünyasının ilk zamanlarını çok özlüyorum. O sadece hobi olarak yapıp birbirini destekleyen bloggerları. Şimdilerde herkes hırslı, herkes yarışıyor. Yarışlar hep ters etki yapmıştır bende. Belki de bundan dolayı eskisi kadar sık yazamıyorumdur kimbilir?




Aşure yapmak her seferinde korkutmuştur beni ne yalan söyleyeyim. Miktarı ayarlayabilecek miyim? Kıvamını tutturabilecek miyim? Lezzeti nasıl olacak? Ama her seferinde de yiyenler tarafından çok beğenilen aşureler yapıyorum çok şükür ki. Blogu en çok ben kullanıyorum ya hani bir dahaki sefere hemen bakayım buradan yapayım, benim gibi tereddütü olanlar varsa bakıp yapsınlar diye düşünüp tarifi yazayım dedim. Tarif tabii ki annemden öğrendiklerimden ve oldukça sade bir aşure tarifi.

Malzemeler :

500 gr aşurelik buğday
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kuru fasulye
1 su bardağı kuru üzüm
1 su bardağı doğranmış kuru kayısı
2 portakal kabuğunun rendesi
İsteseniz 1 adet çubuk tarçın
5 lt su
6 su bardağı toz şeker

Süslemek İçin : Ceviz, badem, file badem, file fıstık, çam fıstığı, fındık ve nar taneleri
Arzu ederseniz susam, hindistan cevizi

Yapılışı :

Buğdayı suyu durulana kadar 6-7 defa yıkayın bu çok önemli çünkü iyi yıkanmayan buğdayın aşuresi çok koyu renkli oluyor. İyice yıkanınca suda bekletin. Sonra buğdayı bir tencereye alıp suyunu ekleyin ve bir kaç taşım kaynatıp altını kapatıp 1 gece bekletin. Sabaha buğdayların şişmiş ve patlak patlak olduğunu göreceksiniz.

Nohutu ve fasulyeyi de akşamdan ıslatıp sabah ayrı ayrı haşlayın.

Kuru üzümü ve doğranmış kuru kayısıyı sıcak suda bekletin.

Buğdayın üstüne kaynamış su ekleyin ve kaynatmaya başlayın. Üzerindeki köpükleri ara ara alarak 1 saat kadar kaynatın. Bu arada zaten suyunun kıvam aldığını ve buğdayın yumuşadığını göreceksiniz. Sıcak suda bekletip sularını süzdürdüğünüz kuru üzüm ve kuru kayısıyı ekleyip kaynatmaya devam edin. 5 dk sonra nohutu ve fasulyeyi ekleyin. Portakal kabuğu rendesini de ekleyin. 

Su ve şeker oranını ben yazdım ama herkesin zevkine göre değişebilir. Ben çok katı aşure sevmiyorum. Soğuduğunda kıvamının biraz daha katılaşacağını da göz önünde bulundurun. Şekeri de soğuyunca daha azalacaktır. 

En son şekeri de ekleyip eriyene kadar karıştırıp altını kapatıyoruz. Kaselere aldığımız aşurelerimiz soğuduktan sonra sevdiğimiz çerezlerle meyvelerle üstünü süslüyoruz.

Allah yaptığımız aşureleri ve hayırları kabul etsin. Hepimizin evini bereketlendirsin.

Sevgiyle kalın :)


Salı, Mart 17, 2015

HAŞHAŞLI ÇÖREK



"Bugünlerde buradaki fırından haşhaşlı çörek alıp yiyorum. Çok hoşuma gidiyor. Acaba Elvan yapabilir mi bundan diye düşündüm" deyince, bizden ayrı gurbet ellerde çalışan sevgili eşim; tamam, ben hemen güzel bir tarif bulup deniyorum dedim :)

Tarifi Petekciğim in sayfasından aldım. Hiç bir değişiklik yapmadan birebir uyguladım. O kadar çok beğendik ki, üstüste bir kaç defa yaptım. İlk yaptığımı tabii ki eşime kargo ile gönderdim.




Malzemeler :

1 kg un
1 paket instant maya
Yarım kahve fincanı sıvı yağ
2 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
Su (Hamur ele yapışmayacak ama yumuşak hale getirecek kadar)

İçi İçin :

1 kase haşhaş
1 kahve fincanı tahin
2 yemek kaşığı şeker
1 bardak ceviz içi

Yapılışı :

Tüm malzemeleri yoğurup üzerine bir bez örterek hamur en az 2 katına çıkana kadar bekletiyoruz. İçi için de haşhaşı, tahini, şekeri ve cevizi bir kapta karıştırıyoruz. Portakal büyüklüğünde parçalar alıp yağlanmış tezgahta elimizle olabildiğince ince açıp iç malzemesini sürüp rulo yapıyoruz. Rulodan 5-6 cm lik parçalar kesip açık tarafları altta birleştirip yağlanmış tepsiye boşluk kalmayacak şekilde diziyoruz. Ve tepsiyi bir süre fırın ısınana kadar mayalanmaya bırakıyoruz.

Fırına vermeden önce haşhaşı bir miktar suyla açıp üzerine sürüyoruz ve susam serpiyoruz. 200 dereceye ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.



Tarifin aşamalarının fotoğrafları ve püf noktaları için Sevgili Petek in sayfasına bakmayı unutmayın!

İlk yapışımda hem tat, hem görüntü olarak gurur duyduğum bir haşhaşlı çörek yapmamı sağlayan tarifi için Petekciğim e çok teşekkürler :) 

Hepimize güzel günler diliyorum...

Cuma, Şubat 20, 2015

PASTIRMALI SAÇ ÖRGÜSÜ BÖREK



Show Tv nin 13 Ocak 2015 tarihli Nursel' in Mutfağı programında Eskişehir' den Neşe Hanım yaptı bu böreği. Ben de ertesi gün gelecek olan arkadaşlarım için denedim hemen. Çok beğenildi iç rahatlığı ile tarifi deneyebilirsiniz. Üstelik sunumu şık bir börek.

Malzemeler :

3 su bardağı un
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
250 gr oda sıcaklığında tereyağı
1 yumurtanın yarısı (yumurtayı bir kaba kırıp yarısını kaşık yardımıyla alın yarısı da üstü için)
1 su bardağı yoğurt

İç Malzeme :

2 adet haşlanmış patates
100 gr kaşar peyniri 
100 gr pastırma

Üstü İçin :

1 kaşık yoğurt
Yumurtanın kalanı




Yapılışı :

Un, tuz, kabartma tozu bir kaba alınıp hafifçe karıştırıldıktan sonra tereyağı, yoğurt ve yumurta ilave edilip kulak memesi kıvamı alıncaya kadar yoğrulur. Çok yumuşak olmayan yağlı bir hamur oluyor. Buzdolabında dinlenmeye bırakılır.

Haşlanmış patates ezilip tuz ve karabiber ile tatlandırılır. Kaşar peynirinin ve pastırmanın tuzunu da dikkate alarak tabii.

Dinlenen hamurumuzu merdane yardımı ile 1 cm kalınlığa gelene kadar yaklaşık 1 yufka boyutunda açıyoruz. Tam ortasına uzunlamasına önce pastırma diziyoruz. Sonra patatesi yayıp üzerine kaşar peyniri serpip tekrar kalan pastırmaları da en üste dizip hamura her iki yandan verev kesikler atıyoruz. Bu kesikleri saç örgüsü formunda birbiri üzerine kapatıyoruz.

Böreğimizin üzerine yumurta ve yoğurt karışımından sürüp önceden ısıtılmış 160 derecelik fırında pişiriyoruz. 

Herkese can güvenliği tam ve huzurlu günler diliyorum...

Not: Bir dahaki yapışımda hamurun açılmış halini, malzemeli halini ve saç örgüsü detayını fotoğraflayıp paylaşacağım inşallah


Pazartesi, Aralık 22, 2014

FİLİSTİN EKMEĞİ



Tarifi Sevgili Pınar' ın instagram hesabında gördüm. Sonra blogunda da yayınlamış. O da bir başka arkadaşından almış. Görür görmez harika bir tarif olduğunu anladım. Hemen denedim. Ve bu süreç içinde 3 defa yaptım. 

Malzemeler :

1,5 su bardağı ılık süt
1 su bardağı ılık su
50 gr eritilmiş tereyağı
2 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
5 su bardağı un
2 tatlı kaşığı kuru maya




Yapılışı :

Bütün malzemeleri ekmek makinasına koyup hamur programını çalıştırın. Benim makinamda bu 1,5 saatlik bir program. Ve o kadar müthiş bir mayalanma oluyor ki makinanın kapağını kaldırıyor hamur;) Unladığınız tezgaha hamuru alıp avuç içi kadar parçaları ister merdane isterseniz oklava ile 1 parmak kalınlığında açın. 

Makinayla yapmayacak olanlar elle yoğurup 45 dk kadar mayalandırırlarsa süper olur.

Önceden en yüksek derecede ısıtılmış fırına (300-350 derece) koyup üzeri kızarana kadar pişirin.





Pita ekmeği gibi içi boş ama yumuşacık ve çok lezzetli ekmekleriniz olacak. Pınar' ın da dediği gibi tereyağ ve balı içine salın gitsin :))

İzmir bugün çok soğudu. Her yere kar yağdı bize soğuğu düştü. Nasıl iyi gelecek bu soğuklarda bu sıcacık ekmek. 

İyi haftalar, sevgiler...

Cumartesi, Aralık 13, 2014

LİMON KREMALI KEK




Yüzyüze tanışmadan hayran olduğumuz insanlar vardır ya, ünlülerden, sanatçılardan söz etmiyorum. Sizin gibi benim gibi ama yaptığı işe ruhunun güzelliğini katan ışıl ışıl olan insanlar, fark yaratanlar... 

Bu tarif bana bu hisleri verenlerden birine Sevgili Ayşem e ait. Tarifi verirken öyle bir giriş cümlesi yazmış ki görür görmez denemeliyim dedim. Dün gelen arkadaşlarım için denedim ve de çok çok beğendik. Teşekkürler Ayşem! İzmir e geldiğinde gelip tanışamadım ama uzaktan uzağa sevdiğim, sağlığını, mutluluğunu dilediğim insanlardansın :) 

Malzemeler :

113 gr tereyağı (hassas bir şekilde ölçmedim paketin üstündeki 50 gr işaretlerine göre göz kararı oranladım)

2 cup süt (oda sıcaklığında) (Ekmek makinamın ölçü bardağı ile ölçtüm 1 tanesi 240 ml ye denk geliyor)

4 adet iri boy yumurta sarısı ve beyazı ayrılmış

1 çimdik tuz

1+ 1/4 cup pudra şekeri

2 adet limon kabuğu rendesi

1 çorba kaşığı su

1+1/4 cup un (elenmiş)

1/4 cup limon suyu (irice 1 limonun suyu tam denk geldi)

Üzerine serpmek için pudra şekeri




Yapılışı :

Fırını 165 dereceye ısıtın. 20 * 20 cm lik bir kalıbı yağlayın.

Yumurta aklarını bir çimdik tuz ilavesi ile krema kıvamına gelene kadar çırpın ve bir kenara alın.




Yumurta sarılarını limon kabuğu rendesi ve şeker ile 2 dk kadar çırpın.



Sonra eritilip oda sıcaklığına getirilmiş tereyağ ve suyu çırpma devam ederken azar azar ekleyin. 



Şimdi sıra eleyerek koyacağımız unda. Unu ekledikten sonra düşük hızda çalıştırın mikserinizi. Limon suyu ve sütü de ekleyin iyice karışsın. Yumurta beyazını çırparak elde ettiğiniz kremayı yavaş yavaş en az 3 seferde ilave edin köpükleri çok söndürmeden ;)




Hazırlanan karışımı kalıba dökerek 30-45 dk kadar üzeri kızarana kadar pişirin. Benim fırınımdan kaynaklı olabilir ben daha uzun sürede pişirdim.




Oda sıcaklığında soğuttuğunuz ve dilimlediğiniz kekinizin üzerine bolca pudra şekeri eleyin. Ayşem in deyişiyle kar yağdırın :)

Evet kekiniz servise hazır!

Yiyen arkadaşlarımdan birisi alta başka bir kat yaptığımı düşündü. O kadar güzel dokulu çok özel bir kek mutlaka denemenizi tavsiye ediyorum.

Keyifli bir haftasonu olsun :)

Cumartesi, Kasım 01, 2014

SÜRPRİZ KEK






Sabah anneme kahvaltıya gittiğimizde Merve bize "Üniversiteyi ailesinin yanında okuyanların aşina olduğu 15 durum" listesini okudu. Güzel tespitler yapmışlar, hatta bazılarını direkt örneklerle kendisiyle özdeşleştirdi güzel prensesim.  Güldük hep beraber :) Sonrasında İrem in kursu vardı onu götürdüm. Bekleme süresini bir arkadaşımda kahve keyfi yaparak değerlendirdim. Eve geldiğimde Merve arkadaşının geleceğini ve film seyredeceklerini söyleyince, üniversiteyi yanımızda okuyan prensesime bu durumun hoş yanlarından birini göstereyim diyerek ikram hazırlıklarına giriştim.

Dün akşam face de "Mutfak Delisi" isimli bir sayfa gözüme çarpmıştı ve bu kek tarifini denemeyi düşünmüştüm. Fırsat bu fırsat denedim. Özellikle hindistan cevizi tadını sevenlere çok keyif verecek lezzetli bir kek çıktı ortaya. Ununu 3 bardak olarak okuyunca dalgınlığıma geldi ve direk o şekilde kullandım. Siz öyle yapmayın güzel bir kek kıvamı olduğunda un eklemeyi bırakın. Çünkü üst katı dökerken zorlandım.

Malzemeler :

Keki İçin :

4 yumurta sarısı
2 su bardağı şeker
1/2 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
1 su bardağı fındık kırığı
2 yemek kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2,5-3 su bardağı un

Ara Katı İçin :

4 yumurta akı
4 yemek kaşığı şeker
2 çay bardağı hindistan cevizi




Yumurta sarıları ile şekeri güzelce çırpıp yağı ve sütü ekleyin. Kuru malzemeleri ayrı bir yerde karıştırıp sıvı karışıma ekleyin.

Ara kat için yumurta beyazlarını şeker ile kar haline gelene kadar çırpıp hindistan cevizini ekleyin.

Kare borcamı tereyağlayın. Kek karışımının yarısını döküp, üstüne hindistan cevizli karışımı ilave edin ve kekin kalanı ile üstünü kaplayın.

180 derece ısıtılmış fırında yarım saat kadar pişirin. Afiyet olsun :)

Herkese güzel,  sağlıklı bir haftasonu, keyifli bir pazar diliyorum.



Cumartesi, Eylül 27, 2014

DUBLE ÇİKOLATALI PUDİNG





"Sonbaharın Hüznünü Tatlı Tatlı Dağıtın" diyordu bugünkü Milliyet Cumartesi ekinde Eyüp Kemal Sevinç; verdiği iki tarifle bunu yapabileceğimizi söyleyerek. Hakikaten bahardan yaza geçişte rüzgar insanın içine mutluluk veren esintiler kokular getirirken, şimdilerde soğuklar yağmurlar getiriyor.

Mevsimlerin kendilerine has verdikleri duygular, insan psikolojisine etkileri konusunda eminim hepinizin bir fikri, bu konuda okuduğu bir yazı makale vardır. Kahve kokusu, sıcacık demli çay, çikolata çoğumuzu mutlu hissettiren şeylerden. Demek ki depresif hallerimizi tersine çevirmek, hayatın anlık tadlarına varmak elimizde. İşte bu tarif de çikolata severleri çikolataya doyuracak enfes bir tarif. 

Malzemeler :

1 lt süt
2 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı pirinç unu
1 yemek kaşığı nişasta
1/2 yemek kaşığı kakao
1/4 su bardağı toz şeker
1 su bardağı bitter çikolata (pul şeklinde olanlardan kullandım)
1/2 yemek kaşığı tereyağ
1 paket vanilya
1/4 su bardağı beyaz çikolata


Yapılışı :

1 su bardağı sütü ayırın ve kalanını bir tencereye koyun. Bu 1 bardak süte derin bir kasede pirinç unu,
nişasta, un ve kakaoyu ekleyin, iyice karıştırın. Hepsini tenceredeki süte ekleyin. Şekeri de tencereye dökün ve karıştırın. Kısık ateşte kaynayana kadar karıştırmaya devam edin. Kaynamaya başlayınca içine tereyağı ve bitter çikolatayı ekleyin, iyice karıştırın. Koyulaşınca ocağın altını kapatın ve vanilyayı ilave edip karıştırın. Servis kaselerine paylaştırın. Beyaz çikolata rendesi serpin ve servis yapın.

Yarın pazar ve eminim bu puding çok iyi gidecek.

Hayat 40 ından 50 sinden sonra değil, farkındalıktan sonra başlar demiş birisi; kim olduğunu bilmiyorum ama doğru söylemiş.

Farkındalıklarınızın çok olacağı günler ve keyifli bir pazar, sonrasında güzel, sağlıklı, başarılı bir hafta diliyorum...

Çarşamba, Haziran 04, 2014

FINDIK EZMELİ KURABİYE



Koşuşturmalı günlerin sonuna geliyoruz yine. Evet evet okulların kapanmasına 1 hafta kaldı yani bu haftayı saymazsak ;) Okullar varken kurslar da var tabii. Koşuşturma katlanıyor haliyle. Miniğim İrem bu sene baleye devam etmek istemedi. Evimizin yakınında piyano kursuna gittiği ve yazın da dans kursuna devam ettiği Arman Esen Dans Akademisi' nde dansa devam etmek istedi. Öyle yaptık biz de. 

Yıl sonu gösterisi olarak Oz Büyücüsü nü hazırladılar bu sene. 14 Haziran Cumartesi sahnelenecek olan; çok profesyonel bir sahne ve sahne arkasının olacağı gösteriyi izlemek isteyenler verdiğim linkten iletişim kurabilirler. Eminim çok keyif alacaksınız. İzmir de yaşayan arkadaşlarım fırsatınız olursa kaçırmayın derim!

Eee... bu kadar çalışan, didinen bir minik prensese (minikliği de kalmadı ama ablasına büyük prensesim dediğime göre bu hep böyle olacak) okuldan eve geldiğinde severek atıştırdığı bir şeyler yapıp rahatını sağlamak da benim görevim.

Bu kurabiye benzer kurabiye tarifleri baz alınarak tümüyle benim uydurmam olarak yapıldı ve de muhteşem oldu. Güzel olmasa zaten yazmayacaktım. Ölçülerimi not ala ala yaptım. Ve gönül rahatlığı ile tarifini vereceğim bir lezzet oldu.

Malzemeler :

150 gr oda sıcaklığında tereyağı
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 su bardağı esmer şeker
3/4 su bardağı toz şeker
2 yumurta
3 yemek kaşığı dolu dolu fındık ezmesi
1 su bardağı tam buğday unu
2 su bardağı beyaz un
1/2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilya
3/4 su bardağı damla çikolata
1 portakal kabuğunun rendesi

Yapılışı :

Oda sıcaklığında yumuşamış margarini esmer şeker ve toz şeker ile krema kıvamı alıncaya kadar çırpın. Yumurtaları teker teker ekleyin. Fındık ezmesini de ekleyin. Zeytinyağını da ekleyip iyice çırpın. Ayrı bir kapta unları, tuzu, kabartma tozu ve karbonatı karıştırıp sıvı karışımın üzerine eleyin ve karıştırın. Damla çikolatayı ve portakal kabuğu rendesini de ilave edip 1 saat kadar buzdolabında dinlenmeye bırakın.

Ceviz büyüklüğünde yuvarladığınız kurabiyeleri yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizip 180 derece ısınmış fırında aynen siyah beyaz kurabiye tarifinde olduğu gibi 13 dk pişirin. Fırından çıkarıp soğumaya bırakın.

Okuldan gelmiş olan prenseslerinize, prenslerinize gönül rahatlığı ve süt ile ikram edin. Bakın bakalım nasıl ışıldayacak o gözler :)



Cuma, Şubat 21, 2014

BANANA BREAD ve PORTAKALLI KAHVE LİKÖRÜ



Son 4 yıldır çalışmıyorum. Ancak sabah kızlarımı bıraktığım için onlardan önce uyanıyor, kahvaltıyı hazırlıyor, çoğu zaman aynen işe gider gibi hazırlanıp evden çıkıyorum. Genelde sabah kahvesi içiyoruz iki arkadaşımla. Güne güzel enerji dolarak başlıyoruz bu sayede. Onlar eşleriyle çalıştıkları iş yerlerine giderken ben de evime dönüyorum. Çoğunlukla Türkmax daki "Her Şey Tadında" programını seyrederdim. Saat 10 olduğunda ise Ebru Şallı nın pilates yaptırdığı programa geçiş yapardım. Bu sene Ebru Şallı yok, Türkmax ise yerli bir yemek kanalı konseptine geçiş yaptığı için Her Şey Tadında da artık yok. Ama ben zap yaparken eski alışkanlık Türkmax a bakıyorum arada. Banana Bread i o programlarından birinde genç bir bayan yaptı ama un hariç doğru düzgün malzeme ölçüsü vermeyince ben de Google amcaya başvurdum. BBC Good Food dan aldım tarifi ve biz çok beğendik. Evde olgunlaşmış kalmış muzunuz olduğunda özellikle böyle değerlendirin. Az malzeme bol lezzet :))

Malzemeler :

2 adet yumurta
1 paket vanilya
225 gr esmer şeker
110 gr eritilmiş tereyağı
4 olgun muz, püre
85 ml süt (içine 1 tatlı kaşığı limon suyu veya sirke karıştırın)
285 gr un
1 paket kabartma tozu
1 fiske tuz
1 bardak iri doğranmış ceviziçi (arzuya bağlı)




Yapılışı :

Yumurta ve şekeri çırpın. İçerisine sütü ve ılıttığınız erimiş tereyağını ekleyin. Ayrı bir yerde karıştırdığınız kuru karışımı yanı un, kabartma tozu ve tuzu sıvı karışımın üzerine eleyin ve karıştırın. Arzu ederseniz cevizi de ekleyin. Yağladığınız mümkünse dikdörtgen derin bir kalıba dökün ve 180 derecede 45-50 dk arasında pişirin.

Üzerine siyah yada beyaz çikolata sos hazırlayabilirsiniz. Ben kaloriyi daha çok arttırmamak adına yapmadım. 

2013 yılının son günü niyetim sizlere Sevgili Beste' nin Uluslararası Portakallı Kahveli Likör Hareketi' nden bahsetmekti, olmadı. İlginizi çekerse verdiğim linklerden daha detaylıca olayı okuyabilir seneye bu grubun içinde olma zevkini tadabilirsiniz.

Bu 2-3 hafta bekletilerek yapılan bir yılbaşı içeceği :


Malzemeler :

1 adet portakal
40 adet + 2 yemek kaşığı kahve çekirdeği
100 gr toz şeker
100 gr kahverengi şeker
Yeteri kadar votka veya beyaz rom




Yapılışı :

1 adet portakala bıçak ile  40 tane delik açın ve kahve çekirdeklerini yerleştirin. Dar uzun cam bir kavanoza önce beyaz sonra kahverengi şekeri ekleyip üstüne kahve çekirdekli portakalı yerleştirin. Üzerini kapatacak kadar votka veya beyaz rom dökün. Kapağını kapatıp karanlık bir yerde 1 gece uyumaya bırakın. Ertesi gün şeker biraz erimiş olacaktır hafifçe çalkalayabilirsiniz. 2 yemek kaşığı kahve çekirdeğini ilave edip, karanlık serin bir köşede 3 hafta sürecek uykusuna yatırabilirsiniz. 3 hafta sonra bu harekete katılan herkes aynı gün aynı saatlerde açıp, süzüp kadehlere dolduruyor. Kadehler bu sene Gezi Ruhu için kalktı. 



2014 ün sonunda birlikte kadeh kaldırabilmek umuduyla... 

Herkese mutlu, sağlıklı ve keyifli bir hafta sonu diliyorum :)


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...