Salı, Aralık 21, 2010

ÖZSÜT ATÖLYE TADIM ETKİNLİĞİ


Özsüt; hepimizin özellikle de sütlü tatlı ve pastaları ile gönlümüzü fethetmiş bir İzmir firması. Şimdi de "Atölye" markası ile cafe-restoran sektöründe vazgeçilmezler arasına girmeyi hedeflemiş durumdalar. İzmir Blog Yazarları' na Egepark Mavişehir Atölye de tadım etkinliği düzenleyerek bizleri hem ağırladılar hem de yeni konseptleri ile ilgili bilgilendirdiler.

Özsüt Pazarlama Direktörü Fevzi Bey ve Pazarlama Asistanı Mine Hanım bizlere hem ürünler hakkında bilgi verdiler hem de "eleştiri bizim için birer hediye gibidir" diyerek fikirlerimizi aldılar.

Menüden seçim yapmakta oldukça zorlandık. Allahtan Fevzi Bey ve Mine Hanım önerileriyle bizlere yardımcı oldu. O kadar güzel yemekler var ki. Sıraya koyup ara ara denemek insanı mutlu eder diye düşünüyorum :)



Yemek öncesi sıcacık minik ekmekçikler geldi masalara. Ekmekleri kendilerinin yaptığını, dondurulmuş olarak muhafaza edilip sipariş sonrası taze taze pişirldiğini öğrendik. Ekmeklerimizi zeytin tabakları içindeki zeytinyağına batırıp yerken zeytinyağının Ayvalık' tan özel olarak getirtildiğini öğrendik.



Sonra hepimize tatmamız için minik pizza dilimleri geldi. Hamurunun yine Özsüt tarafından hazırlandığını öğrendik. İncecik pizza hamuru her zaman tercihimdir ve üst malzeme farkıyla da Cafe Atölye ile The Garden favorim oldular. Gerçekten alışıla gelmiş malzemelerden çok farklıydı. Pizzada soğan kullanılır evet ama Özsüt Cafe Atölye de kırmızı soğan kullanmış mesela. Sebzeli pizzası The Garden da ızgara patlıcan, kabak var. Müthiş bir lezzet. Bu arada özellikle pazar günleri en çok pizza yendiğini öğrendik tabii bu mağaza için. Özsüt Atölye henüz 4 yerde var. Kemalpaşa, Ege Park, Çiğli Kipa ve İstanbul Caddebostan... Ancak görünen o ki şube sayıları hızla artacak!



Sıcak yemeklerden seçimim; kurutulmuş domates, soğan, mantar, parmesan peynir, krema ve beyaz şarapla sotelenmiş tavuk parçaları ile Atölye' nin el yapımı fettucini makarna yani Pasta Da Vinci... Makarnaları kendilerinin yapıyor olmaları evde annemin yaptığı erişteyi yiyormuşum gibi bir his bıraktı bende.

Yemekten sonra çay-kahve faslı sırasında ben türk kahvesi içtim. Yanında ikram ettikleri çikolatanın Fransa' nın ünlü Varlhona çikolatası olduğunu söyledi Mine Hanım. 2 gün sonra eve verdiğim sufle siparişi sırasında aynı çikolatanın suflede de kullanıldığını öğrendim. Gerçekten çok güzel bir çikolata.



Fevzi Bey tatlı olarak hepimize aşure ikram edeceklerini söylediğinde çok memnun oldum. Zira Özsüt' ün aşuresini hiç yememiştim. Özellikle süsleme malzemelerinin bolluğu ve verdiği lezzeti çok beğendim. Özsüt sütlü tatlılarında kıvam için nişasta bile kullanılmadığını, bunun için sübye adı verilen pirinç suyundan faydalanıldığını öğrendik. İyi bir kazandibinin kaşık ters çevrildiğinde hemen düşmemesi gerektiğini, Özsüt de herşey el yapımı olduğu için bir kazandibinin kızarıklığı ile diğerinin aynı olmayacağı da bize verilen bilgiler arasındaydı. Fevzi Bey' in ortaya getirttiği kazandibi ve fırın sütlaçtan da zevkle tattık.

Bu güzel etkinlik için; daveti organize eden Contactplus' tan Nazlı Hanım a, tadım sırasında bize eşlik eden Özsüt ten Fevzi Bey ve Mine Hanım a, güler yüzleri, hızlı servisleriyle Ege Park Özsüt Atölye çalışanlarına veeee doyumsuz sohbetleri ile geceyi çok daha keyifli hale getiren Sevgili blog arkadaşlarıma ayrıca çektiği bu güzel fotoğrafları hepimizle paylaşan Sevgili Figen' e çok teşekkür ederim :)

Herkese sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyorum...

Cuma, Aralık 10, 2010

SEBZELİ KİŞ ve EKŞİLİ KÖFTE

Çalışırken bloguma daha çok vakit ayırıyordum. Sadece kendi bloguma değil arkadaşlarımın sayfalarını takip etmeye de. Zamanı daha dikkatli kullanmakla ilgiliydi sanırım. Şu günlerde "zaman" konusunda okuduğum en güzel yazı Momo adlı kitaptan alıntıların da olduğu Sevgili Berceste' nin bu yazısı. Tüm gün okusam bu tür yazıları bıkmıyorum. Yazıya yapılan yorumlar da okunmaya değer, tavsiye ederim.

Gelelim tariflere. Sevgili Evcini' nin bu tarifini kendi malzemelerime uyarladım ben ve fotoğraftaki gibi bir görüntü ile harika bir tat çıktı ortaya... Tarifi ben yaptığım şekliyle yazacağım. Orjinal tarif için tık :)



PIRASALI-HAVUÇLU ve PEYNİRLİ KİŞ

Kiş Hamuru İçin Malzemeler :

Evcini hamur tarifini Sevgili Zinnur' dan almış. Ben de aynı tarifi kullandım. Ancak soğuk su 3 kaşık yetmedi. Kıvamı bulması için toplamda 1/4 su bardağı soğuk su kullanmış oldum.

1 cup un,
fiskeyle tuz,
70 gr soğuk tereyağı,
2-3 yemek kaşığı soğuk su

"Buzdolabında bekletmeden rahatlıkla açılıyor" demiş Zinnur yaptığı yorumda. Ben de mutfak robotunda çektim hamuru ve baktım kendini toparlayamıyor az az soğuk su ekledim ve harika bir hamur oldu. Merdane ile tart kalıbı büyüklüğünde açtım. Kenarları da yükselttim.

İç Malzeme :

3-4 tane pırasanın yeşil yaprakları
1 tane havuç rendelenmiş
250 gr kadar köy peyniri
2 adet yumurta
50 ml krema
50 ml süt
Karabiber, muskat rendesi


Pırasalar için aynen tarifteki söyleneni uyguladım. Yani temizleyip doğradıkatn sonra kaynar suda 10 dk. bekletip sonra soğuk sudan geçirdim ve suyunu iyice süzdüm. Havucu rendeledim karıştırdım. Peyniri elimle ufaladım. Bir çırpma kabında yumurta, süt ve kremayı çırpıp, karabiber ve muskat rendesi ile tatlandırdım. Hamuru kalıba serip dolaba koymuştum. İç malzeme hazır olunca dolaptan çıkarıp önce sebzeli içi sonra sıvı malzemeyi koydum. Önceden ısıttığım 200 dereceli fırında 45 dk kadar pişirdim.

Görüntü aşağıdaki gibiydi. Acele edip düzgün dilim çıkaramayınca bu fotoğrafla yetinmek zorunda kaldım. Kızlarım geldiğinde yemek sırasında daha düzgün dilimler çıkardım ancak o zaman da sofra telaşıyla makine yanımda yoktu.



Bir diğer tarif Şef'in (Sevgili Eşim) en sevdiği yemeklerden biri. Yanımızda olmadığı için bundan yiyemedi ama ben hem yemeği yaparken hem de yerken hep onu düşündüm :(

Bu tarifi uzun zamandır yapıyorum. Şu anda sayfası sadece davet ettiği kişilere açık olan Sevgili Yeşim' den almıştım. Ara sıra kendimce değişiklikler yapsam da genel hatlarıyla kullandığım tarif bu. Link veremiyorum ama Yeşim e teşekkür ediyorum :)

EKŞİLİ KÖFTE




Malzemeler :

500 gr kıyma
1 adet kuru soğan
Yarım demet maydanoz
Yarım su bardağı pirinç
5 su bardağı su (Orjinal tarifte 3 bardak ama bu bana hep az geliyor)
1 adet limon suyu
1 adet yumurtanın sarısı
1 yemek kaşığı margarin
Tuz, karabiber

Yapılışı :

Soğan rendelenir. Pirinç yıkanır, süzülür. Maydanoz ince ince kıyılır. Bir kasede kıyma, soğan, pirinç, maydanoz, tuz ve karabiber iyice karıştırılır, yoğrulur. Küçük küçük köfteler yapılıp unlu bir tepsiye dizilir.

5 su bardağı su bir tencereye alınıp, yağ ve tuz ilavesi ile kaynatılır. Kaynayınca köfteler içine atılıp 20 dakika pişirilir.

Yumurta sarısı ile bir limonun suyu birlikte çırpılıp, yemeğin suyundan yavaş yavaş eklenerek ılıtılır. Yavaş yavaş tencereye ilave edilir.

Akşam Güzel Prensesim "Annneeee harikaaa yapmışsın, eline sağlık" dediğinde, miniğim önce itiraz ettiği halde tabağındakileri bitirdiğinde benden memnunu yoktu.

Herkese iyi ve keyifli bir hafta sonu diliyorum:) Bu hafta sonu tüm Türkiye çok soğuk olacak. Herkes kendine çok dikkat etsin lütfen !

Perşembe, Aralık 02, 2010

Carte d'Or Dondurmalı Blog İzmir Buluşması, 28 Kasım 2010, Pazar

Yine... Yeni... Yeniden... Carte d'Or un dondurmalı kahvaltı daveti bende aynen bu duyguyu uyandırdı. Zira Carte d'Or, İzmir de etkinlik düzenleyen ilk firma. Ve benim burada bahsettiğim ilk etkinlikten sonra katıldığım 2. etkinlik de Carte d'Or ile oldu.

Bulutlu ama ılık bir pazar sabahında İzmir' in Tarihi Asansör' üne yürüdüğüm sokak; sanki o zamanlardan kalmış gibi. Dario Moreno' nun yaşadığı evin önünden geçerken biraz duraksayıp verilen bilgileri okudum. Bunun için bile bu pazar sabahı buraya gelmeme değdi diye düşünerek asansörün kapısına geldim. Genç güler yüzlü bir bayan görevli vardı kapıda. Asansör Restaurant a şimdiye kadar bir kez gelmiş ve onda da üst sokaktan giriş yapmıştım. Görevliye sorduğumda yukarıya çıkışın 45 saniye sürdüğünü söyledi. Tek başıma bindim asansöre. Çıkıştaki en güzel şey; İzmir' e Üniversite okumaya geldiğim ilk yıl Hatay' da oturan bir arkadaşıma giderken bindiğimiz otobüsün penceresinden denize dik inen sokak aralarından deniz manzarasını bir görüp bir kaybetmemizi hatırlatan ara pencereleri oldu. Her pencere geçişinde çok sevdiğim deniz manzarasına doyamadım. Yukarıdaki manzara ise aşağıdaki gibiydi :)



Asansör ün kapısı açılır açılmaz Sevgili Aylin' in ve diğer görevlilerin güler yüzlerini gördüm. Orada olduğumuz süre boyunca hep aynı içtenlik ve nezaketle ağırladılar bizleri. Hepsine çok teşekkürler :)



Hani deyim yerindeyse, sadece kuş sütünün eksik olduğu masalarımızda; aynı zevkleri paylaştığımız, kimilerini tanıdığımız, kimileriyle yüzyüze yeni tanıştığımız arkadaşlarımızla hoş sohbetli bir pazar kahvaltısı yaptık. Pazar kahvaltıları zaten her zaman keyif kahvaltılarıdır ya...



Oturduğumuz yerden görünen manzara da harika! Bakar mısınız?



O kadar ince düşünülmüş detaylar vardı ki... Fotoğraftaki peçete gibi, kapıda bizlere doldurtulan iletişim formları gibi, katılanların listesini blog adresleri ile birlikte bizlere de vermeleri gibi ve bu ay doğanları sahneye davet edip kutlamak gibi, sahnede üzerinde mumları üflediğimiz dondurmalı pastaları hep beraber tatmamız gibi :) Ve etkinliğin sonunda kahvaltı keyfinin damağımızdaki tadını evlerimize taşıyacağımız güzel hediyeleri gibi...



Bu arada Blog arkadaşlarımızdan Sevgili Hatice ve Sevgili Zübeyde de kendi hazırladıkları elişi süsleri dağıttılar hepimize. O kadar sevimli ki ister çanta süsü, ister anahtarlık süsü olarak kullanılabilir. Ben bir magnet yardımı ile buzdolabı süsü olarak kullanacağım. Onlara da çok teşekkür ediyorum :)



Kahvaltı sonrasında Carte d'Or Ürün Müdürü Nihan Hanım bizlere dondurma ile ilgili kısa bir sunum yaptı. En fazla dondurma tüketilen ülke kişi başı 13 lt ile Amerika iken, örnek verilen diğer ülkelerde, ki bu ülkeler arasında kuzey ülkeleri de var, kişi başı tüketim en az 6 lt. Türkiye de Carte d'Or bu pazara girmeden önce 0,5 lt olan tüketim 2,8 lt ye ancak çıkabilmiş. Ve bu rakamın yüzde 80 i de yaz aylarında tüketiliyor. Halbuki artık öyle ürünler var ki Carte d'Or un dondurmalı pastası gibi, misafirlerinize bile ikram edebileceğiniz şıklık ve lezzette. Dondurmayı çok seven, süper hızlı yiyen ben herkese bu lezzeti şiddetle tavsiye ediyorum. Buradaki tariflere de bakarak; yiyiniz, yediriniz :))



Firmaların elemanlarına verdikleri eğitimlerin, ödüllerin, birarada yapılan faaliyetlerin verimliliği artırması gibi; tüketiciye böyle etkinliklerle ulaşılmasının da çok yararlı olacağını düşünüyorum. Türkiye nin sadece İstanbul' dan ibaret olmadığını görebilecek başka firmaların da olmasını umuyor, Carte d'Or a bu güzel etkinlik ve bize yaşattıkları keyifli saatler için teşekkür ediyorum.

Herkese iyi hafta sonları :)

Pazar, Kasım 21, 2010

HAŞHAŞLI KREMALI EKMEK

Ekmek bahane, bloga yazmak şahane!

Güzel Prensesim i biliyorsunuz; büyük kızım... O ilkokuldayken kitap okumayı sevmeyecek diye çok korkuyordum. Hakikaten başlarda çok isteksizdi. Sonra bir başladı okumaya şimdi durdurabilene aşkolsun. Rol model olmak geç de olsa sonuç veriyor unutmayın. Gerçi çok geç de olmadı prensesimin hakkını yemeyeyim. En son katıldığım veli toplantısında edebiyat öğretmeni "o sınıfımızın edebiyatçısı" dediğinde ağzım kulaklarımdaydı resmen :) Çok da iyi bir blogcu oldu. Günlük yazılardan oluşan bu ve okuduğu kitaplarla ilgili yazılar yazdığı bu blogu okumanızı tavsiye ederim.

Bir bayram ve uzun bir tatili daha bitirdik. Sağlıkla, sevdiklerimizle daha nice bayramlar, güzel günler görelim inşallah. Bayram boyunca İzmir de hava tek bir gün hariç çok güzeldi. Hem dinlendik hem gezdik, bu güzel havaların tadını çıkardık. Ben bayram tatlısı olarak Sevgili Müge' nin tarifi olan daha önce sayfamda da yayınladığım Profiterol yaptım. Çünkü Şef çok seviyor. O kadar seviyor ki 2 gün içerisinde ikinciyi de yapmış olmama rağmen en çok o yedi :)

Evet gelelim ekmek makinamla yaptığım ekmeklerden çok severek tükettiğimiz kremalı ekmeğe; tarif Sevgili Devletşah' a ait. Buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca tarifi aşağıya da kopyaladım.

HAŞHAŞLI KREMALI EKMEK


Malzemeler :

2 su bardağı un
3/4 su bardağı su
1 yemek kaşığı zeytinyağı
2 yemek kaşığı krema
1,5 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı instant-maya
2 yemek kaşığı haşhaş

Hazırlanışı :
  1. Bütün malzemeler karıştırılarak hamur yoğurulur.
  2. 40 dakika mayalanması için sıcak bir yerde bekletilir.
  3. kabaran hamur tekrar yoğurulur.
  4. 25 dakika daha mayalanması için bırakılır.
  5. 180 dereceye ısıtılmış fırında 40 dakika pişirilir.
Not
  • Ölçüler ekmek makinasında 1 numaralı normal ekmek programında küçük boy içindir.

Aşağıdaki fotoğraftaki mücver karışık sebze ile yapılmış bir tarif. Ve; hani ne pişireyim derdine bir fikir vermek için koymak istedim. İçinde kabak, patates, havuç, lahana, soğan, pırasa, peynir, maydanoz ve dereotu var. Tabii bir de yumurta, un, tuz, karabiber. Bence yapın. Evet kızartma ama çok sık yapılmadıkça zararı yok. Ayrıca çocuklar bayılıyor ve bir dolu sebzeyi de bir anda yemiş oluyorlar.


Hepimize iyi bir hafta olsun... :)

Salı, Eylül 28, 2010

YAZA ÖZLEM



Hayat sanki dertsizleşmiş, yavaşlamış, rölantiye alınmış gibiydi. Ne zaman mı? Bu yaz temmuz ayında. Daha önceleri de hayatı askıya alınmış gibi yaşadığım günler olmuştu; sebebi malum... Ama bu defaki keyifli bir nedenleydi. Şubattan beri çalışmamanın bana en iyi getirisi 1 ay yazlık kiralayabilmek oldu. 20 yıllık çalışma hayatımın özellikle de 16 yıllık Otoyol kısmında 2 hafta üst üste izne çıkabildiğim pek nadirken, bir de benim yaptığım işler sanki babamın işleriymiş gibi yıllık izindeyken de en az bir kere iş yerini ziyaretim sağlanırdı. Hepsini saygıyla anıyorum! Neyse geçtiii gittiiii bu günler... Hayat da geçip gidecek hepimiz için aynen böyle. Amannn neyse konumuza dönelim. Keyifli şeylerden bahsedeceğim :) İzmir de havalar böylesine sıcak geçerken okulların açılmış olması yaza daha şimdiden özlem duymama sebep oldu.




Ne güzel şeymiş bu "yazlıktayız" denilen hayat. Hiç birşey için acelesi yok insanın. Sabah kalkıyorsun deniz hemen yanıbaşında. Günü birlik gidişlerin tersine denize girmek için de acelesi yok kimsenin. Bir de anneciğimin her sabah kahvaltıyı sanki pazar kahvaltısıymış gibi her gün ayrı bir çeşitle rutinden çıkarması yok muydu.... hımmmm... şimdi bile canım istedi. Ortak tuttuk yazlığı annemlerle. O her zamanki fedakar haliyle hizmet beklemedi benden. Yemek işi onundu. Bu bana nasıl bir rahatlık sağladı anlatamam. Sabah aheste aheste edilen kahvaltının ardından olmazsa olmaz ev temizliği, bu tabii ki bana aitti.. Sonra biraz miniğimle kitap okuma ve test çözme saatleri. Saat öğlen biri geçince artık miniği evde tutmak ne mümkün. O saatte gidilen denizden akşam neredeyse güneşi batırırken dönülmesi. Bu arada yazlık tuttuğumuz siteden burada bahsetmiştim. Eve dönünce alınan duşların ardından çoğu zaman evde annemin güzel yemekleriyle bazen de Balıklıova nın kendine özgü balık yada pide restoranlarında güzel bir akşam yemeği. Sonra ver elini "köşk". Köşk bu sitenin kafesi. Köşkte içilen kahvemize kimi zaman eski, kimi zaman yeni dostların sohbetleri, kimi zaman internette yapılan gezintiler eşlik etti. Hepsinin tadı ayrı güzel... Siteyi tanımama, evi tutmama vesile olan can dostumun evindeki okey partileri uykuların gelmesi ile biterken mis gibi kokan bitkilerin ağaçların arasından serin serin yürüyerek eve dönülüp yatılması. Bazen de güzel prensesimin ısrarıyla sadece ikimiz gece karanlığında denize ayaklarımızı sokup sohbet ettik. Daha serin uyuduk dönünce. Veee o bir ay bitti. Biz bu sene olduğu kadar hiç bu kadar yakın olmamıştık denizle. Ama tam aksine bu sene denize doyamadık.




Tatilimizin genel hatlarıyla özeti bu. Araya Şefle geçirilen 5 güzel gün, miniğimin bakıcısı olduğu için hayatımıza dahil olan ve ailemizden biri gibi sevdiğimiz Türkan ablamızın da dahil olduğu 1 hafta, çok sevdiğim bir dostumun kızları ile birlikte günü birlik ziyareti, teyzemle geçirdiğimiz güzel birkaç gün de sığdı. Miniğim unutamayacağı arkadaşlar edindi. Güzel prensesime gelince tatilin ilk günleri yalnızlığını kitaplarıyla paylaşırken son hafta belki de hayatı boyunca sürdüreceği güzel dostlukların başlangıcını yaptı. Bir daha böyle bir yaz geçirirmiyiz bilemem. Dileğim daha güzellerini de geçirebileceğimiz kadar sağlıklı ve mutlu kalabilmek...



Herkes için yaz tatili tadında güzel günler diliyorum... Tarif yok bu defa :)

Salı, Haziran 22, 2010

GÖNÜL DOSTLARIMA KAHVALTI SOFRASI


Eee... bir bahane lazımdı yazmak için :) Ben de Sevgili arkadaşlarım; Gülenay, Figen ve Serpil için hazırladığım kahvaltı sofrasını paylaşayım dedim. Biraz benden haberler, sonra kahvaltı soframız...

20 yıllık aralıksız çalışma hayatından sonra, bu sene Ocak sonu itibariyle işsiz kaldım. Şehir dışı yada ülke dışına çıkmayı göze alabilsem, iş çok. Ama, Şef zaten bizlerden uzakta. Çocukların okul durumu nedeniyle onun yanına bile gidemezken, çalışmak için uzaklara gitmek düşünülecek bir durum değil. Burada uygun bir iş bulursam, tabii çalışacağım ama; çocuklarımla, evimle ilgilenmek de hoşuma gitmiyor değil. Evde zaman çok daha hızlı geçiyor. İşsiz kaldığım günden itibaren her sabah çocukları okula bırakmak için yine erken kalktım, yine hazırlandım. Onları bırakıp eve geldiğim andan, akşam üzeri almaya gideceğim ana kadarki zaman aralığının, çoğu kez nasıl geçtiğini bile anlamadım. Çok yoğun olan iş günleri haricinde mesai bitiş saatine kadar , zamanın ne kadar zor geçtiğini hatırladıkça şaşırdım. Halbuki evde saatler vızır vızır geçiyor. Çalışmaya alışmış birisi olarak evde olmak zor aslında. Derlerdi de anlamazdım; ev işi nankör, ne kadar yaparsan yap hiç bir şey yapmamış gibisin. Hakikaten öyle. Ev hanımlarının işi daha zormuş. Ev ne durumda olursa olsun sabah kapıyı çekip çıkmak zorunda çalışan kadın. Akşam geldiğinde de yemek-bulaşık-çocuklar v.s. derken zaten yatma vakti. Üstelik daha programlı olunuyor bu durumda. Her neyse kısaca çalışan hanımlar çalışmaya devam :))

Tabii bu evde olma durumları arkadaş buluşmalarını planlarken özgür olmamı ve eskiden katılamadığım hafta içi mesai saatlerine denk gelen toplantılara katılabilmemi sağladı. Her sene Sevgili Gülenay geldiğinde yaptığımız olağan buluşmaların hepsine katılabildiğim gibi Sevgili Asya nın da olduğu blog arkadaşları buluşmasında da vardım:)

Kahvaltı masamızda kahvaltılıklar haricinde : Domates soslu biber sote, kızarmış hellim peyniri, ketçaplı sosis, yumurta piyazı, çemen, kıymalı muska böreği ve ekmek makinamda yaptığım cevizli yulaflı ekmek vardı.

Kahvaltıda ikram ettiğim muska börek Şef in en sevdiği börek çeşidi son zamanlarda. Hatta ara ara yapıp kargo ile gönderiyorum ona. Dedim misafirlerime de bu börekten yapayım bari, eşim bu kadar beğendiğine göre onlar da beğenirler. Biraz da fazla yapınca Şef e bir kargo da bu akşam gitti dolayısiyle :))



KIYMALI MUSKA BÖREK

Malzemeler :

4 adet yufka
4 yemek kaşığı yoğurt
1 adet yumurta
2 yemek kaşığı zeytinyağı
3 yemek kaşığı su

İçi İçin :

3 yemek kaşığı zeytinyağı
2 adet kuru soğan
1/2 kg kıyma
3 adet kırmızı biber
4 adet domates küp küp kesilmiş
Yarım demet maydanoz
Tuz, karabiber
İnce ince dilimlenmiş bir miktar kaşar
1 adet yumurta sarısı
Arzu edilirse susam

Yapılışı :

Öncelikle iç malzememizi hazırlıyoruz. Bunun için biraz zeytinyağında küp küp doğradığımız soğanları ve temizlenip ince ince doğradığımız kırmızı biberleri kavuruyoruz. Kıymayı da kavurduktan sonra küp doğranmış domatesleri biraz öldürüp tuz ve karabiberini ekliyoruz. En son ince doğranmış maydanozu da karıştırıp altını kapatıyoruz.

Yufkaların arası için yoğurt, yumurta, yağ ve suyu çırpıyoruz. Yufkanın birini masaya serip karışımdan üzerine sürüp ikinci yufkayı üzerine kapatıyoruz. Ve 3 parmak eninde uzun parçalar kesip en kenarlar hariç onları da ortadan ikiye bölüyoruz. Her bir parçanın ucuna iç malzemesinden koyup, üstüne ince dilim kaşar ilavesi ile muska şeklinde sarıyoruz. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizip, üstlerine yumurta sarısı sürüp arzuya göre susam serpiyoruz. Önceden ısınmış 200 derecelik fırında yaklaşık 45-55 dk. pişiriyoruz.

Kahvaltı sırasında ve sonrasındaki sohbetimiz doyumsuzdu. Bu defaki buluşmamıza çocuklarımız da eşlik ettiği için onlar da birlikte oynayarak çok keyifli vakit geçirdiler. Ve balkona çıkmadan olmazdı tabii. Balkon masamızda da arkadaşlarıma tatlı olarak cheesecake ikram ettim. Yemekbiz grubundan Sevgili Tuğba, Altınyunus Oteli aşçısının özel bir tarifini paylaşmıştı grupta ve ben de deneyip çok beğendiğimi yazmıştım ona. Bugün için de seçimim bu tarif oldu. Tarif sevgili Tuğba nın paylaşımı ile virgülüne bile dokunmadan geliyor...



Cheesecake – özel tarif

1 paket Burçak bisküvi (rondoda ufalanmış) ve 2 dolu yemek kaşağı margarin (eritilmiş) yuğrularak kelepçeli kalıbın dibine yerleştirilir.

İç malzemesi;

4 yumurta, limon kabuğu rendesi, 1 su bardağı şeker hepsi birlikte telle çırpılır. 2 kutu tikveşli krema ve 2 kutu labne karışımın üzerine telle yedirilir, 1 yemek kaşığı silme nişasta konur.

Fırın 150 dereceye ayarlanır, hazırlanan karışım kelepçeli kalıba bisküvinün üzerine dökülür, birlikte pişirilir. Yaklaşık 1 saat.

Soğuduktan sonra üzerine vişne taneleri konur. Ayrı bir kapta 2 su bardağı vişne suyuna (hazır meyve suyu kullanılacak) 2 silme yemek kaşığı nişasta konup pişilir, vişnelerin üzerine dökülür.

Başta da söylediğim gibi bu güzel kahvaltı sayesinde blogdaki sessizliğimi bozmuş oldum. Güzel paylaşımlarla görüşebilmek dileğiyle, tüm öğrenci ve öğretmenlere iyi tatiller diliyorum. Sağlıklı, mutlu ve keyifli bir yaz olsun inşallah...

Pazartesi, Mart 15, 2010

BİR TATLI, BİR TUZLU

Bir tatlı, bir tuzlu... Aynı hayat gibi. Birinin tadını diğeri dengeliyor. Yaşamda da öyle değil mi? Çekilen sıkıntılar, acılar, mutlu anların kıymetini daha iyi anlamamızı sağlıyor. "Her şerde bir hayır" bunun başka bir izahı. Bunları çok erken anlayanlardan değilim ben. Gereksiz şeyleri büyütüp güzel anları kendine zehir edenler vardır ya işte onlardan biriydim uzun yıllar. Şimdi... "İnsan 7 sinde ne ise 70 inde de odur" atasözündeki kadar değilim, kendimce yanlışlarımı gördüm değişmeye çalıştım. Tam anlamıyla oldu mu? Hayır ama hiç değişmemekten iyidir bence. Gençken gereksiz gibi gelen öğütleri dinlese insanlar keşke diyecekleri şeyler azalır. Bu yaşlar sorgulama yaşları galiba... Biraz da dertleşmek istedim sanırım. Neyse....

Bugün 2 tarifi arka arkaya denedim. İkisini de öneriyorum. Ölçüler tam :) Her iki tarifte de margarin kullanılıyor. Ben hamur işleri dahil çok uzun zamandır margarin kullanmamıştım. Böyle ayda yılda bir kullanmanın bir sakıncası olmadığını düşünüyorum. Siz kullanmak istemiyorsanız aynı ölçüde tereyağı ile de yapabilirsiniz.


KREMALI KURABİYE


Tarif Lezzet Dergisi' nin armağanı Hünerli Pratik Tarifler kitabından :

Malzemeler :

1 paket eritilmiş margarin
3 su bardağı un
3 çorba kaşığı yoğurt
1 paket kabartma tozu
Bir tutam tuz

Krema İçin :

1,5 su bardağı süt
5 çorba kaşığı toz şeker
2,5 çorba kaşığı un (tepeleme)
Yarım su bardağı su
1 yumurta sarısı
1 paket vanilya

Süsleme İçin :

2 çorba kaşığı pudra şekeri

Yapılışı :

- Kremayı hazırlamak için; süt ve tozşekeri küçük bir tencerede kaynatın. Bir kasede unu suyla karıştırın. Yumurta sarısını ekleyip çırpın. Kaynamakta olan şekerli süte azar azar ekleyip karıştırın. Vanilyayı ilave edip sürekli karıştırarak muhallebi kıvamında pişirin. Ateşten alıp soğumaya bırakın. Buzdolabında 2 saat bekletin.

- Unu derin bir kaba alıp ortasını havuz gibi açın. Eritilmiş margarin, yoğurt, kabartma tozu ve bir tutam tuz ekleyip yoğurun. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın. Her birini avuç içinde hafifçe bastırarak yassılaştırın. Hazırladığınız kremadan 1 tatlı kaşığı kadar ekleyip kenarlarını yukarı doğru kıvırarak toplayın ve kapatın. Ters çevirip yağlı kağıt serilmiş veya yağlanmış fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında üzerleri pembeleşinceye kadar yaklaşık 20-25 dk pişirin. Soğuyunca üzerine pudra şekeri serpip servis yapın.


ZEYTİNLİ POĞAÇA



Bu tarif de Lezzet Dergisinin verdiği Güzel Şeyler Börekler ve Poğaçalar kitapçığından :

Malzemeler :

2,5 su bardağı un
Yarım su bardağı eritilmiş ılık tereyağı
1 yumurta
1 çay kaşığı karbonat
Yarım çay bardağı sıvıyağ
Yarım su bardağı yoğurt
1 tutam tuz

İç Malzeme :

150 gr çekirdekleri çıkartılmış siyah zeytin

Üzeri İçin :

1 yumurtanın sarısı
4 çorba kaşığı beyaz susam

Yapılışı :

Unu hamur yoğurma kabına eleyip ortasını havuz gibi açın. Yumurta, ertilmiş ılık tereyağı, sıvıyağ, yoğurt, tuz ve karbonatı ilave edin. Malzemeler özleşene kadar yoğurun. Hamurdan cevizden biraz daha büyük parçalar koparıp avcunuzda yuvarlayarak açın. Ortasına 2-3 siyah zeytin yerleştirip hamurun kenarlarını ortada birleştirerek elinizle oval şekil verip kapatın. Hazırladığınız hamurları yağlı kağıt serilmiş veya yağlanmış fırın tepsisine dizip üzerlerine yumurta sarısı sürün ve susam serpin. Önceden ısıtılmış 200 dereceye ayarlı fırında 20-25 dk pişirin. Sıcak veya ılık servis yapın.

Evetttt... Siz de benim gibi yapın kurabiyeleri, gidin alın çocuklarınızı okuldan. Her zaman eve geldiklerinde olduğu gibi "atıştırmalık ne var" diye sorduklarında çıkarın önlerine. Yupiii, yupiii sesleri bütün yorgunluğunuzu unutturacak :)


Asıl benim miniğim nasıl yorgun görünüyor değil mi? Ama birazdan tüm enerjisini toplamış olarak yanıma gelecek ve "Okul Dönüşü" şiirini 5 (öğretmenleri 5 kez okuyun demiş) değil 9 kez hatta bir de ablasına okuyarak 10 kez okumuş olacak. Sonra 2 sayfa da ödev yapacak. Tam annesi bloguna birşeyler eklemeye çalışırken elinde 2 paketle yanına gelip "ben çadırımı kurmak istiyorum" diyecek :)))

Hadi ben miniğimle biraz daha vakit geçireyim, uyku vakti yaklaştı ;

Hepimize ağız tadımızın yerinde olduğu güzel bir hafta diliyorum...

Perşembe, Şubat 04, 2010

PATATES KREP



Digitürk' deki Home TV kanalı seyretmekten çok keyif aldığım bir kanal. Yemek programlarının yanısıra dekorasyon konusunda da bilgilendiğim programlar var. Geçenlerde "Her Gün İtalyan" programında Giada De Laurentiis tarafından yapılan bu tarif çok ilgimi çekti. Pratik bir yemek yapmak isteyenlere öneririm. Malzemeleri evde kolaylıkla bulunabilen ve çok çabuk hazırlanabilen bir tarif. Güzel prensesim, miniğim ve annem tarafından çok sevilerek yendiğini de belirtmeliyim. Çok farklı bir tarif değil belki ama dediğim gibi kurtarıcı bir tarif olarak denenebilir.

Malzemeler :

1 adet kuru soğan
2-3 diş sarımsak
4 adet orta boy patates
1 su bardağı kaşar peyniri rendesi (orjinal tarifte parmesan kullanıldı)
5-6 dal ıspanak yaprağı (orjinal tarifte pazı kullanıldı)
Tuz
Karabiber
Zeytinyağı

Yapılışı :

Küp doğradığımız soğanları ve küçük küçük doğradığımız sarımsakları bir tavada bir miktar zeytinyağında kavuruyoruz. Ayrı bir yerde rendelediğimiz patatesleri kurulama bezi yardımıyla sıkıp fazla suyunu alarak büyükçe bir kaba boşaltıyoruz. Üzerine rendelenmiş kaşar peynirini ve doğradığımız ıspanak yapraklarını ekliyoruz. Kavrulmuş soğan-sarımsak karışımını, tuzunu (kaşarın tuzunu da hesap ederek) ve karabiberini de ilave edip güzelce karıştırıyoruz. Büyükçe bir teflon tavaya biraz yağ koyup karışımı döküp kaşıkla bastırarak bir güzel yayılmasını sağlıyoruz. Ocağın üzerinde 15 dakika kadar bir yüzünü kızarttıktan sonra büyük bir servis tabağı yardımı ile ters çevirip diğer yüzünü de 15 dakika kadar kızartıyoruz. Ve servis tabağımıza alıyoruz. Afiyet olsun...


Bu arada bir sömestri tatilinin daha sonuna yaklaştık. Çocuklar güzelce dinlendiler, mümkün olduğunca eğlendiler. Tabii ödevler de yapıldı. İrem im okumayı zaten sökmüştü. Ödevlerinin yanısıra 3 kitap bitirdi. 4. süne bugün başladı, sanırım onu da yatmadan önce bitirmiş olur. Zamanında Güzel Prensesim e getirttiğim kişisel kitaplardan bu defa da miniğime getirttim. Kahramanı olduğu öyküyü okumak çocukların çok hoşuna gidiyor. Arkadaşlarına da hediye olarak bu kitaplardan getirttim. Dilerseniz siz de inceleyin.


Pazartesinden itibaren koşuşturma başlıyor :) Bütün öğrencilere başarılı ve sağlıkla geçirecekleri bir yarıyıl diliyorum. Tabii özellikle annelere de kolaylıklar!


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...