Salı, Eylül 28, 2010

YAZA ÖZLEM



Hayat sanki dertsizleşmiş, yavaşlamış, rölantiye alınmış gibiydi. Ne zaman mı? Bu yaz temmuz ayında. Daha önceleri de hayatı askıya alınmış gibi yaşadığım günler olmuştu; sebebi malum... Ama bu defaki keyifli bir nedenleydi. Şubattan beri çalışmamanın bana en iyi getirisi 1 ay yazlık kiralayabilmek oldu. 20 yıllık çalışma hayatımın özellikle de 16 yıllık Otoyol kısmında 2 hafta üst üste izne çıkabildiğim pek nadirken, bir de benim yaptığım işler sanki babamın işleriymiş gibi yıllık izindeyken de en az bir kere iş yerini ziyaretim sağlanırdı. Hepsini saygıyla anıyorum! Neyse geçtiii gittiiii bu günler... Hayat da geçip gidecek hepimiz için aynen böyle. Amannn neyse konumuza dönelim. Keyifli şeylerden bahsedeceğim :) İzmir de havalar böylesine sıcak geçerken okulların açılmış olması yaza daha şimdiden özlem duymama sebep oldu.




Ne güzel şeymiş bu "yazlıktayız" denilen hayat. Hiç birşey için acelesi yok insanın. Sabah kalkıyorsun deniz hemen yanıbaşında. Günü birlik gidişlerin tersine denize girmek için de acelesi yok kimsenin. Bir de anneciğimin her sabah kahvaltıyı sanki pazar kahvaltısıymış gibi her gün ayrı bir çeşitle rutinden çıkarması yok muydu.... hımmmm... şimdi bile canım istedi. Ortak tuttuk yazlığı annemlerle. O her zamanki fedakar haliyle hizmet beklemedi benden. Yemek işi onundu. Bu bana nasıl bir rahatlık sağladı anlatamam. Sabah aheste aheste edilen kahvaltının ardından olmazsa olmaz ev temizliği, bu tabii ki bana aitti.. Sonra biraz miniğimle kitap okuma ve test çözme saatleri. Saat öğlen biri geçince artık miniği evde tutmak ne mümkün. O saatte gidilen denizden akşam neredeyse güneşi batırırken dönülmesi. Bu arada yazlık tuttuğumuz siteden burada bahsetmiştim. Eve dönünce alınan duşların ardından çoğu zaman evde annemin güzel yemekleriyle bazen de Balıklıova nın kendine özgü balık yada pide restoranlarında güzel bir akşam yemeği. Sonra ver elini "köşk". Köşk bu sitenin kafesi. Köşkte içilen kahvemize kimi zaman eski, kimi zaman yeni dostların sohbetleri, kimi zaman internette yapılan gezintiler eşlik etti. Hepsinin tadı ayrı güzel... Siteyi tanımama, evi tutmama vesile olan can dostumun evindeki okey partileri uykuların gelmesi ile biterken mis gibi kokan bitkilerin ağaçların arasından serin serin yürüyerek eve dönülüp yatılması. Bazen de güzel prensesimin ısrarıyla sadece ikimiz gece karanlığında denize ayaklarımızı sokup sohbet ettik. Daha serin uyuduk dönünce. Veee o bir ay bitti. Biz bu sene olduğu kadar hiç bu kadar yakın olmamıştık denizle. Ama tam aksine bu sene denize doyamadık.




Tatilimizin genel hatlarıyla özeti bu. Araya Şefle geçirilen 5 güzel gün, miniğimin bakıcısı olduğu için hayatımıza dahil olan ve ailemizden biri gibi sevdiğimiz Türkan ablamızın da dahil olduğu 1 hafta, çok sevdiğim bir dostumun kızları ile birlikte günü birlik ziyareti, teyzemle geçirdiğimiz güzel birkaç gün de sığdı. Miniğim unutamayacağı arkadaşlar edindi. Güzel prensesime gelince tatilin ilk günleri yalnızlığını kitaplarıyla paylaşırken son hafta belki de hayatı boyunca sürdüreceği güzel dostlukların başlangıcını yaptı. Bir daha böyle bir yaz geçirirmiyiz bilemem. Dileğim daha güzellerini de geçirebileceğimiz kadar sağlıklı ve mutlu kalabilmek...



Herkes için yaz tatili tadında güzel günler diliyorum... Tarif yok bu defa :)

3 yorum:

Red Riding Hood dedi ki...

Fotoğraflar , ve bu güzel yazı aldı götürdü beni .Sıkmadan hafifçe anlatılan tüm yazıları çok seviyorum .

Adsız dedi ki...

Allah içine sindirsin canım. Çok güzel anlatımın gerçekten zaman akıp gidiyor seni okurken eline sağlık... TÜLİN

Berceste dedi ki...

Harika! Dilegine kesinlikle katiliyorum ama boylesine guzellikleri tadmaniza da cooook sevindim. Is telaselerini, yapilamayan izinleri, nankor patronlari ise hiiiic anma. Hep bu yazinin guzelliginde olsun hayatiniz.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...