Perşembe, Aralık 27, 2007

MUTLU YILLAR !!!


Geçen yıl ağacımızı süslememiştik. Bu yıl bir de baktım ki Güzel Prensesim ağacımızı ve süslerimizi çıkarmış uğraşıyor. Hiç müdahale etmedim. Bir süre sonra miniğim de ablasına katıldı ve birlikte süslemeyi bitirdiler. Ben de ağacımızın fotoğrafının yeni yıl kutlama yazıma iyi bir ek olacağını düşündüm.

Bu hafta başından beri aklımda Sevgili Burçin' in ev sahipliği yapacağı En Tatlı Hediyeler etkinliği vardı. Özellikle yabancı yemek sitelerinden araştırmalar yaptım. Birkaç tarif de buldum aslında. Ama kısmet olmadı, deneyemedim, dolayısiyle etkinliğe de katılamadım. Çok zevkli ve becerikli bir arkadaşımız olduğunu bildiğim Burçin'in evsahipliğinde etkinliğin harika olacağına eminim. Tarifleri sabırsızlıkla bekliyorum:)

Çocukken zaman hiç geçmiyor gibi gelirdi bana. Rahmetli babama bunu söylediğimde "evlenip bir de çocukların olduğunda bak gör zaman nasıl hızlı geçecek" derdi. Ne kadar haklıymış. Yılların geçtiğini en çok büyüyen küçüklerden anlıyorum.

Zaman hepimiz için hayırlar getirerek geçsin, yeni yılda sağlık, mutluluk, huzur ve başarı bizlerle olsun. Mutlu yıllar...

Çarşamba, Aralık 19, 2007

NİCE GÜZEL BAYRAMLARA...


Miniğimin İrem'imin okulunda hazırladığı bayram kartı ile kutlamak istedim ben de bayramınızı.

Kurban bayramınızı kutluyor, sevdiklerinizle nice güzel bayramlar, bayram tadında sağlıklı, mutlu günler diliyorum:)

Pazar, Aralık 16, 2007

YE#29 ZEYTİNYAĞLILAR ETKİNLİĞİ İÇİN ZEYTİNYAĞLI KURU PATLICAN DOLMASI


Tarif, üniversite yıllarında evlerinde de kaldığım, bana gerçekten anne yarısı olan en küçük teyzeme ait. Özellikle Şef bu dolmayı o kadar beğeniyor ki, ne zaman teyzeme gidecek olsak yada onlar bize gelecek olsalar teyzem "çocuklar size ne yapayım" diye sorduğunda alacağı cevabı iyi biliyor:) Teyzemin eşinin yani eniştemizin çiğköfte ziyafetini de daha önce yayınlamıştım. Yani onlardan ne istediğimiz çok belli:))


Biraz önce bu ayın etkinliği tariflerini gezdikten sonra Sevgili Aysel' e katılamayacağıma ve özür dilediğime dair bir not bırakmıştım ki hemen cevap yazdı sağolsun. Hazırda birşeyler varsa bu günkü tarifleri de yayınlayacağı için göndermemi istiyordu. Sayfasının adının hakkını verecek kadar sıcak bir insan olduğuna inandığım Aysel'i kırmak istemedim. Ve Picasa dan resimleri taramaya başladım. Bir de baktım teyzemin Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Dolması. Bu çok severek yediğimiz yemeği yayınlayarak hem etkinliğe katılmak hem de arşivimde bulunmasını sağlamak istedim.


İşte tarif;


Malzemeler:


1/2 bağ kuru patlıcan
1 su bardağı pirinç
2 adet büyük boy kuru soğan
1 tatlı kaşığı kuru nane, reyhan, fesleğen
1 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı pul biber ve tuz
1/2 su bardağı zeytinyağı
1-2 adet domates
1 adet limon


Yapılışı :


Patlıcanları 15-20 dakika haşlayıp, soğutuyoruz. İçi için çiğden pirinç, soğan, nane, reyhan, fesleğen, pul biber, karabiber, tuz ve zeytinyağının yarısını ekleyerek karıştırıyoruz. Ve patlıcanları dolduruyoruz. Küçük kestiğimiz domateslerle dolmamıza kapak yapıyoruz. Dizdiğimiz tencereye dolmaların üstüne çıkacak kadar sıcak su ve zeytinyağının geri kalanını ekleyip, pişiriyoruz. Servis tabağına çıkardıktan sonra limon dilimleri ile süslüyoruz.


Biz tadını midye dolmaya benzetiyoruz ve dediğim gibi çok seviyoruz.


Herkese sağlıklı, başarılı, iyi haftalar diliyorum.

Salı, Aralık 11, 2007

KAHVELİ - ÇİKOLATALI PEYNİR KEKİ (CHEESECAKE)

Kaynana Çatlatan Tarifler Etkinliği için tarif verdiğim yazımda cheesecake denemelerimden bahsederken Arman Kırım' ın Kahveli-Çikolatalı Peynir Keki' ni de denediğimi ve dolguda un yada pirinç unu olmadığı için 2 tatlı kaşığı kadar pirinç unu eklediğimi, ama pişman olduğumu kesinlikle tarife sadık kalmanın gerektiğini anladığımı söylemiştim. O günden beri de tekrar denemek istiyordum. Haftasonu annem ve kızkardeşim ile birlikte bir arkadaşıma giderken ona götürmek üzere aynı tarifi tekrar yaptım. Üstelik teyzeme bu cheesecake i yaparken arkadaşım bizdeydi ve onun yanında hazırladığım halde ona tattıramamıştım. Hem ona tattırmak, hem tarifi yeniden denemek hem de çikolatalı tatları seven arkadaşıma bir sürpriz yapmak istedim. Fotoğrafı onlara gittiğimizde servisten hemen önce kestim. Ancak bıçağı sıcak su ile ıslatmadığım için kesim sırasında hoşuma gitmeyen bir görüntü oluştu. Ama tadı o kadar güzeldi ve o kadar çok övgü aldı ki, tarifi gönül rahatlığı ile deneyebileceğinizi belirtmek ve beğenmemiş de olsam fotoğrafını yayınlamak istedim. Çikolatalı tatları sevenlere şiddetle öneriyorum. Arman Kırım tarifi oldukça detaylı vermiş, aynen kopyalıyorum. Teşekkürler Arman Bey.




Kahveli-Çikolatalı Peynir Keki

Taban için:

1.5 bardak (su bardağı) kakaolu bisküvi, dövülüp ufalanmış;

5 çorba kaşığı tereyağı, eritilecek;

1/4 bardak şeker; 1.5 tatlı kaşığı toz Nescafe.

Dolgu için:

1/3 bardak kaynar su;

190 gr. siyah çikolata, çok ince kıyılmış;

2 tatlı kaşığı toz Nescafe;

450 gr. krem peyniri;

3/4 bardak şeker;

1 çay kaşığı toz vanilin;

3 büyük yumurta;

2 bardak taze krema.

Tüm malzemeler oda sıcaklığında olmalı.

1. Fırını önceden 175 C dereceye ısıtın. Nescafe'yi erimiş tereyağına karıştırın. Büyükçe bir kásede bisküvi kırıntıları, şeker ve Nescafe'li tereyağını kaşıkla iyice karıştırın. Çapı 23 cm. olan ve içini yağladığınız mandallı kek kalıbının içine boşaltın. Bir bardağın dibini kullanarak karışımı kalıbın dibine düzenli bir şekilde bastırarak yayın. Bisküvi tabanı hafifçe kalıbın kenarlarına doğru yukarıya taşsın. Fırında 10 dakika kadar pişirin ve dışarı alın.

2. Küçük bir Borcam yemek kabının içini yarıya kadar kaynar su doldurun ve fırının rafının bir kenarına yerleştirin. Buhar yapmaya yarayacak.

3. Küçük bir kásede çikolataların ve Nescafe'nin üzerine 1/3 bardak kaynar suyu döküp birkaç dakika erimelerini bekleyin.

4. Büyükçe bir kásenin içinde elektrikli çırpıcının orta hızıyla krem peynirle şekeri çırparak hiç pütürsüz hale getirin. Yalnız çok fazla çırpmamalısınız, aksi halde fazla havalanma kekin üstünde çatlamaya yol açar. Makineyi yavaş hızda çalıştırarak vanilyayı ekleyip karıştırmaya devam edin. Şimdi artık yumurtaları birer birer bu karışıma ekleyerek çırpmaya devam etmelisiniz. Ara sıra kásenin kenarlarını sıyırarak peynirin pürüzsüz olmasını sağlayın. Taze kremayı karışıma yedirin. Çikolata-kahve karışımını ekleyin ve yavaş hızda bunu da çırparak peynir karışımına yedirin. Bu karışımı kek kalıbındaki bisküvi tabanının üzerine boşaltın.

5. Borcam kabının yanına, aynı raf üzerine yerleştirin. Yaklaşık 40 dakika kadar pişirin. Piştiğinde kenardan içe doğru 4 santimlik kısım sertleşmiş olmalı, ama salladığınızda orta yeri titreşiyor olmalı. Yani bir miktar sulu kalmalı. Kek soğuyunca bu kısım da sertleşecektir.

6. Fırını söndürün. Kapağının arasına tahta kaşık koyarak aralık bırakın, keki kalıbında fırın içinde bir saat soğutun. Bir bıçağı kekin etrafında gezdirin ve dışarıda bir saat daha soğutun.

7. Üstünü plastikle kapayarak buzdolabında bir gece bekletin. Sıcak suya batıracağınız bir bıçakla dilimler kesip servis edin.




Gittiğimiz arkadaşım da çok güzel şeyler hazırlamıştı bizler için. Annesi, yengesi ve kendisi ortaklaşa bir çalışma yapmışlar:) Sonuç... Tabii ki harika. Hepsinin ellerine sağlık. Yalnız yengesinin yaptığı ağlayan keki iyi fotoğraflayamamışım:( Kolajda o nedenle yok. Sodalı börek, tatlı börek, peynirli poğaça, ağlayan kek ve en güzeli de memleketleri Elazığ yapraklarından anneciğinin o hünerli ellerinden çıkma ince ince enfes zeytinyağlı sarmalar. Sarmaları 2 ayrı servis tabağıyla getirdiğinde itiraz ettik çok diye ama "çerez gibi gider" cevabına uygun olarak aynen çerez gibi gitti. Teşekkür ederiz, bize de bekleriz:))



Bu akşam yemeğinde Sevgili Sibel' in Fırında Pırasa tarifini yaptım. Ama fotoğraf çekemedim. Patatesleri ve pırasaları dünden haşlamıştım. Bu akşama karışımı hazırlamak ve fırına sürmek kalmıştı. Kızlar çok acıktığı için diğer yemeklerden yedirdim onlara, baktım Şef de yiyor:) Neyse ben bekledim tabii. Hazır olduğunda önce Güzel Prensesim geldi "çok güzel koktu anne, biraz alıp film izlerken yiyebilir miyim?" dedi. Tabii hemen:) Birazdan boş tabakla mutfağa geri döndü ve hem kendine biraz daha istediğini hem de babasının da yemek istediğini söyledi. Ne güzel. Böyle denediğim şeyler beğenildiğinde benden mutlusu yok:))

Bu arada yarın annemin kardiyologdan randevusu var. Bu defa ben de yanında olmak istiyorum. Umarım iyi şeyler duyarız. Belki de anjiyo olması gerekecek. Allah acil şifasını versin tüm hastaların, içlerinde de annemin... Aminnnn!

12.12.2007 Eklentisi : Annemi kardiyolaga götürdük. Tansiyonu için bir ilaç daha ekledi. Sanırım günlük aldığı ilaç sayısı 10 kadar. Anjiyoyu anneme şu an için uygun ve gerekli görmediğini söyledi. Geçen yıl kalp rahatsızlığından sonra 8 ay kadar comuadin kullandırılmış ve bağırsakta kanama açıp annemi kansız bırakmıştı. Kan değerleri hala düşük. Hem kan değerlerinin düşük olması, hem de anjiyo veya başka bir kalp operasyonu sonrası kullandırmaları gereken kan sulandırıcı ilaçların anneme uygun olmayacağını söyledi. Annemin bağırsak rahatsızlığı ile ilgili internetten araştırma yapıp, Ege Üniversitesi' nde bir hocaya mail atmıştım. Bana "hastanın durumuna göre karar vermek hekimlik sanatıdır. İnternette her okuduğunuz hastanıza uygun olmayabilir" diye cevap vermişti. Sanırım bugünkü doktor da "hekimlik sanatı" nı icra etti. Yani hangisinin hasta için daha fazla risk taşıdığını tartıp, kararını öyle verdi. Ve 3 ay sonra annemi yine görmek istediğini söyleyerek, annemi de bizi de rahatlattı. Umarım doğru bir karardır. Allah onu başımızdan eksik etmesin. İki kardeşimin de yuvalarını kurduklarını görmesi en büyük dileğim. Sizlerin merak ettiğini ve edebileceğinizi düşünerek bu eklentiyi yazdım. Acil şifalar dileyen tüm dostlarıma teşekkür ederim. Allah kimseyi darda bırakmasın.

Ağız tadınız yerinde, sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler dilerim.

Posted by Picasa

Salı, Aralık 04, 2007

ÖZ-HAKİKİ KARADENİZ HAMSİSİ :)

Haftasonu Şef' in (eşimin) dayısı, yengesi ve en küçük kızları Bursa' dan, en büyük kızları öğrencisi ile birlikte Samsun' dan, ortanca kızları Manisa' dan İzmir' e geldiler ve bizde buluştular. Samsun' daki kızları Didem, Samsun' a 44 km uzaklıktaki bir köyde sınıf öğretmeni, aynı zamanda da cimnastik antrenörlüğü yapıyor. 1-2 Aralık tarihlerinde Bornova Cimnastik Salonundaki Trampolin yarışmasına öğrencisini getirdi. Cuma akşamı hep birlikte bizde yemek yedik. Yemek sonrası sohbetimiz Didem' in sınıf öğretmenliği anıları ile renklendi. Epey güldürdü bizi sağolsun. Hatta ona bir blog açmasını ve okulda olanları anlatmasını tavsiye ettim. Yaşanan traji komik olaylar aslında belki de güleriz ağlanacak halimize dedirtecek cinstendi. Manisa' dan gelen kızları Gizem ise Manisa Celal Bayar Üniversitesi' nde Spor Akademisi öğrencisi ve bazı haftasonlarını bizimle geçiriyor. O da pazar günkü yarışmalara katıldı. Bizim için de değişik bir haftasonu oldu.


Didem Samsun' dan gelirken öz-hakiki:)) Karadeniz Hamsisi getirmiş bizim için ama Şef sabah onu karşılayıp aldıktan sonra, getirdiği balıkları iş yerindeki buzdolabına koymuş ve akşam gelirken de unutmuş kutuyu. Tabii cumartesi yarışma dönüşü aldık oradan. Ve pazar akşamına yaptım hamsileri. Kızartma sağlığa iyi değil biliyorum ama mısır unlu kızartması kızlarımın hayır demediği bir lezzet.




Ne kadar yağlı görünüyor değil mi? Ama nefisss:) Mısır unlu hamsi kızartmasının tarifini herkes biliyor nasılsa. Ben sadece Çandarlı' ya gittiğimiz gün eniştemin tuttuğu balıkları kızartmak için hazırlarken teyzemden öğrendiğim bir püf noktasını paylaşacağım sizlerle. Temiz bir buzdolabı poşetinin içine koyuyoruz unumuzu ve temizlenip, yıkanıp suyu süzdürülmüş balıkları kısım kısım poşetin içine atıp, sallayarak iyice unlanmalarını sağlayıp, silkeleyerek çıkarıyoruz poşetten. Ben bir gazetenin üstüne koyduğum una batırarak yapardım bu işlemi ama teyzemin yaptığı daha pratik geldi bana. Belki bilenleriniz, yapanlarınız vardır. Ama bilmeyenlerin aklında bulunsun:)




Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz yarışmacıların bir kısmı. Ve çok minikler de var içlerinde. Türkiye Cimnastik Federasyonu' nun 50. yılı imiş bu yıl. Tüm yarışmalarda olduğu gibi izlediğimiz yarışmada da yarışmacıların çabası, antrenörlerin ve velilerin heyecanı görülmeye değerdi. Miniğimin okulunun cimnastik öğretmeni İrem' in vücudunun cimnastiğe çok uygun ve yatkın olduğunu söyleyerek bize de bu sporu önerdi. Bu sene başlatmadık. Düşüneceğiz bakalım, kısmet...




Tatlı Müge' nin yarışma sırasındaki pozlarını da paylaşmak istedim sizlerle. Nasıl minik minik çocuklar öyle güzel yapıyorlar ki hareketleri. Hayran kaldım. Hepsini tebrik ediyorum. Sonuçlarda İzmir ili başarı oranı çok yüksekti.




Müge antremanlar sırasında hareketleri neredeyse kusursuz yaptığı halde, yarışma heyecanı ile hareketini bitirdiği an düştü. Bu ona oldukça puan kaybettirdi ve dereceye giremedi. Ama olsun. İlerde daha iyisini yapacağına eminim. Ona başarılar diliyorum.


Hepimize sağlıklı, mutlu ve huzurlu günler olsun...


Posted by Picasa

Salı, Kasım 27, 2007

...


Ölüm herkesin kendinden uzak zannettiği ama herbirimize bir o kadar da yakın bir gerçek. Doğumu sevinçle karşılıyoruz. Ama ölümler hep içimizi acıtıyor. Allah gençlerden, çocuklarımızdan uzak tutsun diye dua ediyoruz her ölüm haberi duyduğumuzda. Sevgili Esra çok genç yaşta yaradanımıza geri döndü. Ona Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Okuduğumuz duaları Sevgili Esra'ya da göndermeyi unutmayalım olur mu?


Geçen yıl 27 Kasım'da babam uzun zamandır teşhis edilemeyen hastalığı "enfektif endokardit" e bağlı beyin kanaması geçirdi. 1 gece reanimasyon bölümünde makinalara bağlı kaldıktan sonra, 28 kasım günü öğle saatlerinde vefat etti. 24 temmuz günü yazdığı vasiyetine uygun olarak 29 kasım da defnedildi. Perşembe günü senesi için hazırlıklarımız var. Allah dualarımızı kabul eder inşaallah. Mekanın cennet olsun Babacığım...


Sevgili Esra için dualar okuyan, anısını yaşatmak için uğraşan bütün arkadaşlarımızdan Allah razı olsun. Blog dünyasının güzelliğini bir kez daha gösterdiler hepimize. Aşağıdaki mavi yazılar Selen'in sayfasından. Daha detaylı bilgi için Selen'in sayfasını ziyaret edin lütfen!


Biliyorsunuz ki üç gün önce hepimiz sevgili Esra ile vedalaştık. Esra’nın Zerrin ile birlikte hazırladığı, tariflerinin dışında bize en güzel hediyesi Kevgir dergisi oldu. Kevgir Aralık sayısına kavuşmamıza da sayılı gün kaldı. Zerrin’in önerisiyle biz de istedik ki bu yeni sayı Esra’ya hediye gelsin. Onun sevdiği yemekler, onun kendi tarifleri bizim uygulamalarımız ile yeni sayıda yer alsın. Hüzünlü, mutsuz yazılar değil, mutlu, güzel anılarla dolu eğlenceli bir sayı olsun, Esra’yı gülümsetelim ve sevindirelim. Düşünün ki bu ona bir veda değil sürpriz hoş geldin hediyesi. Esra ile tanışmanızdan, komik anılarınızdan, yorumlaşmalarınızdan, paylaştıklarınızdan bahsedin. Fazla bir paylaşımınız olmadıysa da tarifini o kadar lezzetli pişirin ki anısız da olsa ondan bir aferin kapın.Önümüzde sadece 2 gün var. Bu iki gün içinde aşağıdaki listeden seçeceğiniz yemeği pişirip fotoğrafını da çekerek yazınızla birlikte “esraicin@gmail.com” adresine mail atın. Listedeki her kategoriden seçim yapabilirsiniz. Tariflere ulaşmak için başlıklara tıklayabilirsiniz.Sizden tek ricam seçim yapınca yorum ile tercihinizi iletmeniz. İKİ seçim yapın ki biri sizden önce davrandıysa ikinci tercihiniz size verilsin. Yarın sabah 09.00 itibariyle kişiler ve yemekler listesi hazır olacak. Mail atmak için son gün ve saat de 29.11.2007 Perşembe akşam saat 21.00. Bu tarihten sonra gelecek mailler maalesef kabul edilmeyecek.

Pazartesi, Kasım 19, 2007

# KAYNANA ÇATLATAN TARİFLER #

Tarif, Hürriyet Gazetesi Yazarı Arman Kırım' a ait. Özellikle haftasonları gazetelerin eklerini okumak en büyük zevklerimden biri. Hemen hemen hiçbir sayfayı atlamadan okurum. Buna nasıl vakit buluyorsun derseniz gazete eklerini bir hafta boyunca yanımda gezdirdiğimi ve her boş vaktimde parça parça okuduğumu söyleyebilirim. Bloglardan da bu sayede haberim olmuştu. Sevgili Hatice' nin Portakal Ağacı sitesinin haberini okuduktan sonra uzunca bir süre iyi bir blog izleyicisi oldum. Şimdi de iyi bir blogger olmaya çalışıyorum:))

Konumuz dışında ama yine bu ekler sayesinde Pipa Pipa' dan da haberim oldu ve Güzel Prensesim ile birkaç arkadaşına kahramaları kendileri oldukları öykü kitapları hediye ettim. Miniğim için henüz erken, aceleye gerek yok. Allah sağlık versin de onun kahramanı olduğu bir kitap da ona seçerim inşaallah.


Herneyse gelelim konumuza:) Arman Kırım iki hafta boyunca Peynir Keki (Cheesecake) yapmanın inceliklerini yazdı köşesinde ve tarifler verdi. Tam da benim cheesecake denemeleri yaptığım bir dönemdi. Burada ve burada diğer tarifleri de görebilir ve dikkat edilmesi gereken noktaları yani bu işin inceliklerini okuyabilirsiniz.

İlk cheesecake denemem Sevgili Pastacı Burcu' nun Limonlu Cheesecake idi. Tadı çok güzel olmuştu ama görüntüsü Burcu' nun sayfasındaki gibi değildi. Bu arada bazı blog arkadaşlarımın sayfalarında peynir keki yaparken dikkat edilmesi gereken noktaları okudukça yeniden deneyeyim bunlara dikkat edeyim diye düşünerek, ikinci denememi Sevgili Tulosh'dan İnciler' deki bu tarif ile yaptım. Tabanı bisküvi ile değil browni ile olan bu tarif de gerçekten çok hoşuma gitti. Her iki tarifin de nedense fotoğrafını çekemedim. Yani bir nedeni varsa da şimdi hatırlamıyorum. Daha sonraki denememi Sevgili Aslı'nın tarifiyle yaptım ve sayfamda da yayınladım. Çok da beğendim. Dikkat ederseniz beğendim diyorum çünkü evdekilere sevdiremedim:(

Daha sonraki denememi Arman Kırım' ın tariflerinden biriyle yaptım. Kahveli-Çikolatalı Peynir Kekini teyzemlere giderken götürdüm. Yemek sonrasında birer dilim yedik ve çok da güzeldi. Ama bu kekle ilgili bir hata yapmıştım. Tarifte peynirli karışımda ne un ne pirinç unu yoktu ve ben sulu kalacak endişesi ile 2 tatlı kaşığı pirinç unu ekledim. Kesinlikle tarife uyulması gerektiğini teyzem ertesi güne kalan kısmın çok sertleştiğini söylediğinde anladım. Böylece sizlere de peynir keki maceralarımdan kısaca! bahsetmiş oldum.

Sevgili Lale'nin ev sahipliği yapacağı Kaynana Çatlatan Tarifler Etkinliğini duyduğumda bir peynir keki denemesi daha yapmam gerektiğini düşündüm:) Arman Kırım' ın sıra dışı tarifler olarak yorumladığı tariflerinden balkabaklı peynir kekinde karar kıldım. Gelelim tarifimize;

BALKABAKLI PEYNİR KEKİ



Balkabaklı Peynir KekiTaban için:
1.25 su bardağı kepekli bisküvi kırıntısı
3 çorba kaşığı şeker
1 çay kaşığı tarçın
1/4 bardak eritilmiş tereyağı

Dolgu için:
700 gr krem peynir (Ben Pınar krem peynir kullandım)
1/3 bardak kahverengi şeker
5 tatlı kaşığı un
4 yumurta
1 yumurta sarısı
1 bardak balkabağı püresi (ben yaptığım kabak tatlısından ezerek kullandım)
1/2 bardak taze krema
1 paket toz vanilin (veya bir kaşık doğal vanilya esansı)
1 çay kaşığı rendelenmiş muskat
2 çay kaşığı tarçın
1 çay kaşığı toz zencefil
1/2 çay kaşığı dövülmüş karanfil (kabak tatlısını yaparken karanfil ekledim)
Dekor için ceviz, portakal dilimleri ve çırpılmış taze krema



Yapılışı:

Tüm malzemeler oda sıcaklığında olmalı.
1. Fırını önceden 175 C dereceye ısıtın. Kekin tabanı için büyükçe bir kásede bisküvi kırıntılarını, tarçını, şekeri ve eritilmiş tereyağını iyice karıştırın. Çapı 23 cm. olan hafifçe yağladığınız mandallı kek kalıbının içine boşaltın ve bir bardağın dibini kullanarak karışımı kalıbın dibine düzenli bir şekilde bastırarak yayın.

2. Büyük bir kásede krem peyniriyle kahverengi şekeri orta hızdaki elektrikli çırpıcıyla çırparak pürüzsüz hale getirin. Unu ekleyip çırpmaya devam edin. Yumurtaları birer birer ekleyip karıştırın, ardından da yumurta sarısını çırparak karıştırın. Arada kásenin kenarlarını sıyırın. Balkabağı püresini, taze kremayı, vanilini, muskat, tarçın, karanfil ve zencefili de karıştırın. Bu dolgu malzemesini bisküvi tabanının üzerine boşaltın.

3. 175 C derece fırında 15 dakika pişirin. Fırın ısı düğmesini 100 C dereceye getirin ve keki 1 saat ila 1 saat 10 dakika kadar pişirin. Fırını söndürün. Keki fırın içinde bir saat bekletin. Fırından çıkarın ve kekin etrafında bir bıçak gezdirin. Dışarıda bir süre soğutun, buzdolabında bir gece bekletin ve kaynar suya batırılmış bıçakla dilimler kesin. Ceviz, portakal dilimleri ve çırpılmış kremayla dekore edip, servis yapın.

Tarifin son kısmında da okuyacağınız gibi yazarın önerisi keki, çırpılmış krema ve portakal dilimleri ile servis edilmesiydi. Ancak ben öyle yapmadım, kalan balkabakları ile püre yapıp onunla süsledim ve oldukça da memnun kaldım.

Üzerinin Sosu :

1 su bardağı balkabağı püresi
1/2 su bardağı taze krema
40 gr bitter çikolata

Bir cezveye koyduğum kremayı kısık ateşteki ocağın üzerine aldım ve çikolataları ekleyip erittim. Balkabağı püresini de karıştırıp ocağı kapattım. Soğuyunca peynir kekimin üzerine serdim. İlk resimde gördüğünüz kabakları ise minik kalıplarla kesip çıkarmış ve keki süslemiştim. Ama soslu hali daha güzel oldu.

Etkinlik için Sevgili Lale' ye kolaylıklar diliyor ve teşekkür ediyorum. Tarifleri sabırsızlıkla beklediğimi de belirtmeliyim.

Hepimize sağlıklı, huzurlu, başarılı ve mutlu bir hafta diliyorum...

Çarşamba, Kasım 14, 2007

PATATES VE ZEYTİNLİ BUŞELER

Bu ay da iki güzel etkinlik var. Mahzun Prenses' in evsahipliğinde YE #28 Geleneksel Kış Hazırlıkları ve Lale'nin evsahipliği ile Kaynana Çatlatan Tarifler. Her ikisi de katılmayı çok istediğim etkinlikler. Kış için ben de kendi çapımda bir takım hazırlıklar yapıyorum tabii. Mevsim meyveleri ile reçeller, şişe domatesi ve derin dondurucuya koyduğum patlıcan, fasulye, bezelye, enginar, vişne gibi sebze-meyveler. Bunlar artık her evde kolaylıkla yapılıyor. Değişik ve geleneksel bir hazırlığım maalesef ki yok. O nedenle Sevgili Mahzun Prenses' e etkinlik için kolay gelsin diyor, affını rica ediyorum. Diğer etkinlik için aklımda olan tarifi yapıp bir güzel de fotoğraflayabilirsem katılacağım. Kısmet...


Geçen haftayı oldukça zor geçirdik. Çocukluk arkadaşlarımdan birinin haftasonu yapılacak düğün töreni için Bursa' ya gitmeye hazırlanırken, herşeyin kısmetten öteye gidemediğini bir kez daha anladım. Eşim rahatsızlandı. Ve bizi oldukça da korkuttu. Çok şükür şimdi daha iyi. Tedavisine başladık. Allah kimsenin ağzının tadını bozmasın. Herşeyin başı sağlık.


Sabahları işyerinde ilk çayımızın yanına mutlaka birşeyler yapmaya çalışıyorum. Bu defa da Boyut Yayınlarının Dünya Mutfağı fasiküllerinden aldığım bir tarifi denedim. 3 sabah hiç de bayatlamadan çayımızın yanına eşlik etti. İşyerimde ikram edebildiğim arkadaşlarımın da beğenisini kazanan bu tarifi sizlerle de paylaşmak istedim.

PATATES VE ZEYTİNLİ BUŞELER




Malzemeler :

250 gr patates ( 2 orta boy patates )
1/2 su bardağı süt
2 su bardağı un ( ben 3,5 su bardağı un kullandım )
3 çorba kaşığı tereyağ
100 gr zeytin ( 1 su bardağı kadar )
1 çorba kaşığı biberiye ( olmadığı için ben koymadım )
1/2 bardak su
1 tatlı kaşığı maya
tuz ( ben 1/2 tatlı kaşığı kadar ekledim )

* Eklenti : Sevgili Selda' nın yorumu bana tarifte aslında daha fazla un kullandığımı hatırlattı. Sanırım unların birbirinden farklı olmasından kaynaklanan bir durum var. Ben 1,5 su bardağı daha un eklemek zorunda kaldım hamurun kendini toparlaması için. Bunu yazmayı dün gece unutmuşum. Özür dilerim.

Yapılışı :

Patatesi haşlayıp küp küp doğrayın. Zeytinlerin çekirdeklerini çıkartıp dilimleyin. Unu eleyip ortasını açtıktan sonra mayayı ılık süt ve su ile eritin. Bu aşamada ben çok az da şeker koydum. Yeteri kadar tuz atın tabii zeytinlerin de tuzunu düşünerek. Diğer malzemleri de ekleyip yoğurun ve sıcak bir yerde 1 saat kadar mayalandırın. Yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine küçük yuvarlaklar halinde dizin ve biraz daha bekletin. 190 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.


Kardeşimin güzel tablolarından evimizi süsleyen diğerleri de burada :)








Bu üç güzel koridorumuzda asılı




Bu da güzel prensesimin odasını güzelleştiren, kardeşimin ilk yaptığı resimlerden biri

Hepimize sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler, güzel bir haftasonu diliyorum...

Perşembe, Kasım 08, 2007

KIZ KARDEŞİMİN RESİMLERİ VE KABAK TATLIM

Sevgili Tijen "Yeni bir şeyler yüklemenin zamanı geldi galiba Elvan'cığım" dediğinde, epeydir sizlere bahsetmek istediğim bir konu geldi aklıma. Kız kardeşim son 5-6 senedir resim kursuna gidiyor. Çok da güzel resimler yapıyor. Tabii bu resimlerden bizim evimiz de nasibini fazlasıyla aldı. Bugün bu tabloların 3 tanesini sizinle paylaşmak istiyorum. Aslında 1 tane Güzel Prensesimin odasında, 3 tane koridorda, 2 tane salonumuzda, 1 tane mutfağımızda olmak üzere 7 güzel tablosunu bizim evimizi süslüyor. Ve evin havasını o kadar değiştiriyor, o kadar güzelleştiriyor ki Canım Kardeşime ne kadar teşekkür etsem az. Kendisi aynı zamanda güzel atasözümüzün tam karşılığını veren kızlarıma anne yarısı olan bir teyze :) Ona her zaman minnettar olduğumu buradan da yazmak istiyorum. En kısa zamanda ona da bütün güzel resimlerini yayınlayacağı bir sayfa açacağım kısmetse.

Bu tablo salonumuzdaki tablolardan biri...

Bu da diğeri...

Bu ise konusundan da anlaşılacağı üzere mutfakta yemek masamızın dayandığı duvarı süslüyor:)


Bu güzeli de ben yaptım. Dilimlenmiş kabakları güzelce yıkayıp teflon bir tencereye dizdim. Üzerini kapatacak şekilde yani ölçü yazamıyorum göz kararı diyelim şeker ekledim ve 1 gece buzdolabında beklettim. Ertesi gün birkaç karanfil ilavesi ile önce kapağı kapalı halde biraz piştikten sonra fazla suyunu çekmesi için kapağını kaldırarak kısık ateşte pişirdim. Ve bol cevizle süsledim. Yapın, yiyin pişman olmayacaksınız. Üzerine kaymak yada yanına dondurma da çok yakışıyor benden söylemesi. Bu mevsimde hepimizin mutfağında bolca pişen kabağın yıllar önce böreğini yemiş ve bayılmıştım. Sonra benzer bir tarife Sevgili Işıl' ın sayfasında rastladım. Belki benden başkası da vardır böyle bir tarif arayan:) Tarif burada.


Herkese sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir cuma ve haftasonu diliyorum...


Posted by Picasa

Pazartesi, Ekim 29, 2007

BLOGLARDAN DENEMELERE DEVAM :)

Sevgili Eşim'in sürekli "yapıyorsun, yapıyorsun biz de yiyoruz kilo alıyoruz" serzenişleri nedeniyle özellikle de pasta, börek, çörek denemelerim eskiye oranla azalsa da sona ermedi tabii ki. Benim de bahanem çocuklar var demek:) Üstelik yeni tarifler denemeye bayılıyorum.

Sabahları evde mutlaka kahvaltı sofrası hazırlıyorum. Ama sadece Güzel Prensesim evde kahvaltı yapıyor. Biz işe gittiğimizde ilk çayımızla birşeyler atıştırıyoruz. Bazen şantiyelere o kadar erken gitmemiz gerekiyor ki çayımızı zor içiyoruz yada içemiyoruz bile. Bir dilim kepek ekmeği yanında biraz peynir benim için kahvaltıda yetiyor ama arada değişiklik de iyi oluyor.



İlk tarifimiz Portakal Ağacı sitesinin sahibi Sevgili Hatice'nin ablasına ait. Mısır unlu ve tuzlu kek. Biz çok beğendik. Kahvaltıda veya akşam üzeri çaylarının yanında ideal, sağlıklı bir tarif. Tarif için teşekkürler:)



İkinci tarifimiz Sevgili Selin'e ait. Bu da harika bir kek. Şeftalili Kek tarifi için de Selin'e teşekkürler:)




Bu arada ara ara sufle denemeleri yapıyorum. Sevgili Münevver'in tarifini ve Sevgili Aslı'nın tarifini denedim. İkisi de nefis oldu. Tarifler için Sevgili arkadaşlarıma teşekkürler:) Ama istediğim gibi fotoğraflayamadım. Yine de en son yaptığım sufle denememin fotoğrafını yayınlamak istedim. Üstelik Sevgili Münevver sayfasında sıcak çikolatalı kek tarifi vermiş ki bence bu da çok beğeneceğim bir tarif. En kısa zamanda onu da deneyeceğim.


Bir de şeker hamuru denemelerine başlayabilsem. Çok çalışmam lazım çookkk:))

Herkese sağlıklı, mutlu ve huzurlu iyi bir hafta diliyorum...

Pazartesi, Ekim 22, 2007


İçimiz yanıyor. Haberlere yürek dayanmıyor. Terör örgütünü bilerek isteyerek besleyenlerin küstah konuşmaları içimizdeki öfkeyi daha da büyütüyor. Ama kim ne derse desin ateş düştüğü yeri yakıyor. Biz böyleysek o Şehit Mehmetçiklerin evleri ne durumda? Allah ailelerine, yakınlarına sabır versin. Onlar, ulaşılabilecek en yüksek mertebede "ŞEHİT"lik mertebesindeler. Tek teselli de bu zaten. Mekanları cennet olsun...

Cuma, Ekim 19, 2007

MİNİK ELLER MUTFAKTA


Ayın ikinci etkinliği Sevgili Selen'in evsahipliğiyle "Minik Eller Mutfakta". Selen'in böyle bir konu seçmesi hiçbirimizi şaşırtmadı çünkü zaten bu konularda hepimize fikir veren çalışmalar yapıyor. Ona hem bu çalışmaları, hem de etkinlik evsahipliği için teşekkür ediyor, kolay gelsin diyorum.

Etkinliğe katılmak için az zamanım kaldığı için, çocuklarla yapılacak en güzel tarifin kurabiye olacağını düşündüm. En beceriksiz olduğum konu kurabiyelerdir. Ben de Sevgili Devletşah'ın her yeni sayısına bakarken tekrar hayran kaldığım dergisi Yemekname' ye başvurdum. Ve oradaki kurabiye tarifini cevizli ve nesquikli olarak iki ayrı çeşitte hazırladım, daha doğrusu evimin beter böceği miniğimle hazırladık. Tarif yemeknamenin ilk sayısında yani Ağustos 2007 sayısında.

Bu etkinliklere vesile olan Sevgili Yaman Ayşe'ye ve evsahibimiz Sevgili Selen'e, çok teşekkürler. Selen'ciğim sayende pek de yapmadığım, yapmadığım için de pişmanlık duyduğum bir şeyi yapma şansını yakaladım. Miniğim nasıl keyiflendi anlatamam. Her işi bitirdiğimizde kalıplarla kule bile yaptı. Bundan sonra titizliği bırakıp bunu sık sık yapacağım.

Çektiğim fotoğrafların hiç birine kıyamadığım için kolaj yapıp yayınladım. Bu arada gecikeceğim paniği ile yazımı kurabiyeler fırındayken hazırladım. Fırın sonrası fotoğraflarını ekleyemedim.

Hepimize iyi haftasonları olsun:)

Pazar, Ekim 14, 2007

BAYRAMDA ÇANDARLI' DAN MANZARALAR

Bayramın ikinci günü Çandarlı' da ikinci baharlarını yaşayan en büyük teyzemlerin yanına gittik. Uzun yıllar Almanya' da çalıştılar. 3 çocuk büyüttüler, okuttular, evlendirdiler ve Almanya dönüşü uzunca bir süre yaşadıkları İstanbul' dan ayrılarak Çandarlı' ya yerleştiler.

Aslında Çandarlı ile ilk tanışmaları hala Almanya' da yaşayan ve Siemens de Makine Mühendisi olarak çalışan oğullarının yaptırdığı yazlığa gidip gelmeleri ile başladı. O kadar sevdiler ki burayı kendilerine Çandarlı' nın içinden bir ev alıp kışları da orada oturmaya başladılar.




Bu evde kışın oturuyorlar. Yazları ise o muheteşem manzaralı yazlığa geçiyorlar ama kışın oturdukları evin hemen önü de plaj. Yukarıdaki fotoğraf o plajdan:) Fotoğraftakiler de benim güzel prensesim ve evimin beter böceği miniğim.



Yazlığa gittiğimizde etrafı gezerken dikkatimi ilk çeken şey asma dallarına asılan torbalar oldu. Eniştem bu torbalara yaş üzümleri koyup, ağızlarını büzdürüp kapattıkları torbalarla astıklarını ve kış ortasında taze üzüm yiyebildiklerini söyleyip, yağmurun serinlettiği kışı andıran sonbahar mevsiminde yedirdi bizlere. Eğer kışın ortasında da bu lezzette oluyorsa, harika, enfes,nefis...





Bu da teyzemin dağlar kızı reyhanı. Yazlıklar konum itibariyle tam da dağa yapıldığı için saksıda da olsa dağların kızı reyhan:))

İşte böyle bir manzarası var yazlıkların. Kademe kademe yapılan evler arasında teyzemlerin ki en üstten ikinci sırada yani kuş bakışı bir görüntüsü var. Ve manzara abartısız tam 180 derece deniz:) Tam bana göre.


Ben fotoğrafları çekerken manzaranın tümünü bir defada gösteremeyeceğim için parça parça bunu sağlamaya çalıştım ve o kadar çok fotoğraf çektim ki. Hava kapalı olduğu için istediğim renkleri yakalayamasam da, yağmura hasret kaldığımız için grilik bile hoşumuza gitti.


Cep telefonları Yunanistan şebekelerini çekince kapatmak zorunda kaldık. Evin varendasındaki barbeküde köftelerimizi ızgara yaparken, ben hayatımda ilk defa her aşamasını kendim yaptığım çiğ köfteyi hazırlamakla meşgul oldum. Teyzem de eniştemin bir gün önce tuttuğu balıkları unlayıp tava yaptı. Annemin bayram için yaptığı sarma, mevsim salata, kavun, peynir de eklendi bunlara ve bu manzara eşiliğinde harika bir yemek yedik.


Posted by Picasa

Gördüğüm en güzel manzaraya sahip yazlıklar. Evet denize ulaşımları biraz zor ama bence değer.

Manzara o kadar açık ki ne tarafa bakacağını şaşırıyor insan ve inanın doyamıyor. Bir de benim gibi bir deniz aşığı için harikulade:)


Özellikle alttaki fotoğrafın olduğu kısım o kadar hoşuma gitti ki. Hava kapalı olduğu için fotoğrafta tam yansıtamasam da müthişti. Yeşille mavinin kucaklaşması tam da böyle olsa gerek.

Posted by Picasa


Evden aşağıya doğru iniyoruz. Birazdan hiç değilse ayaklarım dizlerime kadar denizle buluşacak:) Ben ayakkabılarım elimde sahilde yürürken denize girmiş bir hanım gördüm ve ne iyi etmişsiniz girmekle dedim. O da "sabahtan beri yukarıdan seyrettik, dayanamadım" dedi. Sonuçta toplamda 3-4 kişi vardı denize giren. Ben hazırlıksızdım maalesef çünkü aylardır yağmayan yağmur bugün yağdı İzmir' e ve havayı da serinletti.

Posted by Picasa

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...