Pazar, Kasım 22, 2009

SOBE

Kitap severliğine, iki yakışıklı oğluna rağmen kitap okuma hızına, okuduğu kitapları başkalarıyla paylaşma azmine hayranlık duyduğum Sevgili Meral beni sobelemiş. Konu tabii ki kitaplar... Kitap konusunda aklına gelenlerden birisi olduğum için gurur duydum, teşekkürler Meral. Elimden geldiğince cevap vermeye çalışacağım.

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap nedir? Kısaca konusunu anlatır mısınız?



İstanbul Sokakları 101 yazardan 100 sokak; her yazar kendi sokağını anlatarak okura İstanbul' u gezdiriyor. Benim gibi İstanbul' u en son çocukluğunda bırakmış biri için bile ilginç. Bir de İstanbul' da yaşayan ve İstanbul' u bilenler için kimbilir neler ifade eder.







2. En son aldığınız kitap?



Bana: Kiralık Adam - Yazgülü Aldoğan



Merve' ye: Ateşi Yakalamak - Suzanne Collins


3. Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz hangisidir?


Benim de Meral gibi okuduğum kitaplar arasında sevdiklerim çok. Ancak son dönem okuduklarımdan Elif Şafak' ın Aşk kitabını çok sevdim.









4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi illallah ettiren kitap hangisidir?


Benim Adım Kırmızı. Ben de Orhan Pamuk kitaplarını okuyamayanlardanım demiştim bir arkadaşıma. "Benim Adım Kırmızı' yı oku öyle olmadığını anlayacaksın" dedi. Başladım ancak hala elimde, araya başka başka kitaplar giriyor ama onu bitiremiyorum.








5.Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap nedir?


Merve' nin kitaplarından Açlık Oyunları ve Ateşi Yakalamak. Güzel prensesim her iki kitabı da çok beğendi, ben de merak ediyorum.

Ben kimlere mim yapsam... Kitap okumayı sevdiğini iyi bildiğim Sevgili Serpil ve son buluşmamızda kitap isimleri not alan Sevgili Nilay olabilir. Tabii katılmak isterlerse...

Kitap almak, kitap okumak insana yaşama sevinci verir mi? Evet... Bana verir. Her ne kadar arzu ettiğim gibi bir okur olmayı başaramasam da benim için huzurun resminde hep kitap da vardır. Kitap seven, okuyan insanların iyi insanlar olduğunu düşünmüşümdür daima. Ve okumanın insana kazandırdıkları arasında belki de en önemlisi bana göre algı açıklığıdır. Algıları açık olan insanlar başkalarının da hayatını kolaylaştırırlar...

Bol okumalı bir pazar günü olsun herkese... Gazete, dergi, kitap farketmez; yeter ki okuyalım...

Pazar, Ekim 25, 2009

GARANTİ KABARAN EKMEK


Sevgili Binnur bu ekmeğin tarifini Makinede Bakkal Ekmeği olarak vermiş. Ekmek makinamı aldığımdan beri birçok ekmek denemem oldu. Her seferinde kabardığı, beni hiç hayal kırıklığına uğratmadığı için bu ekmeğin adına ben Garanti Kabaran Ekmek demeyi uygun buldum:)) Sevgili Binnur' a tarif için çok teşekkür ederim.

Tarifi kendi yaptığım şekli ile buraya da kısaca yazarsam;



1+1/8 ölçü kabı su
1 yemek kaşığı sıvıyağ (zeytinyağ ile yapıyorum ben)
1 tatlı kaşığı limon suyu
1,5 yemek kaşığı şeker
Yarım tatlı kaşığı tuz (tuzu özellikle biraz azaltıyorum)
2 ölçü kabı beyaz un
1 ölçü kabı tam buğday unu veya kepekli un
1,5 çay kaşığı instant maya

Makinanın 1 nolu programında büyük ekmek ayarında, orta kabuk rengini seçerek pişirebilirsiniz.

Tarifi uygulamadan önce Sevgili Binnur' un önerilerini okursanız çok faydalanacağınızı düşünüyorum. Buraya tıklayın lütfen :)

Yağmurların yağdığı, soğukların başladığı şu günlerde miss gibi ekmek kokusu ve sıcaklığı çok güzel duygular veriyor insana. Siz de mutlaka deneyin.

Hepimize sağlıkla geçireceğimiz iyi bir hafta diliyorum...

Pazar, Ekim 18, 2009

AY ÇÖREĞİ

Yine uzun zaman oldu. Yaz bitti. Okulların açılmasıyla daha da tempolu bir hayat başladı. Bu sene miniğim ilköğretim 1. sınıfa, güzel prensesim Lise 1. sınıfa başladı. Her ikisinin de daha 3 yaşını doldurmadan Çocukça ile başladıkları eğitim-öğretim hayatları yeni okullarında devam ediyor. 1. sınıfta çocuğu olan anneler bilir, okumayı onlarla yeniden öğrenirsiniz o yıl. Biz de başladık tabii. Dün akşam Atik Ali' nin ilk kitabını her sayfayı 2 şer kez okuyarak bitirdi, yeni kelimeleri ben söyledim, o bakmadan yazdı veee "hem okuyorum, hem yazıyorum" dedi :))



Ay çöreğini yapalı da uzun zaman oldu aslında. Yeni bir tarif deneyeceğim zaman önce ilk gözağrım Portakal Ağacı' na bakarım. Yine öyle yaptım. Çok ufak değişikliklerle tarifi uyguladım. Tarif için buraya bakabilirsiniz. Tarifi kendi yaptığım şekli ile aşağıya da kopyaladım.

Malzemeler :

Hamur için ;

1 paket 250 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
1,5 su bardağı pudra şekeri
1/2 su bardağı ılık süt
1 paket (1 yemek kaşığı) instant maya
Aldığı kadar un
üzerine sürmek için 2 adet yumurtanın sarısı

İçi için ;

1 su bardağı kadar ufalanmış kakaolu kek (yenmemiş bir kekten ufalayıp derin dondurucuda saklamıştım, onu kullandım)
1,5 su bardağı irice doğranmış ceviz içi
1/2 su bardağı pudra şekeri
1 su bardağı kuru üzüm
1 tatlı kaşığı tarçın
2 yemek kaşığı süt

Yapılışı :

Mayayı ılık sütte eritin. Tereyağı ile pudra şekerini ezip, mayayı ilave edin ve kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapana kadar ununu ekleyerek yoğurun. 1-1,5 saat kadar mayalanması için bekletin.

İç malzemelerini bir kapta iyice karıştırın. Daha sonra hamurdan parçalar koparıp, elips şeklinde açın, iç malzemelerini koyup kapatın ve içe doğru kıvırarak ay şeklini verin. Yağlı kağıt serimiş bir tepsiye dizip, yumurta sarılarını da üzerlerine sürüp 200 derecelik fırında kızarana kadar pişirin.

Sağlıklı, huzurlu, keyifi günler diliyorum...


Salı, Temmuz 28, 2009

CARTE D’OR YENİ TÜRKÜ KONSERİ


Evimizde yaz - kış zevkle yediğimiz dondurma Carte d’Or’un ana sponsorluğunda gerçekleştirilen “Carte d’Or İzmir Açıkhava Konserleri’nden” ilki Yeni Türkü’nün sahne almasıyla 23 Temmuz 2009 Perşembe günü İzmir Karşıyaka Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşti. Ben de güzel prensesim ile birlikte bu muhteşem konserin davetlilerindendim. Konser öncesinde Carte d'Or'un İletişim Danışmanı Aylin Hanım ile açtıkları dondurmalı blogdan ve Carte d'Or ile yapılabilecek değişik tariflerden bahsederek güzel bir sohbet gerçekleştirdik.



Konser sırasında güzel prensesim durmadan "anne, bütün şarkıları çok güzel, çok beğendim. Biz bunları hiç bilmiyoruz ama" diyerek, konsere getirdiğim için defalarca teşekkür etti. Şarkıların tümüne eşlik ettiğim konser boyunca "yeni türkü, eski sevda" dercesine kendimi üniversite yıllarımdaymışım gibi hissettim. Her dakikası çoşku ve keyifle geçen harika bir konserdi. Ben de Yeni Türkü' ye ve davetlisi olduğum Carte d'Or' a çok teşekkür ediyorum. Carte d'Or' un konsere girerken tüm konuklara ikram ettiği çikolatalı dondurmalar da enfesti.



Konserin ertesi günü Aylin Hanım maille konser hakkında bilgi ve çekilen fotoğrafları gönderdi. Gönderdiği bilgilerin bir kısmını aşağıya aynen aldım. Bundan sonraki satırlar ona ait.

"Tam 30 yıldır her kesimden insana müzikleriyle keyifli anlar yaşatan Yeni Türkü, 30. yılını İzmirlilerle birlikte muhteşem bir konserle kutladı. Grup, konserde Buğdayın Türküsü albümünden başlayarak eski ve yeni şarkılarını seslendirdi. Konsere gelen davetliler, bir yandan Carte d’Or’un konserler için özel olarak ürettiği dondurmaları yedi, bir yandan da sevdikleri şarkılarla coştu.



Derya Köroğlu grubu adına, AÇEV İletişim ve Kaynak Geliştirme Birimi Yöneticisi Nevin İlhan Koçak’ın verdiği çiçeği kabul ederek konser izleyicilerini “7 Çok Geç” kampanyasına destek vermeye davet etti. Koçak ;“AÇEV, erken çocukluk dönemindeki eğitim konusunda bilinç oluşturmak ve ülkemizde 0-6 yaş grubundaki 7 milyon çocuğun kaliteli bir okul öncesi eğitim hizmetinden yararlanabilmesini sağlamak amacıyla 2005 yılından bu yana “7 Çok Geç!” Kampanyası’nı yürütüyor. Umarız, Carte d’Or’un desteklediği Açıkhava Konserleri’yle, bu kampanyanın sesinin duyulmasında etkili ve faydalı olabiliriz.” dedi.

Carte d’Or, 30 Temmuz 2009 Bülent Ortaçgil – Ezginin Günlüğü konseri ve 6 Ağustos 2009 Erol Evgin konseri ile İzmirlilere müzik şöleni yaşatmaya devam edecek.

Bülent Ortaçgil ve Ezginin Günlüğü Şarkılar Bir Oyundur diyecek

Türkiye’de pop müziğin yaşayan en önemli isimlerinden Bülent Ortaçgil ve özgün sesin büyük çığlığı Ezginin Günlüğü, ortak konser projesinde bu kez İzmirlilere seslenecek.

Erol Evgin 40. Sanat yılını İzmirlilerle kutlayacak

'İşte Öyle Bir Şey', 'Sevdan Olmasa' ve Seni Sevmek İbadetim' gibi nostaljik şarkıların efsane ismi Erol Evgin, 40 yıllık sanat yaşamını kutlamaya devam ediyor. Yeni durağı İzmir!

Herkese güzel bir hafta ve keyifli bir haftasonu diliyorum...

Pazar, Haziran 14, 2009

ÇOCUKÇA DANSETTİK :)




Güzel Prenses' imin 31 Mayıs ta Yabancı Özel Okullar sınavı ile başlayıp, bir hafta sonra SBS ile devam eden sınav heyecanından hemen sonra, diploma töreni ve mezuniyet gecesi çoşkusunu yaşadık. Allah herkese nasip etsin. Tatlı heyecanlar bunlar:) "Daha dün gibi" dedik, okuldaki töreni izlerken... Sanki dün getirip bırakmıştık 1. sınıf sıralarına. Ne kadar da korkuyorduk bırakıp giderken. Çocukça' nın sahibi Ender Hanım ve Arif Bey' e keşke ilköğretim okulunuz da olsaydı demiştik Merve' yi yeni bir okula göndermenin endişesi içinde. Ancak iyi bir anaokulu eğitiminin ilk günden gördük farkını. Güzel prensesim bizi hiç zorlamadan, yormadan, mutlu ve başarılı bir öğrencilik geçirerek mezun oldu okulundan. Şimdi sırada iyi bir lise ve tabii sonrasında üniversite eğitimi var Allah izin verirse.


Vee, Çocukça miniğimi de muhteşem bir gösteri sonundaki diploma töreni ile ilköğretime yolcu etti. Umarım İrem de ablası gibi; bizi üzmeden, yormadan, mutlu bir öğrencilik geçirerek başarılı bir şekilde okur.


Tüm Çocukça sahnede dansetti gösteri sonunda :)



Miniğim diplomasını beklerken...




6 yaş Öğretmeni Nehir Hanım İrem' in diplomasını verirken


Bu seneki gösterinin konusu müzik ve dans idi. Değişik ülkelerin danslarını sergilediler çocuklar bizlere. Kendileri de en az bizler kadar keyif aldılar. Abartmasız muhteşem bir gösteriydi. Fotoğraflar gösterinin hakkını çok veremedi farkındayım:( Neyseki profesyonel çekim de yapıldı gösteri süresince.








Japon Balerinler









Hem çaldılar, hem oynadılar



Haiti'den esintiler





Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur!



Soğuk ülkelerin sıcak çocukları :)





Folklör gösterilerine Atamızın bu fotoğrafı eşlik etti






5 yaş grununun folklör oyunu





4 yaş folklör gösterisi



6 yaş İspanyol dansı




5 yaş Rus dansı


Emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz.


Salı, Mayıs 26, 2009

SİNİ KÖFTESİ



Sevgili Fethiye' nin bu tarifini yapalı 3 ay olmuş. Blog işini ihmal ettiğim ve de etmeye devam ettiğim nasıl belli değil mi? Ama bu güzel tarifi hatırlatmak iyi olur diye düşündüm. Hadi Elvan dedim kısa da olsa bir merhaba de:) Tarifi denemenizi öneririm.




Bir önerim daha olacak;

Elif Şafak' ın "Aşk" kitabını okuyorum şu günlerde. Bitirir bitirmez tekrar okuyacağım sanırım, yada başucu kitabı yapacağım. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
Daha uzun postlarda görüşebilmek dileğiyle, şimdilik hoşçakalın...

Perşembe, Mayıs 07, 2009


Sevgili Tijen' in bu yazısındaki fotoğrafı görünce yazdığım yorumda odamdaki emanet orkideden bahsetmiştim ona. Ve fotoğrafını çekmeyen kalmadı demiştim. En güzelini Musa Adar Bey çekmiş. Görünce dayanamadım, yayınlıyorum. Sizler de görün istedim.



Uzun yıllardır iş arkadaşlığı yaptığımız, artık abimiz olan Musa Bey' in çok güzel fotoğraf çalışmaları var. Bugün flashdisc e üstteki fotoğrafları kaydederken, çektiği diğer ağaç ve çiçek fotoğraflarını da yükledi sağolsun. Ben de içlerinden seçtiğim birkaç tanesini daha paylaşıyorum:)



Üstteki demet tüm annelere :)

Cumartesi, Mayıs 02, 2009

SOĞANLI MİLFÖYLÜ KİŞ


Karamelize soğan tadını, soğanı sevenlerdenseniz bu tarif tam size göre :) Sevgili Hatice' nin sayfasında bu tarifi gördüğümde hem onun anlatımını hem de tarifin asıl sahibi Sevgili Özlemaki' nin tarifini okudum.

Çok çeşit yemeyen ev halkım için iyi bir akşam yemeği olacağını düşündüğüm için iş çıkışı markete uğrayıp malzemelerden eksik olan mantarı aldım. Kısa sürede hazırlanan, yanında çay veya ayranla dileyenler için gazlı içeceklerle iyi gidecek bir yemek oldu. Tarife yukarıda verdiğim her iki linkten de ulaşmanız mümkün.

Ancak ben tarifi kısaca yineleyecek olursam; yarım ay şeklinde doğranmış 4 baş soğanı az yağda soteledim. Doğranmış 1 kutu mantarı önce kendi suyunu çekene kadar pişirip daha sonra yine az yağda soteledim. 3 yumurta, 1 kutu krema, 1 avuç rendelenmiş kaşar, pastırma ve sotelenmiş soğan ile mantarla bir güzel harmanladım. Büyük bir fırın kabını hafifçe yağlayıp milföyleri aralarında hiç boşluk kalmayacak şekilde yerleştirdim ve yukarıdaki karışımı üstüne döküp 200 derecelik fırında 30 dakika pişirdim.

Her yeni denediğim tarifte olduğu gibi; sofrayı kurup tabaklara servis yapıp Şef' in ve kızlarımın tatmasını bekledim. Tepkileri çok iyi oldu:) Tarif için hem Sevgili Hatice' ye, hem de Sevgili Özlamaki' ye teşekkür ederim.

Sayfamı uzun zamandır güncellememiştim. Umarım bundan sonra bu kadar uzun ara vermem. Şef' in dönüşü bana doping oldu:) Allah kimseyi ayrı bırakmasın. Ayrılık zor ama tabii Allah başka türlü ayrılıklar vermesin.

Hepimize sağlıklı, mutlu ve keyifli bir haftasonu diliyorum...

Cumartesi, Ocak 17, 2009

TARÇINLI-CEVİZLİ KURABİYE


Uzuuunnn zaman olmuş, yazmayalı. Neden mi? Biraz tembellik, biraz boşvermişlik, biraz vakitsizlik ve paylaşmaya değer şeyler yapamama nedeniyle. Bir de eşimin son 7 aydır evden uzakta çalışmasının etkisi var tabii. En son izne geldiğinde sayfama ekleme yapmamamdan şikayetçiydi o da. Ve ben sevdiğim arkadaşlarımın sayfalarına uğradığımda birşeyler eklemişlerse onlar için herşey yolunda demek ki deyip seviniyorsam, benim sayfama gelen arkadaşlarımın da benzer duygular içinde olabileceğini düşünüyorum. O nedenledir ki arşivimden bir tarif seçip bu sessizliğime bir son vermek istedim.

Bu arada; bu akşam haberlerine son dakika giren İsrail'in ateşkes kararının kesin olmasını bu anlamsız savaşın biran önce sona ermesini diliyorum.



Tarçınlı-Cevizli Kurabiye :

Malzemeler :

1 paket oda sıcaklığında margarin veya tereyağı
3 yemek kaşığı toz şeker
1 su bardağı dövülmüş ceviz veya fındık
1 paket vanilya
3 su bardağı un

Fırından çıktıktan sonra üzerini kaplamak için :

3 yemek kaşığı şeker
1 yemek kaşığı tarçın



Yapılışı :

Oda sıcaklığındaki margarin, şeker, ceviz, un ve vanilya kulak memesi yumuşaklığı kıvamında bir hamur olacak şekilde yoğurulur. Ceviz büyüklüğünde yuvarlanarak fırın tepsisine dizilir. 180 derece ısıtılmış fırında pembeleşene kadar pişirilir.

Fırından çıktıktan sonra kurabiyeler ılıkken yani 3-4 dakika kadar sonra şeker-tarçın karışımı ile üzerleri kaplanır ve servis tabağına alınır.



Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı, keyifli pazarlar ve iyi bir hafta diliyorum...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...