Pazar, Eylül 30, 2007

İFTAR DAVETİMİZ



Çalışan, iki çocuklu bir anne olarak iftar daveti için cumartesi akşamı ancak uygun oluyor. Ramazanın başından beri her iki cumartesi de biz iftara davetli olduğumuz için benim iftar davetim ancak bu cumartesiye kısmet oldu. Soframızda annem, kızkardeşim ve erkek kardeşimle beraber çok sevdiğim iki dost aileyi konuk ettik. Onları biraz önce yolcu ettik. Ben de sizlerle soframı paylaşmak istedim. Çorbanın, ana yemeğimin ve annemin yaptığı künefenin fotoğrafını çekemedim. Sizlerle paylaştığım sofra fotoğrafını ise misafirlerim gelmeden önce ve sofradakilerin hepsinin üzeri streç film ile kaplıyken çekebildim. Neyseki streç film fotoğrafı çok etkilememiş. Soframızda neler mi vardı?




Kuru kayısı, kuru incir ve hurmadan oluşan iftariyelikler,
Tavuk Çorba,
Zeytinyağlı pırasa,
Brokoli salatası,
Çerkez tavuğu,
Yoğurtlu közlenmiş patlıcan salatası,
Közlenmiş patlıcan ve biber salatası,
Annemin getirdiği salatalık ve biber turşusu,
Lorlu börek,
Arpa şehriyeli pirinç pilavı,
Kremalı patates,
Rulo köfte,
Künefe,
Sevgili Selma'cığımın yapıp getirdiği haşhaşlı çörek,
Sevgili Süerdem ailesinin getirdiği çimdik tatlısı




Yemek bahane, sohbet şahane şeklinde bir akşam geçirdik. Sofrayı balkona kurmayı düşünüp, rüzgar olursa diye vazgeçmiştim. Ama hava o kadar güzeldi ki iftara kadar balkonda oturduk. Keşke sofrayı balkona hazırlasaydım diye düşünmeden edemedim.


Her iftar sonrası olduğu gibi çayımız hemen hazırdı ve keyifle içtik. İlerleyen saatlerde de erik ile üzümden oluşan hafif bir meyve tabağı eşlik etti güzel sohbetimize. Her iki ailenin de güzel prensesimle yaşıt çocukları olduğu için onların da keyfi oldukça yerindeydi. En kötü günümüz böyle olsun!




Anneciğimin yaptığı künefeyi bu akşam fotoğraflayamadım. Ama daha önce yaptığı seferlerden birinde fotoğraflamıştım ve arşivimde duruyordu. Onu da sizlerle paylaşıyorum. Annemden tarifini aldığımda tarifi de ekleyeceğim kısmetse.




Bunlar da Selma'cığımın yaptığı haşhaşlılar...





Veee; Sevgili Süerdem ailesinin getirdiği tatlı:))


Hepimize tatlı tadında bir pazar ve iyi haftalar diliyorum...

Pazar, Eylül 23, 2007

"RAMAZAN GELDİ, HOŞGELDİ" ETKİNLİĞİ İÇİN TAZE FASULYE KAVURMASI

Sevgili Süheyla'nın evsahipliği yaptığı etkinlik için bir türlü yeni bir tarif hazırlayamamıştım. Katılmayı da çok istiyordum. Bugün iftar için yaptığım taze fasulye kavurması ile katılabileceğimi düşündüm. Taze fasulyeyi bir zeytinyağlı, bir kıymalı sulu yemek yapıyorsam bir de kavurmasını yaparım daima. Böylece bu güzel yaz sebzesinin her hafta soframızda kimseyi bıktırmadan yenmesini sağladığımı düşünüyorum. İftara da yakışıyor bence. Etkinlik için umarım gecikmemişimdir. Sevgili Süheyla'ya bu anlamlı aya yakışan etkinliğinde kolay gelsin diyor ve teşekkür ediyorum.



TAZE FASULYE KAVURMASI







Malzemeler :

1 kg taze fasulye

3 yemek kaşığı sıvıyağ

1 adet kuru soğan

200 gr kıyma

2 adet domates

Tuz, kırmızı toz biber, karabiber

2 adet küp şeker


Yapılışı :


Fasulyeleri temizledikten sonra 1 parmak uzunluğunda doğruyarak, haşlıyoruz. Ayrı bir tencerede sıvıyağda yemeklik doğradığımız soğanları pembeleştirip, kıymayı koyarak kavuruyoruz. Daha sonra kabukları soyulup küp doğranmış domatesi ilave ediyoruz. Hep birlikte biraz daha kavurup, haşlanıp süzülen fasulyelerimizi ilave edip, tuzunu, kırmızı toz biberini, karabiberi ve küp şekeri ilave edip kapağını kapatıp kısık ateşte suyunu çekerek pişmesini bekliyoruz. Pişince sıcak sıcak servis ediyoruz. Dileyenler tencerede küçük boşluklar açıp 1 veya 2 yumurtayı bu boşluklara dağıtarak yumurtalı bir kavurma haline de getirebilirler.

Herkese sağlıklı, huzurlu, mutlu, iyi bir hafta diliyorum:)

Pazartesi, Eylül 17, 2007

"SEVERİM"...

Sevgili Cafe Gusto Serpil beni yeni oyun için sobelemiş. Sevgili Serpil' e çok teşekkür ediyorum ve belki 3 madde ile sınırlanamayacak sevdiğim şeylerden ilk aklıma gelenleri yazıyorum.

Günbatımının boyadığı renklerle çevremdeki herşeyi daha da çok SEVERİM. Günbatımında evimin balkonundan uzaktan da olsa Körfezi seyretmeyi SEVERİM.

İç Anadolu' da doğmuş olmama rağmen denizi tutku derecesinde çok SEVERİM. Özellikle durgun, dibini gördüğüm denizleri daha da çok SEVERİM.
Özellikle denize girdiğim, denizle haşır neşir olduğum günlerde balık yemeyi çok SEVERİM. Annemin uzun yıllardır arkadaşı olan ve Gümüldür'de bir otel işleten Ayfer Abla' nın, yukarıda fotoğrafını gördüğünüz sofrası gibi balık sofralarını çok SEVERİM. Balık yemeden1 haftadan fazla süre geçirirsem, vücudumun balığa ihtiyacı olduğunu hissedecek kadar çok SEVERİM balık yemeyi.
.
.
Sevdiği 3 şeyi bizlerle paylaşması için Sevgili Zerrin'i, epeydir verdiği arayı nihayet sona erdiren Sevgili Ebruli Lezzetler'i ve mutfağını laboratuvara çevirip azimle yeni tarifler deneyen Nino'yu sobeliyorum:)) Sıra sizde...
Posted by Picasa

Pazar, Eylül 16, 2007

DOSTLARLA İFTAR GİBİSİ VAR MI?


İftara yakın trafik yoğunluğunu (İstanbul kadar olmasa da) hesaba katmayıp, geç vakit evden çıkılıp, bir de ekstra yoğunluk sonucu güzergah değiştirince, Varyant' dan geçerken bu fotoğrafı son anda çekebildim.



Bu seneki ilk iftar davetimizi burada ve burada bahsettiğim dostlarımızdan aldık. Bence sofralar, etrafında oturanlarla güzelleşiyor. Bizim soframız da çok güzeldi anlayacağınız:) Şef'in özel isteği ile evsahibemizin hünerli elleri ile pişirdiği işkembe çorbası, yanında kıymalı börek, yoğurtlu havuç salatası, yoğurtlu semizotu salatası, ev yapımı turşu, iftariyelikler; yeşil ve siyah zeytin, pastırma, hurma, sonrasında fırında patatesli tavuk baget, pirinç pilavı, ayran ve supangle ile benim yapıp götürdüğüm revani tatlısı ve de bu sene yediğim en güzel kavunla, üzüm ve erik... Daha ne olsun. Allah bin bereket versin.


Ev yapımı turşu ve işkembe çorbasının tarifini Serpil'ciğimden aldığımda yayınlayacağım. Turşunun içine diş diş attığı sarmısaklar enfesti:))


Yoğutlu havuç ve semizotu salataları tek başlarına bile bir ziyafet tadındaydı. Ve aslında sağlıklı olanın sadece bu tarz şeyler yemek olduğunu söyleyerek, bol kolesterollü işkembe çorbamızı da zevkle içtik tabii:))



Kıymalı-cevizli içle hazırlanan sigara böreği gibi sarılmış ama fırında kızartılmış ve sıcak sıcak sofraya getirilmiş olan böreğimiz ise Serpil'ciğimin her zamanki leziz böreklerinden biriydi.




2' şer kase içtik bu çorbadan ve de bol pul biber ile sirke-sarmısak karışımını da ilave ederek. O kadar güzeldi ki. Ellerine sağlık Serpil'ciğim...


Tavuk etinin yanında tavuk suyunu içine çekerek pişmiş patates, suyunu patatese verip bir güzel kızaran bagetler ve hakikaten tane tane olmuş enfes bir pirinç pilavı. Ev sahibemiz kendine bir yemek blogu açsa ne güzel olur diye düşündüm yerken.



Ve daha iftar sofrasında içilen çaydan sonra koltuklarımıza geçtiğimizde bir lokma daha yiyemeyecek haldeyken, içilen sodalardan:)) sonra supanglemizi de meyvemizi de yemeyi ihmal etmedik. Supangleyi fotoğraflayamadım ama altına konmuş bisküvisi ile harikaydı o da. Benim götürdüğüm tatlıyı ise sadece ev sahiplerimiz tattı. Beğendiklerini söylediler, tabii ben de mutlu oldum.

Bu güzel sofra için dostlarımıza çok teşekkür ediyor ve hayatımızda hep var olmalarını diliyorum. Ellerine sağlık Serpil' ciğim:) Alper' ciğimin damatlık sofralarını da görelim inşallah...

Salı, Eylül 11, 2007

ETKİNLİK YE#26 : APERATİFLER VE MEZELER

Aslında aklımda birsürü tarif var. Ama şu sıralar ne yaptıklarımı fotoğraflayabiliyorum ne de özel bir şeyler yapabiliyorum. Ancak Sevgili Arkadaşım Serpil' in evsahipliğini yaptığı bu ayın etkinliğine katılmamazlık yapmak da istemedim. Arşivimde yer alan, börülce salatası, kırmızı biber salatası ve baklalı enginarla katılmak istedim ben de. Baklalı enginar aslında zeytinyağlı yemekler kategorisine girse de bence aynı zamanda güzel bir meze. Zaten mezeler çoğunlukla zeytinyağlılar değil mi?


DENİZ BÖRÜLCESİ SALATASI




Malzemeler:


1 bağ (demet) deniz börülcesi
2-3 diş sarmısak ve dövmek için tuz
3-4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
1/2 limonun suyu


Yapılışı :


Deniz börülceleri kaynayan suya atılarak haşlanır ve üstteki kabuğu sıyrılarak temizlenir. Dövülmüş sarmısak, zeytinyağı ve limon iyice karıştırılarak sos haline getirilir ve börülcelerin üzerine dökülür. Sarmısağı dövmek için kullandığınız tuz yetiyor, tekrar tuza gerek yok, dikkat!


KIRMIZI BİBER SALATASI




Malzemeler :


1/2 kg kırmızı biber
2-3 diş sarmısak
3-4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
Tuz

Yapılışı :

Kırmızı biberler yıkanır, kurulanır ve közlenir. Yada haşlanır. Ama fırın ızgarasında veya aslında mangal ateşinde közlemek en iyisidir:) Zaten kabuklar kendiliğinden ayrılacak hale gelir. Kabukları soyulur, içleri temizlenir ve doğranır. Üzerine dövülmüş sarmısak ve zeytinyağı karışımı dökülür. Bayılırım ben bu salataya. Ekşi tatları sevenler için sirke ilavesi de yapılabilir.


ZEYTİNYAĞLI İÇ BAKLALI ENGİNAR




Malzemeler :

2-3 adet temizlenmiş enginar (sadece göbek kısmı kalacak)
1/2 kg iri bakla (içleri kullanılacak)
1 demet yeşil soğan
3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
tuz, limon
1 çay bardağı su


Yapılışı :

Temizlenmiş ufak ufak doğranmış yeşil soğan zeytinyağında hafifçe kavrulur, temizlenip limon suyunda bekletilmiş ve 4 e bölünmüş enginar göbekleri ve iç baklalar ilave edilir. Su, limonsuyu ve tuz ilavesi ile yumuşayana kadar pişirilip, incecik doğranmış dereotu eşliğinde servis yapılır.


Bu etkinlikte de çok güzel ve çok özel tarifler verileceğine eminim. Benim tariflerim aslında hepimizin bildiği sık sık da yaptığı tarifler. Bu defalık böyle olsun diyelim:)


Etkinlik için evsahibimiz Sevgili Serpil' ciğime kolay gelsin diyor ve teşekkür ediyorum...

Salı, Eylül 04, 2007

BLOGUM 1 YAŞINDA !!!


Hürriyet Gazetesinde Sevgili Hatice'nin sitesi Portakal Ağacı hakkında yayınlanan haberi okumamla başladı bu dünyayla ilgim. Ve epey bir süre blog ziyaretleriyle sürdü. Geçen yıl 5 Eylülde kendi sayfamı oluşturarak ben de blog dünyasına adım attım. Çok sevdim bu dünyayı. Birbirini görmeyen insanların da dost olabildiğini, kalplerinin birlikte atabildiğini gördüm. Sevgili Gülenay, Sevgili Nilay ve Sevgili Figen ile yüzyüze tanışma fırsatı bulurken, Sevgili Gül, Sevgili Hülya, Sevgili Serpil ve CAN'ını sağlıkla kucağına almasını sabırsızlıkla beklediğimiz Sevgili Pınar ile de telefonla konuşma fırsatı buldum. Yüzyüze tanışamadığımız, telefonla konuşamadığımız diğer blog arkadaşlarım ile de çok güzel dostluklar oluştu aramızda. Bazen sevinçli olayları paylaştım, bazen üzüldüğüm şeyleri anlattım, tariflerimi verdim çoklukla da. Hatta geçen yıl sayfamı açtıktan 2,5 ay sonra kaybettiğim Sevgili Babacığımın hastalığını ve sonrasında kaybımı paylaştım sizlerle. İçtenlikle yanımda olduğunuzu gördüm. Temennim bundan sonra sizlerle güzel şeyler paylaşabilmek. Hepinize çok ama çok teşekkür ederim.


Bu akşam blogumun 1. yaşı için bir pasta yapmak istedim. Ama insan birşeye çok özenirse tersi durumlar olur ya, pastayı kalıptan çıkartmakta acele ettiğim için sanırım keki parçalandı. Ben de keki bir güzel ezdim tekrar fırınladım ve üzerine ganaj hazırladım. Ama sizinle paylaşılabilecek güzellikte bir pasta olmadığı için temsili bir pasta resmi koymak zorunda kaldım.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...