Cuma, Kasım 24, 2006

ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

MİLLETLERİ KURTARANLAR; YALNIZ VE ANCAK ÖĞRETMENLERDİR.
ÖGRETMENDEN, EĞİTİCİDEN YOKSUN BIR MILLET; HENÜZ MİLLET ADINI ALMAK KABİLİYETİNİ KAZANMAMIŞTIR.
ATATÜRK

BALLI ÇÖREK KAFETERYASINDAN BALLI ÇÖREK

Güzel prensesimin okuduğu kitaptan onun isteği ile ballı çörek tarifini denedik. Yaparken bana çok yardım etti. Normalde fazla yemez bu tür şeyleri ama ballı çörekte çok emeği olduğu için sanırım güzel güzel yedi canım kızım. Aslında bu tarifi yapalı birkaç gün oldu ama ben ne pidelerin fotoğraflarını ne de bu tarifi eklemeye bir türlü zaman bulamadım. Babamın rahatsızlığı ile ilgili bana verdiğiniz destek için hepinize buradan çok teşekkür etmek istiyorum. Hepiniz sağolun :) Tetkikleri sürüyor, sanırım önümüzdeki hafta teşhis kesinleşecek ve tedavisi başlayacak. Bizi belki de daha zor günler bekliyor. Ne yapalım, herşey insanlar için. Allah'tan acil şifalar diliyorum babama ve tüm hastalara.

Kitap ile ilgili yorumlarını Güzel Prensesim kendi sayfasına yazacak sanırım. Ben şimdilik sizlere bu güzel tarifi vereceğim. Fotoğrafta kitabın yazarı çıkmamış. Kitap Zeynep Cemali' ye ait. Ballı çörek tarifine geçelim isterseniz :




BALLI ÇÖREK

Malzemeler :

3 su bardağı un
1 su bardağı ufalanmış ceviz
Yarım su bardağı şeker
2 yumurta
2 yemek kaşığı yoğurt
4 yemek kaşığı bal
Yarım paket kabartma tozu
Yarım paket vanilya
100 gr yumuşatılmış margarin veya tereyağ

Yapılışı :

Düz bir kapta kabartma tozu, vanilya ve unu karıştırın. Karışımın havuz gibi açtığınız ortasına şekeri, yoğurdu, 1 yumurtayı, 2 kaşık balı ve yağı ekleyerek yoğurun. Yoğurduğunuz hamur kulak memesi kıvamına geldiğinde, 30 dakika dinlendirin. 1/3 ' ini ayırdığınız ufalanmış cevizi kattıktan sonra hamuru tekrar yoğurun. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak, avucunuzda yassılaştırarak şekil verin. Yağlanmış fırın tepsisine dizin. Üstlerine yumurta sarısı sürün. Ayırdığınız bal ve cevizi karıştırarak çöreklerin üstünü süsleyin. Soğuk fırında, 150 derecede, 30 dakika pişirin.

VEEE... KARADENİZ PİDESİ



Bu arada geçen cumartesi akşamı arkadaşlarımızda yediğimiz Karadeniz Pidesinin fotoğrafını da sizinle paylaşmak istedim. Bu pidenim özelliği içinin pişirerek hazırlanıp, pidelerin de kapalı şekilde yapılması. Arkadaşım içini kendisi hazırlamış ve fırına götürüp pideciye kapalı olarak nasıl yapması gerektiğini tarif edip pişirttirmişler. Onlara bu güzel pide ve sofra için en önemlisi de gösterdikleri dostluk için teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık Serpil'ciğim :)

Pazar, Kasım 19, 2006

FORUM BORNOVA


Cumartesi günü şef, Başkan geleceği için çalışacağını söyleyerek şantiyeye gidince, ben de yeni bebeği olan komşumu, aradığında kabul edemediğim için, bugünün çok uygun olduğunu düşünerek davet etmeye karar verdim. Ancak komşuma bir türlü ulaşamadım. Sonra o beni aradığında grip olduğunu ve telefonlara bile cevap veremeden yattığını öğrendim. Üzüldüm tabii.. Geçmiş olsun dileklerimi belirtip, yapabileceğim bir şey olup olmadığını sordum. Bebiş de onunla birlikte uyumuş, eşi ve büyük kızı da evde yoklarmış. Neyse tabii önemli olan sağlık. Gönüller bir olsun.

Babamın yanına da gidemeyecektim. Aslında o bölümde görüş sadece bir tek gün ve 1 saat. Gerçi çarşamba günü hastaneye yatırdığımızdan beri annem sürekli yanında ve ben de ihtiyaçlarını götürdüğüm için rahatça girebildim. Ama kan hastalıkları ile ilgili bir bölüm olduğu için hassas davranıyorlar ve bence de bu konuda çok haklılar. Yani bugün için babamın yanına gitme durumumuz da yoktu.

Bu arada sabah karşı komşum uğramıştı ve kızını Mc Donalds a götüreceğini söyleyip, gelip gelemeyeceğimizi sormuştu. Ve bu haftasonu İzmir' de hava muhteşemdi. Tam da Forum Bornova havası deyip, giydirdik çocukları, önce güzel prensesimin okulunda biraz bekledik onu. Voleybol kursu vardı çünkü. Ve onu da alınca doğruca Forum Bornova... Çok güzel bir yer oldu burası. İlk önce İkea açılmıştı. Gerçi mağazaya girince zorunlu olarak neredeyse tüm mağazanın dolaşılarak çıkılabilmesi bana çok itici gelse de bazı aksesuarlarını özellikle çok sevdim. Sonra da Forum Bornova açıldı. Özellikle sinema salonları ve İzmir'in en büyür D&R mağazası çok cazip. Ama itiraf etmem gerekirse özellikle kitaplara çocuklar varken bakmak imkansız. Sadece karşıdan bakılabiliyor. Araştırmaya yada incelemeye girmenin imkanı yok. Biz de onlara kitap aldık ve onları ilgilendiren bölümlerde daha çok zaman geçirdik. Yemek yemeleri zaten vaktimizin büyük bir kısmını aldı. Arkadaşımın kızı benim miniğimden yaklaşık 1 yaş daha ufak. Dolayısı ile daha fazla ilgi istiyor. Sonrasında mağazaları daha doğrusu vitrinleri gezdik. Çok güzel vakit geçirdik ve evimize döndüğümüzde de arkadaşımın yaptığı çayı içip yorgunluk attık. Akşama ise ramazanda iftara davet ettiğim ailelerden birine Karadeniz Pidesi yemeye davetliydik. Bir sonraki postumda fotoğraflarını yayınlayacağım kısmetse. Ve de aslında içi evde hazırlanıp, buradaki pidecilere tarifle kapalı bir şekilde yaptırılan pidelerin tarifini de vermeye çalışacağım.

Perşembe, Kasım 16, 2006

ÇORBALI TAVUK


Bu tarifi Sofra Dergisinin Ekim 2006 sayısından aldım. Ve birkaç defa yaptım. Ramazandaki iftar davetlerimden birinin de ana yemeği idi. Ve çok beğenildi. Tarifine gelince,

Malzemeler :
6 adet tavuk kalça ( ben kemiksiz but veya tavuk bonfile ile yaptım )
1'er adet kabak ve havuç
1 paket krema
1 paket kremalı mantar çorbası

Üzerine :
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

Yapılışı :
Tavuk kalçaları fırın kabının içine yerleştirin. Ayrı bir kasede kabak ve havucu rendeleyin. İçine krema ve kremalı mantar çorbasını katıp karıştırın. Tavuk kalçaların üzerine bu karışımı boşaltın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20-25 dakika pişirin. Kabı fırından çıkarıp tavukların üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpin. Fırında tekrar kaşarlar kızarıncaya kadar tutup çıkarın. Sıcak olarak servis yapın.

Pazar, Kasım 12, 2006

CEVİZLİ ÇÖREK ( TOKAT ÇÖREĞİ )



Bu çörekleri bir arkadaşımda yemiştim ilk olarak. Kayınvalidesi Tokat' lıymış. Ve o gün çörekleri kayınvalidesi yapmış bizim için. Cevizi hamur işlerinde özellikle severim. Ve tabii bayıldım. Hemen o akşam tarifini aldım. Bayatlamayan, özellikle çayın yanına çok yakışan ve kahvaltıda hem tuzlularla hem tatlılarla çok iyi uyuşan bir çörek bu. Yapılışı da oldukça kolay.

Malzemeler :

2 çorba kaşığı maya ( ben dr.outker in poşetteki kuru mayalarından kullandım )
1 çay bardağı ılık süt
1 çorba kaşığı şeker
1 çay kaşığı tuz
2 su bardağı yoğurt
2 su bardağı mısırözü yağı ( herhangibir sıvı yağ da olur )
1 paket kabartma tozu
Alabildiği kadar un ( beyaz un + tam buğday unu karışımı kullandım )
Ceviz içi ( iri doğranmış )
1 yumurta, akı içine sarısı üzerine



Yapılışı :

Mayayı hamur yoğuracağınız kaba koyun. Şekeri ve tuzu ekledikten sonra ılık sütle mayalandırın. Maya köpürdükten sonra içine yoğurdu, yağı, yumurta akını, cevizi, kabartma tozunu koyup, alabildiği kadar yani kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edinceye kadar da ununu ekleyip yoğurun. Daha sonra hamurdan mandalina büyüklüğünde parçalar alıp, yuvarlayın ve tepsiye sıralayın. En son üzerine yumurta sarılarını sürüp, 180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.


Çarşamba, Kasım 08, 2006

YE16 ETKİNLİĞİ İÇİN KREMALI PATATES



Bugünlerde içinde bulunduğum durumlar nedeniyle sayfama yeni bir tarif ekleyemedim. Olur da önümüzdeki günlerde vakit bulamazsam diye Sevgili Evrenbal ın evsahipliği yaptığı patates ye16 etkinliği için aşağıdaki tarifi yayınlamaya karar verdim. Bu tarifi Sofra Dergisinin ilk çıktığı yıllardaki sayılarından birinde görüp yapmıştım. Çok pratik, çok şık ve çok lezzetli bir tarif olduğunu düşünüyorum. Ben servis yaparken fotoğraflamadım ama börek gibi kesebileceğiniz gibi, bir su bardağı yardımıyla yuvarlak dilimler çıkarmanız da mümkün.


Malzemeler :

1 kg patates
1 kutu 200 ml krema (tikveşli tercihim)
1 çay bardağı süt
1 tatlı kaşığı tereyağı
2 diş sarmısak
1 çay kaşığı tuz
1 su bardağı kaşar peyniri rendesi

Yapılışı :

Patatesleri soyduktan sonra oldukça ince (alttan bıçağı görebileceğiniz şekilde) dilimleyin. Tuzlu suya alın. Borcamın yüzeyini tereyağ ile yağlayıp, dövülmüş sarmısakları üzerine ilave edin. Patatesleri yıkayıp kuruladıktan ve azcık tuzladıktan sonra fırın kabına aktarın ve güzelce yerleştirin. Bir kutu kremayı 1 çay bardağı sütle çırpıp, patateslerin üzerine eşit bir şekilde dökün. En üste kaşar peyniri rendesini serpip, 180 derecede önceden ısıtılmış fırına sürüp, üzeri kızarana kadar pişirin. Ve sıcak sıcak servis yapın.

Et ve tavuk yemeklerinin yanına patates kızartması yada püresine bir alternetif oluyor. Denemenizi tavsiye ediyorum.

Patates YE16 etkinliğinin evsahibi Sevgili Evrenbal'a kolay gelsin diyor ve teşekkür ediyorum.

Salı, Kasım 07, 2006

BU HASTA İNCELENMEYİ HAKETMİŞ !!!

Uzun zamandır sayfama herhangi birşey ekleyemedim. Bunun nedeni büyük ölçüde keyifsizliğim. Ve keyifsizliğimin de birkaç nedeni var. Bunlardan tabii ki en etkilisi babamın rahatsızlığı. 27 Temmuz dan beri onu yatağa bağlayan bir rahatsızlığı var. Belinde kramp şeklinde başlayan hastalığı sebebiyle önce Ege acil servis sonra Özel Sağlık Hastanesi MR çekimi girişimlerimiz neticesinde 10 Eylül tarihine kadar kullanılacak ilaçlar verdiler. 10 Eylül oldu ilaç bitti ama babam daha kötü. Eli, yüzü sapsarı kansız, klinik durum gittikçe kötüleşiyor. Biz dedik kan tahlili yaptıralım. Tabii götüremiyoruz hastamızı annem bir hemşire ile anlaştı. Kadıncağız gelip kan alıyor ordan götürüp laboratuvara bırakıyor. Sonuç kan değerleri çok düşük ! Alıyoruz sonuçları hastamızı götürmeden hemotoloji doktoruna gidiyoruz kan sonuçlarını görünce tekrar tomografi istiyor ve tembih ediyor. Sonuçlar çıkınca hastayı da getirin. Sonuç çıkıyor çok zor şartlarda babamı götürüyoruz Ege' ye... Doktor hanım yerinden bile kalkmıyor. Kan değerleri düşüklüğünü, dalağın büyümesini, dalakta yeni ortaya çıkan nüks açısından anlamlı bulunan iki kitleyi hiç mi hiç önemsemiyor. Belinin dıştan görünen iki şişliği olduğunu söylememize rağmen ona bile bakmıyor. Bizi beyin cerrahisine yolluyor. Onlar ise ameliyatlık bir durum yok dıştaki şilikler bizim konumuz değil diyor dönüyoruz eve. Artık hastanedeki bir doktorun muayenehanesine gidelim kararındayız ve annem bunun için hastaneye gittiği gün o bölümün başkanı ile görüşme şansı buluyor. Ve o doktor da yeni bir tetkik daha isteyip onun sonucu çıkınca gelin diyor. Sonuç çeşitli aksilikler sebebiyle 15 gün kadar gecikiyor. Herneyse sonucu aldık ve dün akşam bu doktor beyin muayenehanesine gittik. Dalaktaki tutunuş lenfoma kaynaklı gözükmüyor, bu hastanın önce belindeki problemin halledilip yürür hale getirilmesi lazım deyip bizi tam başkasına yönlendirecekken ben dayanamıyorum atlıyorum doktor bey hastamız kalkamıyor ki bölüm bölüm gezelim. Hastaneye yatırılıp araştırılmasını talep ediyoruz deyip dalaktaki kitleleri hatırlatıyorum. Ve günün sözü " EVET HAKLISINIZ BU HASTA İNCELENMEYİ HAKEDİYOR " Üçbuçuk aydır Ege'nin en büyük hastanesi Ege üniversitesinde pinpon topu şeklindeki halimiz, önümüzdeki hafta babamın hastaneye yatırılıp incelenmeye başlanması ile stabil hale geçecek inşallah. Tabii bu arada yatması gereken oda için günlük 30 YTL derneğe para bağışında bulunmamız gerektiği, aksi takdirde diğer odalarda 10-15 hastasının sırada olduğu ve beklememiz gerektiği doktor bey tarafından bize bildiriliyor. Allah gücü olmayanlara yardım etsin. İşte böyle sevgili arkadaşlarım babamla ilgili son durum bu. Yani hastalığın hala adı konmuş değil :((

Bu arada evimin beter böceği miniğim de kum döküyor. Birazdan onu da üriner sistem usg si için götüreceğim. Bugün işe gitmedim. Dün geceden beri ateşi vardı. Sabah idrarı ile yaptırdığımız tahlil neticesinde kum döküyor ve dökerken de hafif kanamaya neden olmuş şeklinde tercüme edilen bir sonuç çıktı. Aile doktorumuz antibiyotik ismi verdi ona başlamamızı istedi. Bittiğinde tekrar tahlil yaptırırız yine kum çıkarsa o zaman ultrason çektiririz dedi ama ben sabredemedim aldım randevuyu... Bugün böyle tatsız konular vardı. Daha güzel haberlerde ve tariflerde buluşabilmek dileğiyle...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...