Salı, Aralık 21, 2010

ÖZSÜT ATÖLYE TADIM ETKİNLİĞİ


Özsüt; hepimizin özellikle de sütlü tatlı ve pastaları ile gönlümüzü fethetmiş bir İzmir firması. Şimdi de "Atölye" markası ile cafe-restoran sektöründe vazgeçilmezler arasına girmeyi hedeflemiş durumdalar. İzmir Blog Yazarları' na Egepark Mavişehir Atölye de tadım etkinliği düzenleyerek bizleri hem ağırladılar hem de yeni konseptleri ile ilgili bilgilendirdiler.

Özsüt Pazarlama Direktörü Fevzi Bey ve Pazarlama Asistanı Mine Hanım bizlere hem ürünler hakkında bilgi verdiler hem de "eleştiri bizim için birer hediye gibidir" diyerek fikirlerimizi aldılar.

Menüden seçim yapmakta oldukça zorlandık. Allahtan Fevzi Bey ve Mine Hanım önerileriyle bizlere yardımcı oldu. O kadar güzel yemekler var ki. Sıraya koyup ara ara denemek insanı mutlu eder diye düşünüyorum :)



Yemek öncesi sıcacık minik ekmekçikler geldi masalara. Ekmekleri kendilerinin yaptığını, dondurulmuş olarak muhafaza edilip sipariş sonrası taze taze pişirldiğini öğrendik. Ekmeklerimizi zeytin tabakları içindeki zeytinyağına batırıp yerken zeytinyağının Ayvalık' tan özel olarak getirtildiğini öğrendik.



Sonra hepimize tatmamız için minik pizza dilimleri geldi. Hamurunun yine Özsüt tarafından hazırlandığını öğrendik. İncecik pizza hamuru her zaman tercihimdir ve üst malzeme farkıyla da Cafe Atölye ile The Garden favorim oldular. Gerçekten alışıla gelmiş malzemelerden çok farklıydı. Pizzada soğan kullanılır evet ama Özsüt Cafe Atölye de kırmızı soğan kullanmış mesela. Sebzeli pizzası The Garden da ızgara patlıcan, kabak var. Müthiş bir lezzet. Bu arada özellikle pazar günleri en çok pizza yendiğini öğrendik tabii bu mağaza için. Özsüt Atölye henüz 4 yerde var. Kemalpaşa, Ege Park, Çiğli Kipa ve İstanbul Caddebostan... Ancak görünen o ki şube sayıları hızla artacak!



Sıcak yemeklerden seçimim; kurutulmuş domates, soğan, mantar, parmesan peynir, krema ve beyaz şarapla sotelenmiş tavuk parçaları ile Atölye' nin el yapımı fettucini makarna yani Pasta Da Vinci... Makarnaları kendilerinin yapıyor olmaları evde annemin yaptığı erişteyi yiyormuşum gibi bir his bıraktı bende.

Yemekten sonra çay-kahve faslı sırasında ben türk kahvesi içtim. Yanında ikram ettikleri çikolatanın Fransa' nın ünlü Varlhona çikolatası olduğunu söyledi Mine Hanım. 2 gün sonra eve verdiğim sufle siparişi sırasında aynı çikolatanın suflede de kullanıldığını öğrendim. Gerçekten çok güzel bir çikolata.



Fevzi Bey tatlı olarak hepimize aşure ikram edeceklerini söylediğinde çok memnun oldum. Zira Özsüt' ün aşuresini hiç yememiştim. Özellikle süsleme malzemelerinin bolluğu ve verdiği lezzeti çok beğendim. Özsüt sütlü tatlılarında kıvam için nişasta bile kullanılmadığını, bunun için sübye adı verilen pirinç suyundan faydalanıldığını öğrendik. İyi bir kazandibinin kaşık ters çevrildiğinde hemen düşmemesi gerektiğini, Özsüt de herşey el yapımı olduğu için bir kazandibinin kızarıklığı ile diğerinin aynı olmayacağı da bize verilen bilgiler arasındaydı. Fevzi Bey' in ortaya getirttiği kazandibi ve fırın sütlaçtan da zevkle tattık.

Bu güzel etkinlik için; daveti organize eden Contactplus' tan Nazlı Hanım a, tadım sırasında bize eşlik eden Özsüt ten Fevzi Bey ve Mine Hanım a, güler yüzleri, hızlı servisleriyle Ege Park Özsüt Atölye çalışanlarına veeee doyumsuz sohbetleri ile geceyi çok daha keyifli hale getiren Sevgili blog arkadaşlarıma ayrıca çektiği bu güzel fotoğrafları hepimizle paylaşan Sevgili Figen' e çok teşekkür ederim :)

Herkese sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyorum...

Cuma, Aralık 10, 2010

SEBZELİ KİŞ ve EKŞİLİ KÖFTE

Çalışırken bloguma daha çok vakit ayırıyordum. Sadece kendi bloguma değil arkadaşlarımın sayfalarını takip etmeye de. Zamanı daha dikkatli kullanmakla ilgiliydi sanırım. Şu günlerde "zaman" konusunda okuduğum en güzel yazı Momo adlı kitaptan alıntıların da olduğu Sevgili Berceste' nin bu yazısı. Tüm gün okusam bu tür yazıları bıkmıyorum. Yazıya yapılan yorumlar da okunmaya değer, tavsiye ederim.

Gelelim tariflere. Sevgili Evcini' nin bu tarifini kendi malzemelerime uyarladım ben ve fotoğraftaki gibi bir görüntü ile harika bir tat çıktı ortaya... Tarifi ben yaptığım şekliyle yazacağım. Orjinal tarif için tık :)



PIRASALI-HAVUÇLU ve PEYNİRLİ KİŞ

Kiş Hamuru İçin Malzemeler :

Evcini hamur tarifini Sevgili Zinnur' dan almış. Ben de aynı tarifi kullandım. Ancak soğuk su 3 kaşık yetmedi. Kıvamı bulması için toplamda 1/4 su bardağı soğuk su kullanmış oldum.

1 cup un,
fiskeyle tuz,
70 gr soğuk tereyağı,
2-3 yemek kaşığı soğuk su

"Buzdolabında bekletmeden rahatlıkla açılıyor" demiş Zinnur yaptığı yorumda. Ben de mutfak robotunda çektim hamuru ve baktım kendini toparlayamıyor az az soğuk su ekledim ve harika bir hamur oldu. Merdane ile tart kalıbı büyüklüğünde açtım. Kenarları da yükselttim.

İç Malzeme :

3-4 tane pırasanın yeşil yaprakları
1 tane havuç rendelenmiş
250 gr kadar köy peyniri
2 adet yumurta
50 ml krema
50 ml süt
Karabiber, muskat rendesi


Pırasalar için aynen tarifteki söyleneni uyguladım. Yani temizleyip doğradıkatn sonra kaynar suda 10 dk. bekletip sonra soğuk sudan geçirdim ve suyunu iyice süzdüm. Havucu rendeledim karıştırdım. Peyniri elimle ufaladım. Bir çırpma kabında yumurta, süt ve kremayı çırpıp, karabiber ve muskat rendesi ile tatlandırdım. Hamuru kalıba serip dolaba koymuştum. İç malzeme hazır olunca dolaptan çıkarıp önce sebzeli içi sonra sıvı malzemeyi koydum. Önceden ısıttığım 200 dereceli fırında 45 dk kadar pişirdim.

Görüntü aşağıdaki gibiydi. Acele edip düzgün dilim çıkaramayınca bu fotoğrafla yetinmek zorunda kaldım. Kızlarım geldiğinde yemek sırasında daha düzgün dilimler çıkardım ancak o zaman da sofra telaşıyla makine yanımda yoktu.



Bir diğer tarif Şef'in (Sevgili Eşim) en sevdiği yemeklerden biri. Yanımızda olmadığı için bundan yiyemedi ama ben hem yemeği yaparken hem de yerken hep onu düşündüm :(

Bu tarifi uzun zamandır yapıyorum. Şu anda sayfası sadece davet ettiği kişilere açık olan Sevgili Yeşim' den almıştım. Ara sıra kendimce değişiklikler yapsam da genel hatlarıyla kullandığım tarif bu. Link veremiyorum ama Yeşim e teşekkür ediyorum :)

EKŞİLİ KÖFTE




Malzemeler :

500 gr kıyma
1 adet kuru soğan
Yarım demet maydanoz
Yarım su bardağı pirinç
5 su bardağı su (Orjinal tarifte 3 bardak ama bu bana hep az geliyor)
1 adet limon suyu
1 adet yumurtanın sarısı
1 yemek kaşığı margarin
Tuz, karabiber

Yapılışı :

Soğan rendelenir. Pirinç yıkanır, süzülür. Maydanoz ince ince kıyılır. Bir kasede kıyma, soğan, pirinç, maydanoz, tuz ve karabiber iyice karıştırılır, yoğrulur. Küçük küçük köfteler yapılıp unlu bir tepsiye dizilir.

5 su bardağı su bir tencereye alınıp, yağ ve tuz ilavesi ile kaynatılır. Kaynayınca köfteler içine atılıp 20 dakika pişirilir.

Yumurta sarısı ile bir limonun suyu birlikte çırpılıp, yemeğin suyundan yavaş yavaş eklenerek ılıtılır. Yavaş yavaş tencereye ilave edilir.

Akşam Güzel Prensesim "Annneeee harikaaa yapmışsın, eline sağlık" dediğinde, miniğim önce itiraz ettiği halde tabağındakileri bitirdiğinde benden memnunu yoktu.

Herkese iyi ve keyifli bir hafta sonu diliyorum:) Bu hafta sonu tüm Türkiye çok soğuk olacak. Herkes kendine çok dikkat etsin lütfen !

Perşembe, Aralık 02, 2010

Carte d'Or Dondurmalı Blog İzmir Buluşması, 28 Kasım 2010, Pazar

Yine... Yeni... Yeniden... Carte d'Or un dondurmalı kahvaltı daveti bende aynen bu duyguyu uyandırdı. Zira Carte d'Or, İzmir de etkinlik düzenleyen ilk firma. Ve benim burada bahsettiğim ilk etkinlikten sonra katıldığım 2. etkinlik de Carte d'Or ile oldu.

Bulutlu ama ılık bir pazar sabahında İzmir' in Tarihi Asansör' üne yürüdüğüm sokak; sanki o zamanlardan kalmış gibi. Dario Moreno' nun yaşadığı evin önünden geçerken biraz duraksayıp verilen bilgileri okudum. Bunun için bile bu pazar sabahı buraya gelmeme değdi diye düşünerek asansörün kapısına geldim. Genç güler yüzlü bir bayan görevli vardı kapıda. Asansör Restaurant a şimdiye kadar bir kez gelmiş ve onda da üst sokaktan giriş yapmıştım. Görevliye sorduğumda yukarıya çıkışın 45 saniye sürdüğünü söyledi. Tek başıma bindim asansöre. Çıkıştaki en güzel şey; İzmir' e Üniversite okumaya geldiğim ilk yıl Hatay' da oturan bir arkadaşıma giderken bindiğimiz otobüsün penceresinden denize dik inen sokak aralarından deniz manzarasını bir görüp bir kaybetmemizi hatırlatan ara pencereleri oldu. Her pencere geçişinde çok sevdiğim deniz manzarasına doyamadım. Yukarıdaki manzara ise aşağıdaki gibiydi :)



Asansör ün kapısı açılır açılmaz Sevgili Aylin' in ve diğer görevlilerin güler yüzlerini gördüm. Orada olduğumuz süre boyunca hep aynı içtenlik ve nezaketle ağırladılar bizleri. Hepsine çok teşekkürler :)



Hani deyim yerindeyse, sadece kuş sütünün eksik olduğu masalarımızda; aynı zevkleri paylaştığımız, kimilerini tanıdığımız, kimileriyle yüzyüze yeni tanıştığımız arkadaşlarımızla hoş sohbetli bir pazar kahvaltısı yaptık. Pazar kahvaltıları zaten her zaman keyif kahvaltılarıdır ya...



Oturduğumuz yerden görünen manzara da harika! Bakar mısınız?



O kadar ince düşünülmüş detaylar vardı ki... Fotoğraftaki peçete gibi, kapıda bizlere doldurtulan iletişim formları gibi, katılanların listesini blog adresleri ile birlikte bizlere de vermeleri gibi ve bu ay doğanları sahneye davet edip kutlamak gibi, sahnede üzerinde mumları üflediğimiz dondurmalı pastaları hep beraber tatmamız gibi :) Ve etkinliğin sonunda kahvaltı keyfinin damağımızdaki tadını evlerimize taşıyacağımız güzel hediyeleri gibi...



Bu arada Blog arkadaşlarımızdan Sevgili Hatice ve Sevgili Zübeyde de kendi hazırladıkları elişi süsleri dağıttılar hepimize. O kadar sevimli ki ister çanta süsü, ister anahtarlık süsü olarak kullanılabilir. Ben bir magnet yardımı ile buzdolabı süsü olarak kullanacağım. Onlara da çok teşekkür ediyorum :)



Kahvaltı sonrasında Carte d'Or Ürün Müdürü Nihan Hanım bizlere dondurma ile ilgili kısa bir sunum yaptı. En fazla dondurma tüketilen ülke kişi başı 13 lt ile Amerika iken, örnek verilen diğer ülkelerde, ki bu ülkeler arasında kuzey ülkeleri de var, kişi başı tüketim en az 6 lt. Türkiye de Carte d'Or bu pazara girmeden önce 0,5 lt olan tüketim 2,8 lt ye ancak çıkabilmiş. Ve bu rakamın yüzde 80 i de yaz aylarında tüketiliyor. Halbuki artık öyle ürünler var ki Carte d'Or un dondurmalı pastası gibi, misafirlerinize bile ikram edebileceğiniz şıklık ve lezzette. Dondurmayı çok seven, süper hızlı yiyen ben herkese bu lezzeti şiddetle tavsiye ediyorum. Buradaki tariflere de bakarak; yiyiniz, yediriniz :))



Firmaların elemanlarına verdikleri eğitimlerin, ödüllerin, birarada yapılan faaliyetlerin verimliliği artırması gibi; tüketiciye böyle etkinliklerle ulaşılmasının da çok yararlı olacağını düşünüyorum. Türkiye nin sadece İstanbul' dan ibaret olmadığını görebilecek başka firmaların da olmasını umuyor, Carte d'Or a bu güzel etkinlik ve bize yaşattıkları keyifli saatler için teşekkür ediyorum.

Herkese iyi hafta sonları :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...