Pazar, Ağustos 17, 2008

ÇANDARLI'DA TEYZEMİN SOFRASINDAN BAMYA KIZARTMASI


Geçen haftasonu teyzemin Çandarlı'daki yazlığındaydık. Çok güzel geçen bir haftasonu oldu hepimiz için. Çandarlı'nın soğuk ama çok temiz bir denizi var. Çocuklar ilk başta girmekte zorlansalar da sonradan denizden çıkmaları zor oldu.

Teyzem çok güzel sofralar kurdu bize, sağolsun:) Yediklerimiz içinde biri vardı ki böylesini ilk kez yedim. Bamyayı kızartmıştı. Servis tabağını ilk gördüğümde içindekini soslu biber kızartması zannettim ama teyzem hemen tarifi vermeye başlamıştı bile.

Bu kızartma için öncelikle iri bamyaları tercih etmemiz gerektiğini söyledi. İstediğiniz miktarda iri bamyayı temizleyip, yıkayıp kuruttuktan sonra bol yağda azcık kızartıp servis tabağına alıyorsunuz. Üzerine her tür kızartmaya hazırlayabildiğiniz bol sarmısaklı domates sos yapıp döküyorsunuz ve soğumaya bırakıyorsunuz. Fazla yağ çekmeyen enfes bir kızartma olmuştu. Bol bol yedik tabii. Ellerine sağlık canım teyzem:)

Pazar günü annemle birlikte bize içli köfte bile yaptılar. Annelerimize ve onların nesline baktıkça ben kendimi oldukça tembel hissediyorum. Özellikle biz çalışan bayanlar haftasonu biraz daha özenli yemekler yapabilsek de haftaiçi daha çok pratik yemekler yapmak zorunda kalıyoruz.



Haftasonunun güzel olaylarından biri de yıllardır aynı işyerinde çalıştığım ve çok sevdiğim bir arkadaşımın anne-babasıyla teyzemlerin tanışıp, çok da güzel dost olduğunu öğrenmem oldu. Oysa biz onları tanıştırmayı, kaynaştırmayı planlamıştık:)) Arkadaşım da iznini geçirmek için ailesinin yanındaydı ve cumartesi akşamüzeri 5 çayında teyzemlerde buluştuk. Güzel prensesimden 1 yaş büyük ve 2 yaş küçük iki oğlu var. Allah hepsinin şansını açık etsin. Teyzem çayın yanına fındık unlu (fındıkları robotta çekerek kendisi un haline getirmiş) çok güzel bir kek ikram etti. Bu arada her yemek sırasında ortaya çıkan arıların istilasından kurtulmanın yolunu yine teyzemden öğrendik. Bir kab içinde kahve yaktı ve sonuç inanılmazdı. Kahve yanmaya başlar başlamaz arılar ortadan kayboluyordu.



Bu sene yıllık iznimde Şef'in yanına gideceğim için izin kullanamadım. Bu şekilde haftasonu tatilleriyle idare ediyoruz. Böylesi de fena olmuyor. Değişik değişik yerlere gitmiş oluyoruz. Vize işlemlerim sürüyor, kısmetse 10 gün içinde çıkacağını tahmin ediyoruz. Bu arada yeni birşey yazamazsam dönüşte Türkmenistan Aşkabat izlenimlerimi sizinle paylaşmaya çalışacağım.

Hepimize sağlıklı, başarılı, mutlu, iyi bir hafta diliyorum...

Perşembe, Ağustos 07, 2008

FARKINDA OLMAK


Sabah gazetesinde yazdığı zamanlardan beri yazılarının tiryakisi olduğum bir yazar; Yılmaz Özdil... Şimdi Hürriyet gazetesinde yazıyor. Nerede yazarsa yazsın, yazılarının benim için iki önemli özelliği var: kısa ve çarpıcı. Evet kısa yazılar yazıyor ama bir o kadar da çarpıcı yazılar. Yazmadan önce araştırma yapıp bir sürü bilgiyi derleyip en kısa, en anlaşılır ve en çarpıcı şekilde okura ulaşmak herkesin harcı değil bence.

Şimdi bu postu neden mi yazıyorum? Özellikle son günlerde yazdığı yazıları arşivden siz de okuyun diye. Okuyun ki bu ülkede makam sahiplerinin daha çok bu makamların havasında olduğunu daha iyi anlayın. Vatan, millet, insan, doğa sevgisi falan hikaye. Herkes kendisini seviyor en çok.

Dünyada, özellikle de ülkemizde olup bitenler beni çok endişelendiriyor. Biliyorum ki birçoğumuz için de durum böyle. Çocuklarımızın geleceği için korkuyorum. Böyle giderse yaşamın vazgeçilmezi su onlar için yine vazgeçilmez ama ulaşılması zor olacak. Ormanlarımız yanıyor sonra da kuraklık var diye üzülüyoruz. Hepimiz de biliyoruz ki ağacı bol olan yere çok yağış düşüyor. Önlenemez bir hızla tüketiyoruz tüm yaşamsal kaynakları:(

*Üstteki fotoğraf www.slaytlar.info adresinden alınmıştır.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...