Perşembe, Aralık 27, 2007

MUTLU YILLAR !!!


Geçen yıl ağacımızı süslememiştik. Bu yıl bir de baktım ki Güzel Prensesim ağacımızı ve süslerimizi çıkarmış uğraşıyor. Hiç müdahale etmedim. Bir süre sonra miniğim de ablasına katıldı ve birlikte süslemeyi bitirdiler. Ben de ağacımızın fotoğrafının yeni yıl kutlama yazıma iyi bir ek olacağını düşündüm.

Bu hafta başından beri aklımda Sevgili Burçin' in ev sahipliği yapacağı En Tatlı Hediyeler etkinliği vardı. Özellikle yabancı yemek sitelerinden araştırmalar yaptım. Birkaç tarif de buldum aslında. Ama kısmet olmadı, deneyemedim, dolayısiyle etkinliğe de katılamadım. Çok zevkli ve becerikli bir arkadaşımız olduğunu bildiğim Burçin'in evsahipliğinde etkinliğin harika olacağına eminim. Tarifleri sabırsızlıkla bekliyorum:)

Çocukken zaman hiç geçmiyor gibi gelirdi bana. Rahmetli babama bunu söylediğimde "evlenip bir de çocukların olduğunda bak gör zaman nasıl hızlı geçecek" derdi. Ne kadar haklıymış. Yılların geçtiğini en çok büyüyen küçüklerden anlıyorum.

Zaman hepimiz için hayırlar getirerek geçsin, yeni yılda sağlık, mutluluk, huzur ve başarı bizlerle olsun. Mutlu yıllar...

Çarşamba, Aralık 19, 2007

NİCE GÜZEL BAYRAMLARA...


Miniğimin İrem'imin okulunda hazırladığı bayram kartı ile kutlamak istedim ben de bayramınızı.

Kurban bayramınızı kutluyor, sevdiklerinizle nice güzel bayramlar, bayram tadında sağlıklı, mutlu günler diliyorum:)

Pazar, Aralık 16, 2007

YE#29 ZEYTİNYAĞLILAR ETKİNLİĞİ İÇİN ZEYTİNYAĞLI KURU PATLICAN DOLMASI


Tarif, üniversite yıllarında evlerinde de kaldığım, bana gerçekten anne yarısı olan en küçük teyzeme ait. Özellikle Şef bu dolmayı o kadar beğeniyor ki, ne zaman teyzeme gidecek olsak yada onlar bize gelecek olsalar teyzem "çocuklar size ne yapayım" diye sorduğunda alacağı cevabı iyi biliyor:) Teyzemin eşinin yani eniştemizin çiğköfte ziyafetini de daha önce yayınlamıştım. Yani onlardan ne istediğimiz çok belli:))


Biraz önce bu ayın etkinliği tariflerini gezdikten sonra Sevgili Aysel' e katılamayacağıma ve özür dilediğime dair bir not bırakmıştım ki hemen cevap yazdı sağolsun. Hazırda birşeyler varsa bu günkü tarifleri de yayınlayacağı için göndermemi istiyordu. Sayfasının adının hakkını verecek kadar sıcak bir insan olduğuna inandığım Aysel'i kırmak istemedim. Ve Picasa dan resimleri taramaya başladım. Bir de baktım teyzemin Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Dolması. Bu çok severek yediğimiz yemeği yayınlayarak hem etkinliğe katılmak hem de arşivimde bulunmasını sağlamak istedim.


İşte tarif;


Malzemeler:


1/2 bağ kuru patlıcan
1 su bardağı pirinç
2 adet büyük boy kuru soğan
1 tatlı kaşığı kuru nane, reyhan, fesleğen
1 çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı pul biber ve tuz
1/2 su bardağı zeytinyağı
1-2 adet domates
1 adet limon


Yapılışı :


Patlıcanları 15-20 dakika haşlayıp, soğutuyoruz. İçi için çiğden pirinç, soğan, nane, reyhan, fesleğen, pul biber, karabiber, tuz ve zeytinyağının yarısını ekleyerek karıştırıyoruz. Ve patlıcanları dolduruyoruz. Küçük kestiğimiz domateslerle dolmamıza kapak yapıyoruz. Dizdiğimiz tencereye dolmaların üstüne çıkacak kadar sıcak su ve zeytinyağının geri kalanını ekleyip, pişiriyoruz. Servis tabağına çıkardıktan sonra limon dilimleri ile süslüyoruz.


Biz tadını midye dolmaya benzetiyoruz ve dediğim gibi çok seviyoruz.


Herkese sağlıklı, başarılı, iyi haftalar diliyorum.

Salı, Aralık 11, 2007

KAHVELİ - ÇİKOLATALI PEYNİR KEKİ (CHEESECAKE)

Kaynana Çatlatan Tarifler Etkinliği için tarif verdiğim yazımda cheesecake denemelerimden bahsederken Arman Kırım' ın Kahveli-Çikolatalı Peynir Keki' ni de denediğimi ve dolguda un yada pirinç unu olmadığı için 2 tatlı kaşığı kadar pirinç unu eklediğimi, ama pişman olduğumu kesinlikle tarife sadık kalmanın gerektiğini anladığımı söylemiştim. O günden beri de tekrar denemek istiyordum. Haftasonu annem ve kızkardeşim ile birlikte bir arkadaşıma giderken ona götürmek üzere aynı tarifi tekrar yaptım. Üstelik teyzeme bu cheesecake i yaparken arkadaşım bizdeydi ve onun yanında hazırladığım halde ona tattıramamıştım. Hem ona tattırmak, hem tarifi yeniden denemek hem de çikolatalı tatları seven arkadaşıma bir sürpriz yapmak istedim. Fotoğrafı onlara gittiğimizde servisten hemen önce kestim. Ancak bıçağı sıcak su ile ıslatmadığım için kesim sırasında hoşuma gitmeyen bir görüntü oluştu. Ama tadı o kadar güzeldi ve o kadar çok övgü aldı ki, tarifi gönül rahatlığı ile deneyebileceğinizi belirtmek ve beğenmemiş de olsam fotoğrafını yayınlamak istedim. Çikolatalı tatları sevenlere şiddetle öneriyorum. Arman Kırım tarifi oldukça detaylı vermiş, aynen kopyalıyorum. Teşekkürler Arman Bey.




Kahveli-Çikolatalı Peynir Keki

Taban için:

1.5 bardak (su bardağı) kakaolu bisküvi, dövülüp ufalanmış;

5 çorba kaşığı tereyağı, eritilecek;

1/4 bardak şeker; 1.5 tatlı kaşığı toz Nescafe.

Dolgu için:

1/3 bardak kaynar su;

190 gr. siyah çikolata, çok ince kıyılmış;

2 tatlı kaşığı toz Nescafe;

450 gr. krem peyniri;

3/4 bardak şeker;

1 çay kaşığı toz vanilin;

3 büyük yumurta;

2 bardak taze krema.

Tüm malzemeler oda sıcaklığında olmalı.

1. Fırını önceden 175 C dereceye ısıtın. Nescafe'yi erimiş tereyağına karıştırın. Büyükçe bir kásede bisküvi kırıntıları, şeker ve Nescafe'li tereyağını kaşıkla iyice karıştırın. Çapı 23 cm. olan ve içini yağladığınız mandallı kek kalıbının içine boşaltın. Bir bardağın dibini kullanarak karışımı kalıbın dibine düzenli bir şekilde bastırarak yayın. Bisküvi tabanı hafifçe kalıbın kenarlarına doğru yukarıya taşsın. Fırında 10 dakika kadar pişirin ve dışarı alın.

2. Küçük bir Borcam yemek kabının içini yarıya kadar kaynar su doldurun ve fırının rafının bir kenarına yerleştirin. Buhar yapmaya yarayacak.

3. Küçük bir kásede çikolataların ve Nescafe'nin üzerine 1/3 bardak kaynar suyu döküp birkaç dakika erimelerini bekleyin.

4. Büyükçe bir kásenin içinde elektrikli çırpıcının orta hızıyla krem peynirle şekeri çırparak hiç pütürsüz hale getirin. Yalnız çok fazla çırpmamalısınız, aksi halde fazla havalanma kekin üstünde çatlamaya yol açar. Makineyi yavaş hızda çalıştırarak vanilyayı ekleyip karıştırmaya devam edin. Şimdi artık yumurtaları birer birer bu karışıma ekleyerek çırpmaya devam etmelisiniz. Ara sıra kásenin kenarlarını sıyırarak peynirin pürüzsüz olmasını sağlayın. Taze kremayı karışıma yedirin. Çikolata-kahve karışımını ekleyin ve yavaş hızda bunu da çırparak peynir karışımına yedirin. Bu karışımı kek kalıbındaki bisküvi tabanının üzerine boşaltın.

5. Borcam kabının yanına, aynı raf üzerine yerleştirin. Yaklaşık 40 dakika kadar pişirin. Piştiğinde kenardan içe doğru 4 santimlik kısım sertleşmiş olmalı, ama salladığınızda orta yeri titreşiyor olmalı. Yani bir miktar sulu kalmalı. Kek soğuyunca bu kısım da sertleşecektir.

6. Fırını söndürün. Kapağının arasına tahta kaşık koyarak aralık bırakın, keki kalıbında fırın içinde bir saat soğutun. Bir bıçağı kekin etrafında gezdirin ve dışarıda bir saat daha soğutun.

7. Üstünü plastikle kapayarak buzdolabında bir gece bekletin. Sıcak suya batıracağınız bir bıçakla dilimler kesip servis edin.




Gittiğimiz arkadaşım da çok güzel şeyler hazırlamıştı bizler için. Annesi, yengesi ve kendisi ortaklaşa bir çalışma yapmışlar:) Sonuç... Tabii ki harika. Hepsinin ellerine sağlık. Yalnız yengesinin yaptığı ağlayan keki iyi fotoğraflayamamışım:( Kolajda o nedenle yok. Sodalı börek, tatlı börek, peynirli poğaça, ağlayan kek ve en güzeli de memleketleri Elazığ yapraklarından anneciğinin o hünerli ellerinden çıkma ince ince enfes zeytinyağlı sarmalar. Sarmaları 2 ayrı servis tabağıyla getirdiğinde itiraz ettik çok diye ama "çerez gibi gider" cevabına uygun olarak aynen çerez gibi gitti. Teşekkür ederiz, bize de bekleriz:))



Bu akşam yemeğinde Sevgili Sibel' in Fırında Pırasa tarifini yaptım. Ama fotoğraf çekemedim. Patatesleri ve pırasaları dünden haşlamıştım. Bu akşama karışımı hazırlamak ve fırına sürmek kalmıştı. Kızlar çok acıktığı için diğer yemeklerden yedirdim onlara, baktım Şef de yiyor:) Neyse ben bekledim tabii. Hazır olduğunda önce Güzel Prensesim geldi "çok güzel koktu anne, biraz alıp film izlerken yiyebilir miyim?" dedi. Tabii hemen:) Birazdan boş tabakla mutfağa geri döndü ve hem kendine biraz daha istediğini hem de babasının da yemek istediğini söyledi. Ne güzel. Böyle denediğim şeyler beğenildiğinde benden mutlusu yok:))

Bu arada yarın annemin kardiyologdan randevusu var. Bu defa ben de yanında olmak istiyorum. Umarım iyi şeyler duyarız. Belki de anjiyo olması gerekecek. Allah acil şifasını versin tüm hastaların, içlerinde de annemin... Aminnnn!

12.12.2007 Eklentisi : Annemi kardiyolaga götürdük. Tansiyonu için bir ilaç daha ekledi. Sanırım günlük aldığı ilaç sayısı 10 kadar. Anjiyoyu anneme şu an için uygun ve gerekli görmediğini söyledi. Geçen yıl kalp rahatsızlığından sonra 8 ay kadar comuadin kullandırılmış ve bağırsakta kanama açıp annemi kansız bırakmıştı. Kan değerleri hala düşük. Hem kan değerlerinin düşük olması, hem de anjiyo veya başka bir kalp operasyonu sonrası kullandırmaları gereken kan sulandırıcı ilaçların anneme uygun olmayacağını söyledi. Annemin bağırsak rahatsızlığı ile ilgili internetten araştırma yapıp, Ege Üniversitesi' nde bir hocaya mail atmıştım. Bana "hastanın durumuna göre karar vermek hekimlik sanatıdır. İnternette her okuduğunuz hastanıza uygun olmayabilir" diye cevap vermişti. Sanırım bugünkü doktor da "hekimlik sanatı" nı icra etti. Yani hangisinin hasta için daha fazla risk taşıdığını tartıp, kararını öyle verdi. Ve 3 ay sonra annemi yine görmek istediğini söyleyerek, annemi de bizi de rahatlattı. Umarım doğru bir karardır. Allah onu başımızdan eksik etmesin. İki kardeşimin de yuvalarını kurduklarını görmesi en büyük dileğim. Sizlerin merak ettiğini ve edebileceğinizi düşünerek bu eklentiyi yazdım. Acil şifalar dileyen tüm dostlarıma teşekkür ederim. Allah kimseyi darda bırakmasın.

Ağız tadınız yerinde, sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler dilerim.

Posted by Picasa

Salı, Aralık 04, 2007

ÖZ-HAKİKİ KARADENİZ HAMSİSİ :)

Haftasonu Şef' in (eşimin) dayısı, yengesi ve en küçük kızları Bursa' dan, en büyük kızları öğrencisi ile birlikte Samsun' dan, ortanca kızları Manisa' dan İzmir' e geldiler ve bizde buluştular. Samsun' daki kızları Didem, Samsun' a 44 km uzaklıktaki bir köyde sınıf öğretmeni, aynı zamanda da cimnastik antrenörlüğü yapıyor. 1-2 Aralık tarihlerinde Bornova Cimnastik Salonundaki Trampolin yarışmasına öğrencisini getirdi. Cuma akşamı hep birlikte bizde yemek yedik. Yemek sonrası sohbetimiz Didem' in sınıf öğretmenliği anıları ile renklendi. Epey güldürdü bizi sağolsun. Hatta ona bir blog açmasını ve okulda olanları anlatmasını tavsiye ettim. Yaşanan traji komik olaylar aslında belki de güleriz ağlanacak halimize dedirtecek cinstendi. Manisa' dan gelen kızları Gizem ise Manisa Celal Bayar Üniversitesi' nde Spor Akademisi öğrencisi ve bazı haftasonlarını bizimle geçiriyor. O da pazar günkü yarışmalara katıldı. Bizim için de değişik bir haftasonu oldu.


Didem Samsun' dan gelirken öz-hakiki:)) Karadeniz Hamsisi getirmiş bizim için ama Şef sabah onu karşılayıp aldıktan sonra, getirdiği balıkları iş yerindeki buzdolabına koymuş ve akşam gelirken de unutmuş kutuyu. Tabii cumartesi yarışma dönüşü aldık oradan. Ve pazar akşamına yaptım hamsileri. Kızartma sağlığa iyi değil biliyorum ama mısır unlu kızartması kızlarımın hayır demediği bir lezzet.




Ne kadar yağlı görünüyor değil mi? Ama nefisss:) Mısır unlu hamsi kızartmasının tarifini herkes biliyor nasılsa. Ben sadece Çandarlı' ya gittiğimiz gün eniştemin tuttuğu balıkları kızartmak için hazırlarken teyzemden öğrendiğim bir püf noktasını paylaşacağım sizlerle. Temiz bir buzdolabı poşetinin içine koyuyoruz unumuzu ve temizlenip, yıkanıp suyu süzdürülmüş balıkları kısım kısım poşetin içine atıp, sallayarak iyice unlanmalarını sağlayıp, silkeleyerek çıkarıyoruz poşetten. Ben bir gazetenin üstüne koyduğum una batırarak yapardım bu işlemi ama teyzemin yaptığı daha pratik geldi bana. Belki bilenleriniz, yapanlarınız vardır. Ama bilmeyenlerin aklında bulunsun:)




Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz yarışmacıların bir kısmı. Ve çok minikler de var içlerinde. Türkiye Cimnastik Federasyonu' nun 50. yılı imiş bu yıl. Tüm yarışmalarda olduğu gibi izlediğimiz yarışmada da yarışmacıların çabası, antrenörlerin ve velilerin heyecanı görülmeye değerdi. Miniğimin okulunun cimnastik öğretmeni İrem' in vücudunun cimnastiğe çok uygun ve yatkın olduğunu söyleyerek bize de bu sporu önerdi. Bu sene başlatmadık. Düşüneceğiz bakalım, kısmet...




Tatlı Müge' nin yarışma sırasındaki pozlarını da paylaşmak istedim sizlerle. Nasıl minik minik çocuklar öyle güzel yapıyorlar ki hareketleri. Hayran kaldım. Hepsini tebrik ediyorum. Sonuçlarda İzmir ili başarı oranı çok yüksekti.




Müge antremanlar sırasında hareketleri neredeyse kusursuz yaptığı halde, yarışma heyecanı ile hareketini bitirdiği an düştü. Bu ona oldukça puan kaybettirdi ve dereceye giremedi. Ama olsun. İlerde daha iyisini yapacağına eminim. Ona başarılar diliyorum.


Hepimize sağlıklı, mutlu ve huzurlu günler olsun...


Posted by Picasa

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...