Pazar, Haziran 24, 2007

HAYATIMIN TINILARI, BLOG ARKADAŞLARIMI AĞIRLADIĞIM SOFRA VE MAHLEPLİ TUZLU KURABİYE

Offfffff bu ne sıcak. Sanki sıcak bir fırının kapağı açılmış da tam önünde duruyoruz. Kapağı kapatıp kaçma şansımız yok. Klimalar bir kaçış tabii ama sağlıksız. Çalışan bir aile olarak deniz kenarında sürekli olma şansımız yok. Haftasonları deniz kenarına gidebilecek bir şehirde oturuyoruz belki ama her haftasonu gitmek de yorucu. İnsanoğlu hiç bir şeyden memnun olmazmış ya o hesap. Kış geldi soğuk, yaz geldi sıcak. Ne yapalım sağlık olsun:))

Sevgili Renkler'ciğim 8 Hazirandaki yazısında beni sobelemişti. Kendisine teşekkür ediyor ve cevabı geciktirdiğim için özür diliyorum. Hayatımın 5 tınısı şu anda aklıma geldiği kadarı ile;

1) En küçük teyzemin çok güzel bir pikabı vardı ve Füsun Önal, Barış Manço, Nilüfer, Cem Karaca'nın 45 liklerini dinlerdik birlikte. Ve ben plaklara bayılırdım. Yıl kaç mı 74-75 falan.

2) Daha sonra hayatımın en önemli tınısı Sezen Aksu şarkıları oldu ve hala da öyle. Sezen Aksu şarkılarında kendini bulmayan, aşık olunca onu dinlemeyen var mı? Bence yok. Bu arada Sezen Aksu fotoğrafı Sezen Aksu'nun sitesinden alınmıştır.

3) Özellikle TRT 3 de akşamüstü yayınında dinlediğim yabancı müzikler. Mıchael Jackson, Madonna ve isimlerini şu an hatırlamakta zorluk çektiğim ancak müziklerini duyduğumda halen eşlik edebildiğim yabancı şarkılar.

4) Sezen Aksu'nun öğrencileri Aşkın Nur Yengi, Levent Yüksel ve Sertap Erener'in seslerini de yaptıkları müziği de zevkle dinlerim her zaman.

5) Bir de canım annemin sevdiği Türk Sanat Müziği klasikleri vardır ki, Zeki Müren'den, Safiye Ayla'dan, Müzeyyen Senar'dan dinlemek o klasikleri benim de çok hoşuma gider.

Sevgili Renkler'e tekrar teşekkür ediyor, hayatının tınılarını bizlerle paylaşmak isteyen tüm arkadaşlarımı sobeliyorum.



Bu hafta içinde Cafe Sardunya Sevgili Nilay ve Gülenay'ın Sofrası Sevgili Gülenay ile bu defaki buluşmamızı bizim evde gerçekleştirdik. Yemek ve Biz' den Figen son dakikada çıkan aksilikler nedeniyle gelemedi. Umarım en kısa zamanda onunla da tekrar görüşürüz. İnanın saatlerin nasıl geçtiğini anlamadık ve hepimiz sohbetten çok keyif aldık. Gülenay Amerika'ya döndüğünde sayfasında ilk buluşmayı da, bu defaki buluşmayı da yazacak inşallah. Ben de soframın fotoğrafını paylaşmak istedim sizlerle. Hafta içi olduğu için benim garantili tariflerim tiramisu ve sodalı böreğin yanına Sevgili Hale'nin tahinli kekini yaptım. Annem patatesli havuçlu salatasını yapmıştı bizlere ve kızkardeşim de mahlepli tuzlu kurabiyeleri.

MAHLEPLİ TUZLU KURABİYE


Malzemeler :
1 margarin oda sıcaklığında
1 tatlı kaşığı mahlep
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1/2 çay bardağı su
1/2 çay bardağı sirke
1 çay bardağı sıvıyağ
4-5 su bardağı un
1 adet yumurta akı içine sarısı üzerine
çörekotu

Yapılışı :
Un hariç bütün malzemeler elle karıştırılır. Önce 4 su bardağı kadar un eklenerek yoğurulur. Hamur eli bırakıncaya kadar un eklenir. Hamurdan koparılan küçük bezeler merdane ile açılıp kalıplar basılır ve tepsiye dizilip, üzerlerine yumurta sarısı sürülüp çörekotu serpilir.

Hepimize ağız tadımızın yerinde olduğu iyi bir hafta diliyorum:)

Pazar, Haziran 17, 2007

ZEYTİNYAĞLI YAPRAK SARMA VE SİVAS USULÜ UN HELVASI (TÜRK GECESİ ETKİNLİĞİ)

Tariflerin ikisi de anneme ait. Kendini iyi hissettiğinde mutlaka bize özel şeyler pişirir. Yerinde duramayan yapısı nedeniyle dinlenmek nedir bilmediği için sadece çok rahatsızsa yatar. Neyse Allah sağlık versin de, o istiyorsa yapsın yorulmasın ama diye düşünüyoruz hepimiz. Son zamanlarda sayfama tarif ekleyemedim. Ama Haziran ayı benim için çok yoğun geçiyor ve de sayfamda yaşadıklarımı da paylaştığım için bu yoğunluktan nasibini alıyor. 5 Haziran Güzel Prensesimin doğumgünü, haziranın ilk hafta sonu yıllardır ÇOCUKCA' nın yılsonu gösteri günü, 20 Haziran miniğimin doğumgünü, babalar günü, 29 haziran sevgili eşim Şef'in doğumgünü, bir de karne telaşı, yaz okulu ayarlamaları derken ben hangi işi ne zaman yetiştireceğimi şaşırıyorum. Ama telaşlar böyle iyi şeyler için olsun:))

Annem dün gece tarifleri yazmış bu sabah bana verdi. Yakın zamanda sizlerle bulgurlu köfte tarifleri de paylaşacağım onları da yazmış sağolsun. Canım annem, ellerine kollarına sağlık.

ZEYTİNYAĞLI YAPRAK SARMA


Malzemeler :
1/2 kg haşlanmış bağ yaprağı
2 su bardağı pirinç
3 büyük kuru soğan
1/2 su bardağı zeytinyağı
1 demet maydanoz
1 demet dereotu
1 tane küp şeker
1 limon
1 yemek kaşığı kuş üzümü
1 yemek kaşığı dolmalık fıstık
tuz, biber, sumak

Yapılışı :
Zeytinyağında yemeklik küp doğranmış soğanları pembeleştirip, pirinci, baharatları, şekeri ilave edip yarım su bardağı suyla hafif pişirip altını kapatalım. Üzerine yeşillikleri ilave edip limonu sıkalım. Yapraklarımızı damarları içe gelecek şekilde mümkün olduğunca ince bir şekilde saralım. Üzerlerine limon ve zeytinyağı gezdirip, yeterince suyunu ilave edip kısık ateşte pişiriyoruz.


SİVAS USULÜ UN HELVASI


Malzemeler :
250 gr margarin
2 küçük kase un
1 küçük kase süt
1,5 su bardağı toz şeker

Yapılışı :
Margarini eritip, unu koyarak pembeleşinceye (burası önemli kararmayacak-pembeleşecek) ve de un kaşığı bırakıncaya kadar karıştırarak kavuralım. Şekeri ilave ettikten sonra süt soğuk olarak eklenir. Helva kendini toplayıncaya kadar karıştırmaya devam edilir. Altını kapattıktan sonra yemek kaşığı yardımıyla şekil verilerek servis tabağına dizilir ve servis yapılır.

Bu helvaya ben sıcak sıcak bayılırım. Ama soğuyunca da ayrı güzel olur.

Cumartesi günü Çeşme' deydik. Ve bulunduğumuz yerden güzel bir manzarayı sizinle paylaşmak istedim.


İyi haftalar:)

Pazar, Haziran 10, 2007

MİNİĞİMİN YILSONU GÖSTERİSİ


Daha önce de yazmıştım. Evimin beter böceği miniğim 3 yaşından beri kreşe devam ediyor. Kreşimizin adı "ÇOCUKÇA". Güzel prensesim bu okulun ilk öğrencilerinden hatta belki de ilk öğrencisi. Güzel prensesimi de 3 yaşını daha doldurmadan okula başlatmak zorunda kalmış, ilk birkaç ay hiç de içime sinmeyen bir okula vermiştim. Eve yakın diye götürüyordum ama anneme aslında bu çevreye iyi bir anaokulu lazım deyip duruyordum ki, yakındaki villalardan birinde kreş açmak için yapılan hazırlıkları gördüm. Hemen gittim tabii. Hazırlıkları yapıyorlardı sahiden ve daha ilk görüşte içimin ısındığı insanlardı. Okula başlamadan önce Merve' ciğimi alıp götürdüm tanıştılar. Ve Merve ile hiç bitmeycek bağları o gün kuruldu. Bu cümlemde inanın hiç bir abartı yok. Merve 3 yaşından itibaren, ilkokula kadar tam gün daha sonra ise okuldan çıktığında gitti Çocukça'ya. İlkokul 5. sınıfa geldiğinde artık eve gidip kendi derslerini kendin yapmalısın diye aldık oradan ama yine de onlar Merve'yi, Merve de onları görmeden rahat edemediği için sık sık uğrar Çocukça' ya:)

Mesleğimiz gereği mesai saatlerimiz hep erken başlıyor, geç bitiyor. Okulumuz öyle bir okul ki açıldığı günden itibaren sabahın erken saatlerinde sahibi tarafından açılıyor, çocuklara servis yapılıyor. Ve okulun sahipleri Ender Hanım ve Arif Bey daima işlerinin başındalar. Ben çocuklarımı oraya bıraktıktan sonra kapıdan çıktığım an artık onları düşünmüyorum. Çünkü biliyorum ki, çocuğuma en iyisinden, en taze ürünlerle kendi elleriyle hazırladıkları yemekleri yedirecekler. Hatta isterse fazlasını da verecekler. Rahatsızsa doktor kontrolünü yaptıracak ve hatta acil bir durumda hastaneye bile götürecekler. Yazın duşunu bile düşünecek, kışın kaloriferi bazı okullarda olduğu gibi sadece velilerin geldiği saatte değil bütün gün yakacaklar. Ve biliyorum ki çocuğumla ilgili en ufak bir aksilikte bana ulaşacaklar, birlikte çözmeye çalışacaklar. Ve yine biliyorum ki verdikleri her dersin eğitimini bu konuda yetkin ve konusunun uzmanı kişilerle gerçekleştirecekler. Akşamları çantasını açtığımda gün boyu yediklerini yaptıklarını gösteren bir "Duygularım" raporu verecekler. Ve de her ay yeni ayda yapacakları faaliyetleri gösteren bir bülten gönderecekler. İşte tüm bunlar ve belki de yazmayı unuttuğum bir dolu sebeple, Merve'yi ilkokula başlatırken neden sizin ilkokulunuz da yok ki? diyecek kadar güven duyduğum okulumuzun öncelikle sahiplerine, sonra okul müdürümüze, sorumlu öğretmenlerimize, stajer öğretmenlere ve okul çalışanlarımıza buradan da teşekkürü bir borç biliyorum. Tabii dans-bale, folklor, jimnastik, drama ve ingizce öğretmenlerimizi ve de okul doktorumuzu da unutmamak lazım, onlara da çok teşekkürler. Aslında belki ne yazsam az kalacak yaşayıp görmek lazım diyorum.


Bu seneki yıl sonu gösterisinin konusu "Uzay Çağı-Yıldızlar" şeklindeydi. Drama dersi öğretmenimizin sunumuyla gerçekleştirilen gösteri de 3 yaş, 4 yaş, 5 yaş ve 6 yaş grubu çocuklar değişik gösteriler sundular. Anneler, babalar çocuklardan daha heyecanlıydık desem yalan olmaz. Gösterilerin arasında Drama dersi öğretmenimizin dünya, uzay ve yıldızlarla ilgili verdiği bilgiler kadar "Küresel Isınma" ile ilgili hazırlanan slayt gösterisi de çok ilgi çekici ve de faydalıydı. Hala küresel ısınmayı engelleyebilecek ve zararlarını azaltabilecek şeyler yapabiliriz lütfen unutmayalım. Ve gösteri sonunda bu konudaki duyarlılıklarını hepimize birer çam fidanı armağan ederek gösterdiler. Emeği geçen herkese çok çok teşekkür ederiz. İyi ki varsın ÇOCUKÇA...


Hepimize sağlıkla, huzurla ve mutlulukla geçireceğimiz iyi bir hafta diliyorum.

Salı, Haziran 05, 2007

GÜZEL PRENSESİME MUTLU YAŞLAR

5 Haziran 1995 Pazartesi gecesi tam da bu saatte yani 22:00 da doğdu güzel prensesim. Babamız da ameliyat boyunca yanımızdaydı. Epidural anestezi ile uyuşturulduğum için sohbet ediyorduk ve erkek olacağını söyleyen doktorumuz babamıza tam da hangi takımı tutacak diye soruyordu kiiii "aaaa bu kızmış" diye bir ses duydum. Güzel prensesimi bana gösterdiler, yanağına değdirdim yanağımı ve alıp götürdüler. Sonrasında dikişleri attıkları zamanlar bana bir asır gibi geldi desem yalan olmaz. Odaya götürüldüğümde anneciğimden başka herkes güzel prensesim ile ilgiliydi. Sonrasında her annenin babanın yaşadığı zorlukları, endişeleri, korkuları, sevinçleri, gururları, sevgileri biz de yaşadık. Ve Allahıma çok şükür ki onu bu yaşlara getirebildik. Bebekliğindeki uykusuzluğu ve sonrasındaki yemek yeme güçlüğü dışında bizi üzmeyen bir bebek, sevgi dolu, dışa dönük, akıllı bir çocuk oldu. Allah'tan güzel prensesime huzurlu, sağlıklı, mutlu ve başarılı nice yaşlar diliyorum.

Doğumgününü pazar günü sınıftan bir grup arkadaşı ile evimizde kutlayacağız. Bu akşam sadece annemler ve biz hep beraber güzel bir yemek yiyerek kutladık prensesimi. Arkadaşları için, anaokuluna ilk gittiği yıl yani üçüncü yaşgününde yaptığım ve birçok arkadaşıma çizerek tarifini verdiğim tavşan pastayı yapmamı istedi önce. Pastayı üçüncü yaşgününde hem evde hem anaokulunda kutlama yapacağımız ve her iki pastayı da hazır yaptırmak istemediğim için bir dergide görüp yapmış, evde böyle basit ve güzel bir pasta yapmama imkan veren tarife minnettar kalmıştım. Tabii prensesim net hatırlayamayabilir diye her pastasını fotoğrafladığım gibi onu da çekmiştim. Herneyse, sonradan fikir değiştirdi ve doğumgününe katılacak arkadaşlarının fotoğrafını çekeceğini hepsini biraraya getirip bir fotoğraf olarak basacağını ve pastanın üstüne fotoğrafı koydurtmak istediğini söyledi. Yarın fotoğrafı getirecek ve ben de pasta siparişini vereceğim. Arkadaşlarına "herkes kendi başını yiyecek" dediğini söyledi akşam ve bizi epey güldürdü:) Yanına sadece sigara böreği istiyor. Arkadaşlarının kurabiyeleri yemediklerini gözlemlemiş diğer doğumgünlerinde. Ben de sigara böreğini ve patatesli-salatalıklı mayonezli bir salata yapacağım kısmetse. Ve servisi dahil kendisi yapmak istiyor. Eeeee artık büyüdü olsun artık o kadar.


Evet bugün doğumgünü partimiz gerçekleşti. Çok eğlendiler, ben de çok mutlu oldum tabii. Pastanın servisi herkes kendi resminin olduğu yeri isteyince biraz zor oldu:) Sigara böreği ve patatesli-salatalıklı salatamız ki annanemizin çok güzel ve yaz günleri için ideal tarifidir, çok beğenilerek yendi çocuklar tarafından. Çocuklar diyorum ama aslında hepsi gençliğe adım atmış göründü gözüme ve bu durum hem hoşuma gitti, hem biraz endişelendim. Ve yazıma kısacık da olsa bu eklentiyi yapmak istedim. Çok yorgunum çok.


Bu yazıyı özellikle güzel prensesime bir hoşluk bir hatıra olsun diye yazdım. Aslında daha uzun ve detaylı yazmak istiyordum ama kafamı toparlayacak kadar bile vaktim yok inanın.

Güzel prensesim seni çok seviyoruz ve seninle gurur duyuyoruz. Hep böyle sağlıklı, mutlu, huzurlu ve başarılı ol inşaallah. İyi ki doğdun, iyi ki varsın seni veren Allahıma şükürler olsun.


Sevgilerimle...

Cumartesi, Haziran 02, 2007

İZDOB ÇOCUK BALESİ GÖSTERİSİ


Güzel prensesim 2003-2004 öğretim yılı başında İzmir Devlet Opera ve Balesinin iki aşamalı yaptığı sınavı kazanıp, 3 yıl haftanın 2 günü kurslara devam ederek geçen yıl Haziran ayında sertifikasını aldı. 3 yaşından itibaren gittiği anaokulunda ciddi bir bale eğitimi aldı. Ciddi diyorum çünkü okulumuz öyle bir okul ki verdiği her dersi konusunda uzman öğretmenlere verdirten bir okul. Şimdi aynı okula miniğim devam ediyor ve 9 Haziranda yıl sonu gösterileri var. Gösteri gününü sizinle paylaşabilirsem okulumuzdan da daha uzun bahsedebilirim. Prensesimin anaokulunda yaptığı bale gösteri fotoğraflarını o zamanlar digital makina kullanmadığımız için kısa zamanda buraya yüklemem zor. Anaokulunda bale derslerini de profesyonel balerinler verdiler. Ve prensesimin baleye çok yatkın bir vücut yapısına sahip olduğunu ve çok yetenekli olduğunu söylediler. İlköğretim 3. sınıfta başladığı İzmir Devlet Opera ve Balesinin Çocuk Balesi kursunu 3 sene olduğu için 5. sınıf sona erdiğinde sertifikasını alarak bitirdi.



Aynı kursun devamı olarak Salon danslarına devam edebilirdi bu yıl ama biz istemedik. Artık derslerine daha sıkı sarılması gerektiğini düşündüğümüz için bu kursa devam ettirmedik. Ancak bu yılki çocuk balesi gösterisini de seyretmemek olmazdı tabii. Çocuklarımızı kursa götürdüğümüzde anneler arasında çok güzel dostluklar kurduk. Bu sene de arayıp sorduk birbirimizi. Bu akşam gösteri zamanından önce orda olduk ki hem kızım hem de ben arkadaşlarımızla hasret giderdik. Amacım bu seneki gösteriden fotoğrafları sizinle paylaşmaktı. Ancak aceleden fotoğraf makinasını evde unuttuğumdan ancak geçen senelerden birkaç fotoğraf koyabileceğim.






İyi pazarlar:)

SELVA MAKARNA EKLENTİSİ

Cuma akşamı baktım yemek az, açtım Selva makarnamı üstüne de şöyle bol kıymalı bir sos.... Evdeki herkes severek yedi:) Gerçi biz pazarları makarna günü yapardık ama bu defa cuma akşamı makarna akşamımız oldu.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...