Pazartesi, Nisan 30, 2007

İZMİR KİTAP FUARI

TÜYAP 12. İzmir Kitap Fuarı bu yıl 21-29 Nisan tarihleri arasında İzmir Fuar Alanında idi. Cumartesi günü prensesim "anne kitap fuarına gidemezmiyiz ?" diye sorunca ailecek düştük fuar yoluna. Miniğim olduğu için tadına varacak şekilde gezemeyeceğimizi biliyordum ama onun da şimdiden bu havayı teneffüs etmesini istedim.

Kalabalık salonlarda, miniğim kimi zaman benim kimi zaman Şef in kucağında gezdi standları. Prensesim ise son zamanlarda artan kitap okuma sevgisi nedeniyle kitaplara dikkat ederek ve oldukça ilgili bir şekilde mutlu mutlu gezindi. İzmir' de özellikle gündüz hava sıcaklıkları arttığı için salonlarda klima çalıştırılsaydı daha rahat dolaşılabilirdi diye düşünmeden edemedim. Özellikle de miniğim benim kucağımdayken :)

Her gece minik beter böceğimi uyutmadan önce kitap okuyoruz. Prensesimde de bu okul yıllarına kadar böyle devam etmişti. Onun için ilk kitap alışverişimizi miniğime yaptık fuarda.



Meslekleri tanıtan 6 kitaplık bir set aldık.




Prensesim küçükken "Her Güne Bir Masal" adlı kitaptan her gün bir dünya masalı okumuştuk ona.


Bu defa da Sevgili Peygamberimizin hayatını anlatan "365 Günde Sevgili Peygamberim" kitabını aldık. Alırken de dedik ki prensese kitabı hergün sen oku kardeşine hem sen öğren hem o öğrensin. Ayrıca da ben bizlerinde yeni duyacağımız kesitler olduğuna eminim. Babam hayatta olsaydı en çok bu alışverişimizden mutluluk duyardı. Bunu da düşünmeden ve dile getirmeden geçemedik.




Daha sonra prensesimin şu sıralar serisini okuduğu "Bir Genç Kızın Gizli Defteri" nin 4. ve 5. kitabını aldık. İpek Ongun'a ve kızıma ilk İpek Ongun kitabı hediye eden babaannemize bir teşekkür borcum var. Çünkü okumanın ve kitapların tadına vardı. O kadar memnunum ki anlatamam:)



Ve bir de kitaplarını çok beğendiğim Günışığı Kitaplığı ndan 3 kitap aldık prensesime. Zeynep Cemali'nin "Patenli Kız", Christine Nöstlinger'in "Susi'nin ve Paul'ün Gizli Günlükleri" ve Jon Scieszka'nın "Yıl 2095" adlı kitapları. Herhalde okuyunca görüşlerini sayfasında sizlerle paylaşır.



Tam çıkacaktık ki uzuuunnnn bir kuyruk çekti dikkatimizi. Bir de baktık ki Can Dündar kitaplarını imzalıyor. Prensesim güzel bir fotoğrafını çekti Can Dündar'ın. Ben de sayfama alacağıma ve onun çektiğini söyleyeceğime söz verdim. Şimdi de sözümü yerine getirmiş oldum:)




Bu arada bu güzel havada fuarın o güzelim çiçekleri ve yeşillikleri de gözünüzü okşasın. Böyle havalar, böyle manzaralar insana yaşama sevinci veriyor. Allah kimsenin yaşama sevincini almasın içinden.



Hepimize bahar günleri gibi aydınlık, mutlu, sağlıklı ve huzurlu günler olsun:)

Cumartesi, Nisan 28, 2007

PORTAKAL SULU DAMLA ÇİKOLATALI KEK


Kek tarifi haftasonu için uygun olur diye düşündüm. Malzemeler oldukça çok olduğu için kek hamuru da normalden daha fazla oluyor. Ben bu tarifi yaptığımda ortası delikli bir kek kalıbına ve ayrıca küçük dikdörtgen bir kek kalıbına döküyorum. Böylelikle özellikle de birisine götüreceksem evdekilere de mutlaka kalıyor:)

Malzemeler :

4 yumurta
1,5 su bardağı şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
1 portakalın suyu
1 portakal kabuğunun rendesi
3 su bardağı un
2 paket kabartma tozu
1 çay bardağı damla çikolata
1 avuç kuru üzüm
1 avuç ceviz

Yapılışı :

Yumurta ve şekeri iyice çırpıp, önce sıvı malzemeleri sonra eleyerek un ve kabartma tozunu ekledikten sonra üzüm, ceviz ve damla çikolatayı da ilave edip, 175 derecede önceden ısıtılmış fırında 40-50 dakika pişiriyoruz.

Bol dinlenmeli, sağlıklı ve huzurlu bir haftasonu ve de iyi bir hafta diliyorum...

Perşembe, Nisan 19, 2007

İÇLİ KÖFTE (TÜRK GECESİ ETKİNLİĞİ)




Tarif anneciğime ait. İtiraf ediyorum daha tek başıma içli köfte denemem olmadı hiç. Ama annem özellikle köfteleri ince açmamı çok beğenir. Bu defakinde ise hiçbir şekilde katkım olmadı onu da söyleyeyim. Kızkardeşim ve annem birlikte yapmışlar. Size sürpriz bir yemek yaptık dediler. Ben de içli köfte olamaz çünkü en güzel ben açıyorum ben yokken onu yapmamışsınızdır dedim ama yaptıkları sürpriz yemek içli köfte çıktı :)

İçli köftelerin bir tanesinin içerisine iç malzemesi ile birlikte bir tane de zeytin koyarız biz. Herkes bir dilek tutar yemeden önce ve zeytin kime çıkarsa onun dileğinin olacağına inanırız. Tabii geçmiş yıllarda güzel prensesim için, şimdi de minik beter böceğim için yalancıktan koyduğumuz zeytinler de var:))

Anneme ve kızkardeşime buradan da ellerinize sağlık diyor ve tarife geçiyorum.

Malzemeler :

Yarım kg ince bulgur
1 adet yumurta
1 avuç irmik
1 avuç un
300 gr yağsız kıyma (iki kere çekilecek)

İçi için :

500 gr orta yağlı kıyma
5 adet orta boy kuru soğan
1 su bardağı dövülmüş ceviziçi
1 demet maydanoz
1 demet dereotu
Kırmızı pul biber, kekik, kimyon, tuz
1-2 yemek kaşığı margarin veya tereyağ, sıvıyağ

Yapılışı :

Bulgur ve irmik kaynamış sıcak su ile 1 saat kadar ıslatılır. İçine yumurta kırılır, unu ilave edilir. 15-20 dakika bu şekilde, sonra kıyma ilave edilerek yoğrulur. İçi için yağda soğan ve kıyma kavrulur. Baharatlar, tuz, maydanoz ve dereotu ilavesinden sonra soğumaya bırakılır. Yoğrulmuş dış malzemeden ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp, bir elin avuç içinde tutulup diğer elin işaret ve başparmakları yardımıyla avuçta çevirerek mümkün olduğunca ince olacak şekilde ortası açılır. Açılmış kısımlar iç malzemesi ile doldurulup, ucu birleştirilerek yumurta şekli verilir.

Kaynamış tuzlu suda haşlanır. İstenirse üzerine yağ-salça veya yağ-kırmızı toz biber karışımı dökülür. Veya da haşlanmadan yumurtaya batırılıp sıvıyağda kızartılır. Her şekli ile mükemmel olur. Afiyetle yenir. En sevdiğim yemeklerdendir bunu da belirtmeliyim.



Hepimize mutlu, huzurlu, sağlıklı ve neşeli bir hafta sonu diliyorum...

Cuma, Nisan 13, 2007

EVLERİMİZE VE SAYFALARIMIZA ŞANLI BAYRAĞIMIZI ASALIM


Her konuda duyarlı arkadaşlarımızdan Sevgili Gül' ün hatırlatması üzerine ben de sayfama bayrağımızı astım. Onun sayfasında bilgiler ve güzel de bir şiir var. Okumanızı tavsiye ederim.


Bir tane Türkiye var ve onun başında da Cumhuriyetimize yakışır birini görmek istiyoruz.


Hepimize mutlu, huzurlu, sağlıklı ve neşeli bir haftasonu diliyorum:)

Salı, Nisan 10, 2007

3X3 YENİ OYUNUMUZ

Yoğunluğum devam ediyor. Ne sayfama istediğim kadar vakit ayırabiliyorum ne de sevgili arkadaşlarımı ziyaret edebiliyorum. Ben sayfa açmadan çok daha öncesinden beri seviyorum bu blog dünyasını. Sayfamı açtığımdan beri de biraz uzak kalsam birşeyleri kaçırıyormuşum hissine kapılıyorum. Neyse sağlık olsun da.

Sevgili arkadaşlarım Hande, Safran, Kamiş, Butterfly (Aslı) ,Nanelimon (Münevver) , Mutfak Robotu ve Renklercim yeni bir oyuna dahil etmişler beni. O kadar mutlu oldum ki anlatamam. Oyunun kuralı olarak ikram edilen yada bana ithaf edilen mi demeliyim tarifleri de çok beğendiğimi söylemeliyim. Hepsinin ellerine sağlık. Çoookkkk çoookkkk teşekkür ederim canım arkadaşlarıma:)

Ben de önceden verdiğim tariflerden ithaf edeceğim arkadaşlarıma. Hem vakitsizlikten hem de yazının içinde yeni tarifleri verirsem post çok uzun olacağı için okunması zor olacağından. Ve bir hatırlatma oyunun kuralı gereği sobelenenlerin 3 gün içinde oyuna katılmaları gerekiyor.




Tiramisu'yu canım arkadaşlarımdan; hepimizin içini ısıtan sevgisini cömertçe bizlere hissettiren Damaktadı Gül'cüğüme, Klubesinde karnındaki bebişini büyütürken bize de güzel güzel tarifler veren, zaman zaman da gezdiği yerleri bizlerle paylaşan Pınar'cığıma, yaptıklarını her zaman bir sanat eseri güzelliğinde bizlere sunmayı başaran Sevgili Seda'cığıma ithaf ediyorum.







Kremalı patatesimi ise becerileriyle hepimize tu tu tu maşallah dedirtem Lama'cığıma, şu sıralarda annesi ile hasret gidermiş olan ve geçenlerde yazdıklarıyla beni çok duygulandıran, mutlu eden Hülya'cığıma, fast food kültürüne verdiği birbirinden güzel tabakta lezzetlerle karşı koyan Perihan'cığıma ithaf ediyorum.






Cevizli Tokat Çöreğimi ise Belçika'dan bizlerle mutfağının kokusunu ve şimdilerde de gezdiği yerleri paylaşan Evren'ciğime, yaşamın her alanında var olduğuna inandığı inci tanelerini bizlerle paylaşan Duha'cığıma, derslerinin arasında bizlerle mutfağında pişirdiklerini paylaşan ama epeydir sayfasını güncellemeyen Kalimeero'cuğuma ithaf ediyorum.



Bir de cevaplamam gereken sorular var:


  • 1.1 Daha önce yaşadığınız 3 şehir?

Zonguldak-Çaycuma, Sivas ve İzmir. Sivaslıyım ama ortaokul 2. sınıfta döndüğüm memleketimde ancak üniversite sınavını kazanana kadar yaşayabildim. İzmir'de okudum, işe girdim, evlendim,çocuklarım burda doğdu. İzmir' i seviyorum. Yaşaması en kolay yerlerden biri bence:)

  • 1.2 Tatil için gittiğiniz, gördüğünüz ve önerdiğiniz 3 yer?

Belek-Antalya, Bodrum ve ille de Çeşme.

  • 1.3 Yaşamak istediğiniz veya görmek istediğiniz 3 şehir?

Sidney-Avustralya, Paris-Fransa ve Maldivler, Bali gibi egzotik adalar.

  • 2.1 Şu anki mesleğiniz nedir?

İnşaat Mühendisiyim.

  • 2.2. Dünyaya Yeniden Gelseydiniz Hangi Mesleği Yapmak İsterdiniz?

Çocukken hep doktor olacağım derdim. Son gece tercihlerimde değişiklik yapmasaydım olmuştum da. Ve keşke de doktor olsaydım. Annemin ve babamın hastalıkları sırasında ve özellikle de babamı doktorların boşvermişliği neticesinde kaybettiğimiz günlerde bunun pişmanlığını çok yaşadım. Çok da iyi bir doktor olurdum bu kadar da iddialıyım yani.

  • 2.3. Kesinlikle Yapamazdım Dediğiniz Meslek?

Öğretmenlik. Kesinlikle sevmediğimden değil ama sabırlı olmadığım için yapamazdım diye düşünüyorum. Rahmetli babam teknik lise öğretmen emeklisiydi. Kayınvalidem de ilkokul öğretmen emeklisi. Öğretmenliğin ne kadar özveriyle ve sabırla yapıldığına yakinen tanıklık ettim yani.

  • 3.1. Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?

Neyse sağlık olsun da:)

Bir de çok hoşuma giden ve uygulamaya çalıştığım bir söz var ki "Allah'ım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü, değiştiremeyeceğim şeylere dayanma gücü ver" yanlış hatırlamıyorsam bu bir Çin atasözüymüş.

  • 3.2. Bir Kitaptan Alınma Çok Sevdiğiniz Bölüm, Paragraf yada Kısım?

Buket Uzuner'in bir kitabında sanıyorum Kumral Ada Mavi Tuna'da geçen bir cümle vardı. Ama affınıza sığınarak cümleyi de hatırladığım kadarıyla yazacağım. "Birisine gösterdiğiniz iyi niyetinizin suistimal edilmesi, başka birine göstereceğiniz iyi niyeti engeller"

  • 3.3. Çok Sevdiğiniz Bİr Şiirin Bir Parçası?

Şiirle pek aramın olduğunu söyleyemem. Ama teyzelerimden Sivas'ta yaşayanı canım Nurten teyzem bana Karadutum diye hitap ettiği için Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun aşağıdaki şiirini severim.

"Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın ağulum

Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın Kadınım, kısrağım, karımsın."

Cuma, Nisan 06, 2007

ANNE KİMDİR / NEDİR ?

Arkadaşlar aşağıda okuyacaklarınız bana mail ile geldi. Yazarı küçük bir erkek çocuğu imiş. Benim çok hoşuma gitti. Sizlerle de paylaşmak istedim.

ANNE KİMDİR / NEDİR?

Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış bu kadar olur yani, tam tarif !!! ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır. Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir! Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür, yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek varlıktır,meleğin süt verebilenidir. Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır. Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir, kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir, bulaşık, ütü, vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir . Yemek uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlü her şeyi bilen şahsiyettir, yavrularını yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir, dizi dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir, sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, "amaaan ben sana daha güzelini bulurum" diyebilen komik bir karakterdir. 'Oğlum aradım yoktun. Ben de mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladım. Kara börülcem benim öptüm annen , şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi ısrarla reddeden, kabullenemeyen, kafasına göre yorumlayan bilişim düşmanıdır .. *** AMA ... AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel kokan, harikulade bir varlıktır , olmadık yerlerde iyi ki doğurmuşum ulen seni!" diyen ve benim hatırıma benimle Freddy Mercury dinleyen bir sabır ağacıdır, evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan, temizlik konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi temizleyen balans ayarı kaçmış temizlik kaynağıdır, mutfakta yaşayan, evde herkesi idare eden bir tür canlıdır. Sevginin güçlerini birleştirdiği sonsuz bakiredir !! Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu görünce, çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, çocuğu askere gidince, asmalı kabağı seyredince, dolar yükselince velhasıl buna benzer bissürü şeye ağlayabilen, bu mesajı okurken duygulanıp - gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır, son kiiii üç dört; uzakta dursa da yakın hissedilen, canı hep istenen, asla vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlatların varlığını varlığına armağan edebileceği, *** ıslak - kuru ama heeeep duygulu*** en önemlisi; kıçı başı oynamayan tek kadın modelidir.
Ne güzel anlatmış değil mi?
Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir haftasonu diliyorum :)

Pazartesi, Nisan 02, 2007

SEBZE ÇEŞİTLEMESİ

Bir mevsimde 40 tane enginar yenmesi gerektiğini söylüyorlar. Karaciğerin dostu bir sebze de deniyor. Bence sebzelerin hepsi vücudumuz için çok faydalı ve gerekli. Mevsiminde 40 ar tane enginar yiyemesek de mümkün olduğunca çok yapmaya biraz da derin dondurucuya koymaya gayret ediyorum. Annem enginarın dolmasını çok güzel yapıyor. Ben genelde zeytinyağlı yemeğini yapıyorum. Aslında iç baklalı ve bezelyeli yapardım. Ama o gün iç baklam yoktu sadece bezelye kullandım. Enginarın dolmasına da yemeğine de yeşil soğanı çok yakıştırdığımı ama fotoğrafta göreceğiniz gibi kuru soğanla yapmak zorunda kaldığımı ancak bunun da çok güzel olduğunu da belirtmeliyim. Güzel prensesim küçüklüğünden beri annanesinin yaptığı enginar dolmasını çok sever ve yapraklar ağızda sıyrılarak yendiği için "yalama yemeği" der :)


BEZELYELİ ENGİNAR YEMEĞİ



Malzemeler :

3 adet taze yemeklik enginar (satıcıya özellikle yemeklik yada dolmalık diye ayırarak belirtin)
1 su bardağı kadar az haşlanmış taze bezelye
2-3 dal yeşil soğan (ben 1 küçük kuru soğan kullandım)
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 çay bardağı su
1 limonun suyu


Yapılışı :

Enginarların uçlarındaki yaprakların 3/2 sini kesip atın. Bir çay kaşığı yardımı ile tüylerini temizleyip limonlu suda bekletin. Zeytinyağında soğanı şöyle bir çevirip enginarları üzerine dizip ortalarına bezelyeleri ve de varda bakla içlerini koyup suyunu, tuzunu ve limon suyunu ekleyip, sebzeler yumuşayana kadar pişirin.

ZEYTİNYAĞLI PIRASA



Malzemeler :


1 kg pırasa
1 orta boy kuru soğan
1 yemek kaşığı salça
1 fincan pirinç
Arzuya göre 1-2 havuç (ben bu sefer koymadım)
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 limon suyu
1-2 diş sarmısak
1 su bardağı su (pişirdiğiniz tencereye göre değişebilir bu ölçü düdüklü tencere içindir)
1 kesme şeker
1/2 tatlı kaşığı kadar tuz


Yapılışı :

Düdüklüde zeytinyağında küçük doğranmış soğan ve sarmısak hafifçe pembeleştirilir. Temizlendikten sonra yuvarlak dilimlenip yıkanan ve süzülen pırasalar, yıkanmış pirinç, kesme şeker, tuz, limon suyu ve su ilave edilerek pişirilir.

Pırasayı bu sene kereviz ile birlikte de pişirdim. Egeliler zaten böyle yaparlarmış. Ben bilmiyordum blog komşularımdan öğrendim. Sevgili Şaziye'nin sayfası Mutfak Güncesi'nde bu tarifi bulabilirsiniz.Harika bir tat. Kıymalı yapılıyor. Şiddetle tavsiye ederim.

Geçen hafta perşembe akşamı iş çıkışı bir burun ameliyatı geçirdim. Babamın vefatından bu yana bir türlü geçmeyen bir kulak problemim vardı. İnanın doktor doktor gezdim. Son gittiğim doktor tam teşhis koyamasa da ilaç verdi ve kontrole çağırdı. Kontrole gittiğimde nefes alıp verirken kulağımın açılmasını sağlayabildiğimi söylediğimde, kameralı bir hortumla burnuma bakıp, sol burnun kıkırdağında eğrilik olduğunu söyledi. Ve alınması lazım dedi. Zor da olsa ameliyat kararını verip perşembe akşamı gittik. Genel anestezi altında yapılan ameliyat sonrası tamponlu bir halde buldum kendimi. Oysa doktor bey artık tampon bile koymuyoruz 1-2 saat sonra rahatlıkla eve, ertesi gün de işe gidebilirsiniz demişti. Neyse 1-2 saat sonra eve gittik. Tampon 2 gün sonra çıkacak demişlerdi ama dayanmak ne mümkün ertesi gün aradım doktoru ve gittik çıkarttırdık. Çıkartırken çıkan parça hiç bitmeyecek sandım tam bağırmak üzereydim ki bitti. Doktor bey de demez mi "ya ben de çok insafsız davranmışım" diye. Tamponu bilsem bu ameliyatı olmazdım dedim ben de. İnsanın burnundan nefes alabilmesi ne müthiş bir şeymiş Allahım. Sağlığımızın kıymetini bilelim arkadaşlar. Neyse bu ızdırap sonucu cuma işe gitmediğim gibi haftasonu da evden çıkmadım. Sağolsun dostlarım arkadaşlarım da yalnız bırakmadılar bizi. Pazartesi yani bugün işe zor gittim. Hakediş dönemi olmasa gitmezdim ama bu günler kritik bizde. Kulağımı sorarsanız düzelme yok. Ama burnumun içi bu defa da yaralar ve kan pıhtıları nedeniyle kapalı. Şimdiden anlaşılmaz işe yarayıp yaramayacağı diye avutuyorum kendimi.

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...