Salı, Mart 27, 2007

HAFTASONU ÇİĞKÖFTE ZİYAFETİ :))

Bugünlerde hem evde hem işte çok yoğun günler geçiriyorum. Bu nedenle ne sayfama yeni bir tarif ekleyebildim ne de blog arkadaşlarımı istediğim gibi ziyaret edebildim. Ama arkadaşlarımı merakta bırakmak da istemediğim için kısaca da olsa bir şeyler yazmak istedim.

Geçtiğimiz pazar annemin doğumgünüydü. Tabii özel bir şey istemedi ve özellikle de bunu belirtti. Doğrusu ya ben de hak verdim ona. İzmir' de iki teyzem var. Annemlerin en küçüğü olan teyzem öğlen gibi aradı ve "akşamüstü size geleceğiz enişten çiğköfte yapacak" dedi. Biz de güzel prensesimin dersane kaydı için çıkacaktık. Ama o saate kadar döneceğimizi söyleyerek buyrun memnun oluruz dedik tabii. Hemen çıktık Alsancak'ta bir dersane ile görüşüp hemen döndük. Evi toparladım annemleri de bize çağırdım. Teyzemlerle aynı anda girdiler içeriye. Eniştem hemen işin başına geçti tabii. Ondan daha güzel çiğköfte yapan birini tanımıyorum. En azından bizim çevremizde bu böyle. Şefe takıldım sen niye yapamıyorsun diye. O da kameraya çekti çiğköfte yapımını baştan sona:) "Bundan sonrakini ben yaparım böylelikle" dedi. Bakalım nasıl olacak?

Güzel bir akşam geçirdik hep birlikte. Allah annemi başımızdan eksik etmesin nice doğumgünlerine birlikte girelim inşaallah.

En kısa zamanda yeni tariflerde görüşmek üzere, hepinize iyi haftalar diliyorum.

Cuma, Mart 16, 2007

GÜVEÇTE KAŞARLI MANTAR


Bir önceki yazımda bugünlerde yeni tarifler denemek ve yaptığım yemekleri fotoğraflamak konusundaki tembelliğimden bahsetmiştim. Tabii böyle sürmeyecek ama daha fazla tarifsiz bırakmak da istemiyorum sayfamı. Ve arşivden bir fotoğrafla aslında hepimizin de bildiği bir tarifi paylaşmak istiyorum sizlerle. Tarifi biliyor ama epeydir yapmıyor olabilirsiniz. Bir hatırlatma olsun bari :) Özellikle güzel prensesimin çok sevdiği bir yemek bu. O kadar seviyor ki daha servis etmeden "en fazla bana vereceksin değil mi anne" diye pazarlık ediyor benimle. Onlar severek yesinler de ben yaparım memnuniyetle...
'
'
Malzemeler :
'
1 paket mantar ( mümkün olduğunca büyük mantarların olduğu )
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
1 yemek kaşığı kadar yumuşak margarin ( zeytinyağ içeren veya nisbeten sağlıklı olanlardan )
Limonlu su
'
Yapılışı :
'
Mantarların saplarını ayırarak, kalan üst kısımlarını silip limonlu suda bekletelim. Mümkünse yayvan bir güveçte yapın bu tarifi. Güvecin tabanını margarin ile yağlayalım. Limonlu sudaki mantarları kurulayarak çukur kısımları üste gelecek şekilde dizelim. Her bir mantarın içine minik minik margarin parçacıkları koyalım. Rendelenmiş kaşarı ise mantarların çıkurlarına bastırarak dolduralım. 180 derecede ısıtılmış fırında kaşarlar kızarana kadar pişirelim.
'
Mantarların sapları ile de mantar çorbası yapıyorum arkadaşlar. Küçük bir tencerede yağ ve unu kavurup, küçük doğradığım mantar saplarını, suyu, bir miktar sütü ve tuzunu ilave edip, kaynayana kadar karıştırıyorum. Bir kaç taşım kaynatınca çorba içilmeye hazır :)
'
Hepinize sağlıkla geçireceğiniz mutlu bir haftasonu diliyorum...

Pazar, Mart 11, 2007

YİNE BİR SOBELEME : SEVEREK KULLANDIĞIM ÜRÜNLER

Bloglar arasında yeni bir sobeleme oyunu başlamış. Ve Sevgili Açalya beni sobelemiş. Açalya'cığım teşekkür ederim. Konu alıp severek kullandığımız ürünlerle ilgili. Bugünlerde tembelliğim üstümde. Değişik tarif falan denemediğim gibi yaptığım yemeklerin fotoğraflarını bile çekmiyorum. Epeydir de tarif eklemedim sayfama farkındayım. Aslında arşivimde bir kaç tarif ve fotoğraf var bekleyen ama onlardan da ekleme yapmadım. Bir tembellik bir tembellik ki sormayın gitsin. Ama Sevgili Açalya tarafından sobelendiğimi öğrendiğimden beri biran önce yazmam gerektiğini düşündüm. Malum sorumluluk duygusu:) Ama ben de Açalya gibi alıp da severek kullandığım ürünler konusunda biraz zorlandım doğrusu. Sonunda aşağıda yazacağım ürünlerde karar kıldım.

Ben en başa ASUS laptopumu koyuyorum tabii ki...Öncelikle mesleki çalışmalarımda ve de bu sayfayı hazırlamamda en büyük pay sahibi ürün:) Şef bir bilgisayar dahisidir desem yeri var. Bu özelliğinden dolayı çalıştığı şirketlerde şefliğinin yanı sıra bilgisayarların kurulumu, tamiri v.s. aklınıza ne gelirse onun tarafından yapıldığı için patronlar çok şanslı diyorum başka bir şey demiyorum...Ve bu laptop u bana o aldı. Aldığı günden beri, özellikle de sayfamı açtıktan sonra benim için severek kullandığım hatta vazgeçilmez bir ürün oldu.

Sıradaki; özellikle kek, pasta yapımları sırasında unu zevkle elediğim Tupperware ürünü süs perisi. O kadar pratik bir kullanımı var ki. Bir kere kap ölçülü ve kenardaki kol yardımıyla tek elinizle hem tutuyor hem de eleme işlemini yapabiliyorsunuz. O kadar çok işime yarıyor ki. Özellikle de üzerine kakao veya pudra şekeri gibi maddeleri homojen olarak elemem gereken pasta ve keklerde de çok iyi sonuç veriyor. Tupperware nin bir çok ürününü kullanıyorum ama en sevdiğim ürünü bu.


Ve yine bir çok ürününü zevkle kullandığım Tefal' den çikolata, peynir v.b. gıdaları kolayca rendelediğim üstelik de minicik bir öğütücü ürün. Kullanımı manuel. Ben özellikle pastaların üzerine çikolatayı bu ürünle rendeliyorum. Rendelemeyi ürün küçük olduğu için direk pastanın ya da kekin üzerinde gezdirerek yapabiliyorum.






Şef ilk alalım dediğinde evde kullanılır mı? onlar işyerleri için deyip karşı çıktığım ama aldıktan sonra çok memnun kaldığım ve de evlerde kullanımı oldukça artan Beko Su Sebili miz. Benim gibi yaz kış soğuk su içenler için vazgeçilmez bir ürün. Tabii her daim sıcak suyu hazır ettiğini de unutmamak lazım. Gerçi evimizin beter böceği büyüyene kadar biz sıcak su tarafını sadece kullanım anında açıp kullandıktan sonra kapatmak zorunda kalsak da üründen memnunuz ve severek kullanıyoruz.






Birbuçuk yıl kadar önce çok sevdiğim bir arkadaşım tarafından önerilen temizlik bezlerimde sıra. Royal Cleaning marka bu bezler özellikle çalışan kadınların kurtarıcısı bence. Deterjan yok, kurulamak yok. Bezi duru suyla yıkayıp, güzelce sıktıktan sonra düzgünce dörde katlayıp başlıyorsunuz silmeye. Ben cam için olanını ve mutfak için olanını kullanıyorum. Bulursanız mutlaka kullanın. Benim de kurtarıcım oldular diyebilirim.






Sırada kişisel bakımla ilgili bir ürün var. Topuk temizliği ve görünümü çok önemlidir benim için. Ve bu ürün bu konuda gerçekten mucizevi. Severek kullandığım ve sonuç aldığım bir ürün Lapitak Ayak Bakım Kremi.







Ve saç kurutma makinam. Nerdeyse kıvırcık denecek derecede dalgalı bir saça sahip olduğum için yazın bile saçlarımı kendi kendine kuruması için bırakamam. Raptu-zapt altına alabilmek için mutlaka kurutmam gerekir. Şimdiye kadar kullandığım saç kurutucular içinde en memnun kaldığım Arzum marka bu makina oldu. Neden mi? Hani ısınınca durur ya saç kurutma makinaları özellikle de yazın. Bu ne yaz ne kış bir kere bile yapmadı durma işlemini :)



Ben de kabul ederlerse Sevgili Ümran, Sevgili Hülyalar ve Sevgili Pınar'ı sobeliyorum.



Hepinize sağlıkla geçireceğiniz iyi bir hafta diliyorum...

Cumartesi, Mart 03, 2007

YENİ YENİ KİTAPLARIM


Dışarıdayken kendimi en mutlu hissettiğim yerler kitapçılar. Kapılarından adımımı attığım an içime garip bir şekilde yaşama sevinci doluyor. Çocuklarla gittiğimde istediğim kadar konsantre olamasam da, istediğim kadar içeride kalamasam da vazgeçemem. Yanlış olduğunu biliyorum ama yapım gereği pek hayal kuramayan bir insanımdır. Çok nadir kurduğum hayallerden biri içinde küçük bir okuma köşesi de olan bir kitabevi sahibi olmak.

Son 3 aydır gazeteler haricinde herhangi bir şey okuyabildiğim söylenemez. Ama elimdeki son kitabı başucumdan da kaldırmadım. Okuyamasam da orda durdu. Suna Kıraç'ın "Ömrümden Uzun İdeallerim Var". Bu kitabı aldığım gün iki kitap daha almıştım. Birisi kitapları içimi her zaman sıcacık yapan bir yazarın, o tarihlerdeki son kitabıydı. Şimdi bir kitabı daha yayınlandı. Henüz onu almadım. Maeve Binchy "Aşk, Bir Kere"... Ve bana daha ortaokul yıllarımda cinayet romanlarını sevdiren Agatha Christie'nin "Ölüm Büyüsü".

Bugün 3 kitap daha aldım. Yayınlandığını Sevgili Sibel'in sayfasından öğrendiğim Buket Uzuner'in en son kitabı "İstanbullular"... İlk kitabın sonunda devamını yazacağı sinyalini verdiğinden beri sabırsızlıkla beklediğim Nermin Bezmen'in "Auroranın İncileri" ve İnci Aral'ın son kitabı "Safran Sarı"...

Artık kitap okumayı çok özlediğimi ve okursam belki kendimi daha iyi hissedebileceğimi düşündüm. Çünkü böyle devam edersem sağlık problemlerinden kurtulamayacak gibiyim. Klişe bir laftır ya, stres ve üzüntü bir çok hastalığa neden olur denir. Bu gerçekten doğru. Son aylarda bunu kendimde gözlemledim ben. Ve en azından kızlarım için sağlığıma dikkat etmem gerekiyor. Bunun için de bana yaşama sevinci veren kitaplarla işe başlamak istedim.

Daha almak istediğim çok kitap vardı aslında ama elimdekileri bitirip alırım diyerek bunlarla yetindim. Okuyup bitirdiğimde fikrimi yazmaya çalışırım belki sizlere. Birçoğunuzun bildiğine eminim ama okuduğu kitapları, görüşlerini ve bilgilerini çok güzel bir anlatımla bizle paylaşan bir arkadaşımız var. Ben Sevgili Meral'i okumaktan her zaman çok zevk alıyorum ve ondan birçok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Küçücük bir bebeği olmasına rağmen okuduklarını bizlerle paylaşmaya vakit ayırdığı için ona buradan çok teşekkür ediyorum.


Hepinize mutlu pazarlar :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...