Pazar, Şubat 25, 2007

POĞAÇA

Bir sürü poğaça tarifi var arşivimde. Ama herkesin sevdiği poğaça da farklı. Geçen akşam gittiğimiz doktor arkadaşım o kadar güzel bir poğaça yapmıştı ki. Tam benim sevdiğim gibi ağızda dağılan türden. Hemen tarifini aldım tabii. Ve 1 hafta içerisinde tam üç kez yaptım. Bu akşam da benim misafirim vardı ve onlar için yaptıklarım arasında bu tarif de vardı. Ama sanırım fotoğraf makinamızın bir ayarını bozduk. Fotoğraflar biraz bulanık. Kusuruma bakmayın lütfen.




Malzemeler :

2 adet yumurta (birisinin sarısı üzeri için ayrılacak)
1/2 paket margarin
1/2 su bardağı sıvıyağ
2 yemek kaşığı dolu dolu yoğurt
1,5 paket kabartma tozu
Azcık tuz
250 gr kadar tulum loru
Susam veya çörek süsü

Yapılışı :

Margarini eritip soğumaya bırakın. Yumurtalardan birinin sarısını ayırıp diğerlerini hamur yoğurma kabına kırın. Yoğurdu ve sıvıyağı ekleyin. Eritilmiş ılınmış margarini, kabartma tozunu ve tuzunu da koyun. Ve alabildiği kadar un ile yoğurun. Kulak memesi yumuşaklığında olan hamurunuzu biraz dinlendirin. İçi için ben lor kullandım. Ama siz ne arzu ederseniz onu kullanın. Ve hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp elinizle açın. İçlerini koyup kapatın ve uçlarını bastırın. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizip, üzerlerine ayırdığınız yumurta sarılarını sürüp, susam veya çörek süsü serpin. Ve önceden ısıttığınız 180 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.

Bu arada prensesimin tariflerini yapmaya devam ediyoruz. Ancak size 7 tarif demiştim yanlış söylemişim yapmamız gereken tarif sayısı 6 imiş. Yoğurt yapımını sizinle paylaşmıştım. Kuskus yaptık sonra ama tarifte kuskusa piştikten sonra kuru üzüm ve tarçın ilave ediliyordu. Ve bu da bizim damak zevkimize pek uygun olmadı. Birkaç gün sonra "buruşuk salatalık turşusu" yaptık. Onun tadına da bugün baktık. Hani bazı hamburgercilerde kullanılan türden yani hafif tatlı bir turşu. Onu da pek sevdiğimiz söylenemez. Bu arada bir de "çılgın lolipoplar"ı yaptık. Bakın bu fena olmadı. Çocuklara evde şeker yada elmalı şeker yapımı için kullanılabilir bir tarif. Ama değişik tatlar eklenerek çeşnilendirilebilir. Tariflerden "tayland usulü tavuk" ve "taze peynir" yapımı bizi bekliyor. Tayland usülü tavuğun ön hazırlığını yaptık. Kısmetse yarın pişireceğiz. Ama içinde fıstık ezmesi, bal, soya sosu ve zencefil karışımı olan sosa batmış tavuğu yiyebileceğimiz konusunda endişelerim var :)

ÇILGIN LOLİPOPLAR



Malzemeler :

1/2 su bardağı mısır şurubu
1/2 su bardağı su
1 su bardağı şeker
1 çay kaşığı vanilya
4 damla kırmızı gıda boyası
İkiye bölünmüş çöp şiş çubukları

Yapılışı :

Bir litre alabilecek büyüklükte uzun saplı bir tencerede mısır şurubu, su ve şeker karışımını kaynatın. Arada karıştırın. Karışımdan küçük bir miktar buzlu suya atıldığında çatlayan sert toplar oluşana kadar kaynatmaya devam edin. Tencereyi ateşten alınca vanilya ve gıda boyasını ilave edin. Karışımı, aliminyum folyo üzerine sıraladığınız çöp şiş çubuklarının 4-5 cm.lik kısmını kapatmasını sağlayacak şekilde kaşıkla dökün. Yada çöp şiş batırdığınız elmayı karışım ile iyice kaplayın. Ben bunu son anda akıl ettiğim için az şekerimiz kalmıştı ve elmamızın her yerini kaplayamadık. Lolipoplar yaklaşık 20 dakika içinde soğur. Tahta çubukları uçlarından dikkatlice kaldırarak lolipoplarınızı folyodan ayırın.


* Mısır şurubu yerine, 1/2 su bardağı suya 1 yemek kaşığı balı karıştırarak elde ettiğiniz karışımı da kullanabilirsiniz.

Sağlıklı, mutlu, huzurlu güzel bir pazar günü ve iyi haftalar diliyorum :)

Pazartesi, Şubat 19, 2007

KEK ETKİNLİĞİ İÇİN TAHİNLİ KEK

Tarifi İzmir'deki Atölye Lavanta'nın ayın tarifi köşesinden aldım ve yaptım. Çok güzel ve doyurucu bir kek. Özellikle tavsiye ediyorum.

Tahinli Kek




Malzemeler:

- 3.5 su bardağı un
- 2 su bardağı tahin
- 3 su bardağı süt
- 2 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı ceviz
- 1 su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
- 2 tatlı kaşığı tarçın
- 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
- 2 adet yumurta

Yapılışı:

1.Fırını 160°C'ye ısıtın.

2.Yumurtaları bir kase içerisinde çırpın. Süt ile şekeri ayrı bir kasede iyice karıştırıp, sırasıyla tahin ve çırpılmış yumurtaları ekleyin. Diğer tarafta eleyeceğiniz una kalan malzemeleri ekleyip karıştırın. İçinde un bulunan karışımı, diğer karışıma ekleyin ve orta boy yuvarlak bir kek kalıbına dökün.

3. Önceden ısıttığınız fırında 50 dakika kadar pişirin.Kekin pişip pişmediğini anlamak için üzerine hafifçe bastırın, tekrar eski halini alıyorsa kekiniz pişmiş demektir.



Afiyet Olsun.



Etkinlik hepimize hayırlı olsun. Kekevi Webmaster'ı Sevgili Ayşenur' a kolay gelsin ve teşekkürler.

Cumartesi, Şubat 17, 2007

HAMSİLİ PİLAV



Bildiğiniz gibi eşim, çevremizdeki herkesin ona hitap şekli ile "şef" Karadenizli. Ve hamsiyi kahvaltıda bile yiyebilecek kadar çok sever. Ama Karadeniz hamsisini. Bu sene hamsiye hasret kaldık diyebilirim. Tabii en çok hasreti şef çekiyor. Cuma günü öğlen tatilinde balıkçıların önünden geçiyorduk ki tezgahta hamsileri gördüm ama az kalmıştı. Satıcı "hepsini vereyim mi abla" dediğinde bize çok geleceğini düşündüm ama tartılınca 2 kg geldi ve ben de aldım. Yalnız hamsiler karadeniz hamsisi değildi, satıcı açık yüreklilikle söyledi. Peki nerenin hamsisi dediğimde Karaburun' dan geldiğini söyledi. Neyse hiç yoktan iyidir dedim kendi kendime. Ama Şef' in anlayacağından da hiç şüphem yoktu ve de anladı ama yine de beğenerek yedi. Niyetim hamsi tava yapmaktı. Akşam eve gelir gelmez temizledim kılçıklarını da çıkardım. Cuma akşamı için kızlarımın önce prensesimin şimdi de miniğimin gittiği kreşin doktoru olan arkadaşımıza gidecektik. Tabii cumartesine kalsın pişirme işi deyip, temizleyip yıkadığım balıkları buzdolabına koydum. Bugün hiç hamsili pilav yapmadığımı ve yaparsam şefe de sürpriz olacağını düşünüp kolları sıvadım. Tarif için değişik bloglara baktım, anafikri anlayınca kendi tarifimi oluşturmaya karar verdim. İşte benim hamsili pilav tarifim :

HAMSİLİ PİLAV

Malzemeler :

2 kg hamsi
2 adet orta boy kuru soğan
1 küçük paket dolmalık fıstık
1 küçük paket kuş üzümü
2 yemek kaşığı tereyağ
5 yemek kaşığı sıvıyağ
2 su bardağı pirinç
2,5 su bardağı kaynamış su
1 tatlı kaşığı tuz
1 adet kesme şeker
1/2 tatlı kaşığı yenibahar
1/2 tatlı kaşığı karabiber
Bir miktar zeytinyağı


Yapılışı :
Öncelikle pirinçleri ayıklayıp ıslatın. Tereyağ ve sıvıyağı birlikte kızdırıp, yemeklik doğradığınız soğanları ve dolmalık fıstığı birlikte kavurun. Pirinci güzelce yıkayıp suyunu süzdürerek tencereye ilave edin. Birkaç kere çevirerek pirinçlerin soğan ve fıstıkla karışmasını sağlayıp, kuş üzümlerini ilave edin. Kaynamış su, tuz, kesme şeker, yenibahar ve karabiberi de tencereye ekleyin ve pilavı pişirin. Pilav dinlenirken, büyük boy yuvarlak borcamı zeytinyağ ile yağlayın ve balıkların derileri alta gelecek şekilde ortadan başlayarak içiçe yuvarlaklar oluşturacak şekilde dizin. Kenarlara da balıklar borcamın yanından sarkacak şekilde dizmeye devam edin. Sonra dinlenen pilavı sıkı bir şekilde balıkların üzerine yayın ve yerleştirin. Yandan sarkan balıkları pilavın üzerine kapatın ve tüm pilavın üzeri kapanacak şekilde balıkları dizmeyi sürdürün. Balıkları oldukça sık olacak şekilde dizin ki piştikçe arası açılacak. Balıkların tümü bittiğinde biraz zeytinyağını da üzerine gezdirin ki fırında kurumasın. Tabii hem alta hem üste dizdiğiniz balıkları çok hafif tuzlamayı da unutmayın. Ve 180 derece ısıtılmış fırında hamsiler kızarana kadar tutun.


Hepinize güzel,mutlu ve huzurlu bir pazar diliyorum.


Cuma, Şubat 16, 2007

Pazartesi, Şubat 12, 2007

GÜZEL PRENSESİMİN ÖDEVİ "EV YAPIMI YOĞURT"

Bu akşam güzel prensesimin fen bilgisi öğretmeninin verdiği ödevi yaptık. Daha doğrusu ilk tarifi yaptık birlikte. Ödev Tübitak yayınlarından Tina L. Seeling' in "Önce dene sonra ye" kitabından. Bu kitaptan yapmamız gereken 7 tane tarif var. Ve biz ilk olarak "ev yapımı yoğurt" tarifini yaptık. Daha doğrusu güzel prensesim okudu ve benim de yönlendirmelerimle kendisi yaptı.


Ev Yapımı Yoğurt
Malzemeler :
2 su bardağı tam veya yarım yağlı süt
2 yemek kaşığı,içinde aktif yoğurt kültürü bulunan sade yoğurt
3 yemek kaşığı yağsız süt tozu

Yapılışı :
Sütü 1 litrelik tencerede 38-46 dereceye kadar ısıtın. ( Sütü bileğinizin iç kısmına damlattığınızda yakmasın ). Yoğurdu ve süt tozunu ekleyip iyice karıştırın. Biz önce ikisini ayrı bir kasede iyice karıştırıp sonra süte ekledik. Yoğurdu koyulaşana kadar, 4-6 saat ılık bir yerde bekletin. Biz bir beze sararak radyatörün altına koyduk. Açınca yoğurdu bir süre buzdolabında tutun. Soğudukça koyulaşacaktır.


Ve kitaptan bir not : yoğurdu sade olarak, içine meyve katarak yiyebilir veya baharat ekleyerek salata sosu yapabilirsiniz.

Bu ödevi öğretmenleri mutfağa bir kimya laboratuvarına baktıkları gözle bakmaları ve yemek yaparken meydana gelen kimyasal tepkimeleri görmeleri için vermiş. Becerilerini geliştirmeleri ve sorumluluk kazanmaları açısından da faydalı olacağını düşünüyorum. Daha yapmamız gereken 6 tarif var. Gelişmelerden sizleri de haberdar edeceğim. İyi haftalar...

Çarşamba, Şubat 07, 2007

KISIR, MUHTEŞEM PARMAK ÇÖREKLER VE ÇİKOLATALI NANELİ MUFFİNLER


Geçen haftasonlarından birinde hazırladım bunları ve akşamüzeri gelen bir arkadaşıma da ikram etme şansını yakaladım. Kısır tarifi çok beğenerek yaptığım bir tarif. Herkes başka türlü yapıyor kısırı. Ben bu tarifi geçen yıl ramazan ayında Milliyet Gazetesinde görüp denemiştim ve o gün bu gündür kısırı hep bu tarife göre yapıyorum.

Muhteşem parmak çörekler ise Sevgili Ayşenur' un Tarif Defterinden alıp yaptığı bir tarif.

Çikolatalı ve naneli muffinlere gelince; bu tarif ise Sevgili Nezaket' in Açıkbüfe' sinden...

KISIR

Malzemeler :

2 su bardağı ince köftelik bulgur
1 baş iri kuru soğan
½ demet maydanoz
5 adet yeşil soğan ( yeşil sapları )
3,4 dal nane
2 sivri biber
2 çorba kaşığı domates salçası
2 çorba kaşığı biber salçası
1'er tatlı kaşığı tuz, karabiber, kimyon, pulbiber
½ çay bardağı zeytinyağı
2 adet domates
2 adet limon suyu
1-2 yemek kaşığı nar ekşisi (arzuya göre)

Yapılışı :

Bulgurun içine azcık üstüne çıkacak şekilde kaynamış su koyup kapak kapatın. Soğanı ince ince kıyıp zeytinyağında 5 dk pembeleştirip domatesleri de ekleyin ve çevirin. Bulgura salçaları ve baharatları ekleyip yoğurun sonra soğanla domatesi de ilave edip tekrar yoğurun. Limon suyunu ve arzu ederseniz nar ekşisini de koyup, en son ince kıyılmış yeşil soğan ve maydanozu ekleyin.

Deneyin, beğeneceksiniz :)

Perşembe, Şubat 01, 2007

SOBELENDİM :)

Kendi blogumu hazırlamadan önce de biliyordum bu sobeleme olayını ve çok da hoşuma gitmişti. Bu defakinde benim de sayfam vardı ama sobeleyen olmadı diye üzülüyordum ki çok sevgili arkadaşım ümran sobelemiş beni. Ona çok teşekkür ediyorum. Kendimiz hakkında bilinmeyenleri anlatmamızı isteyen bir sobeleme bu. Gerçi insanın kendini anlatması zor gibi geliyor bana ama deneyeceğim. Ben de birçok blog arkadaşımın yaptığı gibi maddeler halinde anlatmaya çalışayım :


  • Çok düzenliyimdir. Hem evde hem iş yerinde geçerli bu. Etrafım düzensiz olduğunda iş yerinde kendimi işime tam veremem, evde de dinlenemem. Bu huyumun bana zararı oluyor aslında. Herşeyi tam anlamıyla düzene sokayım da (tabii sadece düzen de yetmiyor temizlik de giriyor işin içine) öyle dinleneyim derken bir bakıyorum dinlenmeye hiç vaktim kalmamış. Sadece dinlenmeye yada kendime vakit ayırmaya fırsatım kalmasa iyi, bu huyum yüzünden eşime ve kızlarıma da istedikleri kadar vakit ayıramıyorum çoğu kez. Ve itiraf ediyorum ki bu beni çok üzüyor. Farklı davranmayı denemedim değil ama olmuyor. Huylu huyundan vazgeçmiyor.
  • Kitap, gazete, dergi... v.s. ilgimi çeken yayınları okumayı çok severim. Taa çocukluğumdan beri bu böyleydi. Misafirliğe gittiğimiz evler de bile biriktirilmiş gazeteleri, dergileri okurdum. Evcilik oynamayı bile bilmem bu nedenle. Okuma tutku denecek derecededir benim için. Her zaman mutlaka bir kitabım vardır okuduğum ve ayrıca özellikle gazetelerin haftasonu verdikleri ekleri her sayfası her satırına kadar okumaya çalışırım. Bu konuda çocuklara iyi bir model olabilmek çok önemli denir. Ama neredeyse her boş anımda elimde kitap olduğu halde güzel prensesim benim istediğim ölçüde kitap okumuyor henüz ama değişeceğini umuyorum. Çok kitap okumaktan olsa gerek hiçbir ortam bana yabancı gelmez.
  • Sabırsızımdır, aceleciyimdir. Sabırlı insanlara da hayranım bunu da itiraf ediyorum. Sabır güzel bir meziyet bence ama bende yok. Özellikle de halledilmesi gereken bir konu varsa o konuda başkaları ile de çalışıyorsam onların da benim kadar acele etmesini bekler, bunu da onlara hissettiririm. Sabırsızlık nedeniyle düşünmeden konuştuğum da çok olur ve sonrasında bunun sıkıntısını yaşarım.
  • Kendimden çok başkalarını düşünürüm. Merhametliyimdir. Başkalarının acılarını, onları tanımasam bile taaaa içimde hissederim, etkilenirim. Benden birşeyler istemek de kolaydır. Çünkü karşımdaki insanın ne isteyeceğini anladığım noktada artık ondan talep gelmesini beklemem ben anladığımı belirtir ve yaparım zaten. Karşımdaki bunun değerini bilecek yapıdaysa güzel ama değilse kendimi enayi gibi hissederim.
  • Sorumluluk duygum bana rahat vermeyecek kadar çok gelişmiştir. Bunun sonucucunda da oldukça çalışkanımdır. Eski çalıştığım şirkette yöneticilerimizden biri "elvan'dan birşey istediğinde gerisini merak etme o işi olmuş bil" demişti bir keresinde beni başka birine anlatırken :) İstenilen şeyler tamam da ama daha söylenmeden de işleri üstüme aldığım çok oldu. Sadece yardım olsun diye başladığım birçok iş de üstüme kaldı. Ve genelde benim yaptığım işlere babamın işini yapıyormuşum muamelesi de çok yapıldı bu huyum nedeniyle. İzinli olan arkadaşlarımızla ilgili lazım olan birşey olduğunda mutlaka araştırıp bulurum ama ben izinliysem benle ilgili işlerde mutlaka çağrılırım. Hatta 15 kasım da ayrıldığım işyerinden yine aynı sebeplerle çağırdılar. Ne yaptım tahmin edin... Gittim :(
  • Sahip olduğumuz tüm nimetlerin kıymetini bilmemiz ve şükretmemiz gerektiğini düşünen biriyim. Hiçbir zaman elimdekilerle övünmeyi sevmem. "Mal mülk için bir kıvılcım yeter, güzellik için bir sivilce yeter" denir, der annem hep. Elindekilerle övünenleri de pek sevmem. Hele yarışır gibi bir hali olanları hiç sevmem, sevemem ve bunun aslında cahillikten kaynaklandığını düşünürüm.

İyiki kendimi anlatmak zor geliyor dedim. Bir de öyle düşünmesem neler yazacaktım kimbilir :) Ben de Sevgili Duha'yı, Sevgili Acalya'yı, aslında şu sıralarda 2007'de her çocuğa bir kitap gibi önemli bir projeyi yi yürüten ve bu sobeleme olayına vakit ayırıp ayıramayacağını bilemediğim güzel prensesimin masalcı ebru ablası Sevgili Ebru Tunç' u, güzel prensesim Merve'ciğimi ve de Sevgili Mutfak Sepeti Ebru'yu sobeliyorum.

Hepinize sağlıklı ve mutlu, güzel bir haftasonu diliyorum...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...