Cuma, Aralık 29, 2006

BAYRAMINIZ VE YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

Öncelikle bana yorum bırakarak bu zor günlerimde destek olan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun. Yorumlarınıza cevap yazamadım ama fırsat bulduğumda hepinizi sayfalarınızda ziyaret etmek istiyorum. Annemi merak ettiğinizi de biliyorum. Annem 10 gün hastanede yattıktan sonra çok şükür sağ salim evine döndü. Şimdi kan sulandırıcı bir tedavi görüyor. "Comadin" adında bir ilacı var. Aslında 2 tane daha kan sulandırıcı ilacı var. Ama en önemlileri "comadin" imiş. Bir takım riskleri var bu ilacın. Biraz tedirgin ve endişeliyiz. Ancak alması gerekiyor bu tedaviyi. Tedaviyi yürüten kalp damar cerrahı yapılan tetkikler sonucunda annemin kalp damarlarından birinde darlık olduğunu, ancak bu aşamada bir kardiyolog doktora gitmenin gereksiz olduğunu söyledi bize. "Anjiyo yaparlar, bu da bu hasta için gerekli değil" dedi. Annem de hem bu doktora güven duyduğu için hem de babamda anjiyo nedeniyle yaşadığımız şanssızlıklar nedeniyle anjiyo olmak istemiyor. Belli aralıklarla kan testleri yapılıp, kan sulandırıcı ilacın dozu ayarlanarak tedavisi devam edecek inşaallah. Allah annemizi bize bağışlasın, başımızdan eksik etmesin inşaallah...
.
Babamı kaybettiğimiz günlerde gelen akraba ve dostlarımızın çoğunun söylediği bir söz vardı "gelin girmeyen ev olur da, ölüm girmeyen ev olmaz" diye. Çok doğru. Ben ilk kez bu kadar yakınımın bir kaybını yaşadım. Böyle günlerde destekler o kadar önemliymiş ki. Ben de böyle durumları yaşayan arkadaşlarımı yalnız bırakmamaya çalışırdım. Ancak bundan sonra böylesi konulara daha da önem vereceğim. Bir yakınını kaybedenlere taziye ziyaretine gittiğimde yapılan ikramları gereksiz görürdüm. İnsanlar acılarının içinde bir de gelenlere hizmet etmekle nasıl uğraşıyorlar derdim. Ama o kadar güzel adetlerimiz var ki zaten gelenlere hizmet etmek yakın akraba ve dostlar sayesinde bizlere kalmadı. Üstelik hiç bir şeyi kendimiz hazırlamadık da. Günlerce yapıp getirdi bütün dostlarımız. Sonrasında annemin hastalığı sırasında da bizi yalnız bırakmadılar. Allah hepsinden razı olsun. Herkesin böyle zor ve acılı günleri oluyor. Hayat iniş çıkışlarla dolu. Allah kaldıramayacağımız acılar tattırmasın bizlere ve hepinize. Allah beterinden korusun. Geçirilen iyi günlerin kıymetini bilip küçük ayrıntılara takılmadan mutlu ve huzurlu yaşamasını bilmek lazım. Bu gibi zamanlarda insan bunu çok daha iyi anlıyor. Hani hep denir ya sevdiğinizi söylemekten çekinmeyin diye. Evet mutlaka söyleyin ama mutlaka. Benim babam yetiştirilişi ve karakteri icabı bize sevgisini hareketleriyle çok da açıkça belli etmezdi. Sevgisini açıkça gösterdiği sadece iki kişi vardı. Merve ve İrem... Yani benim kızlarım. Maalesef İrem onu hatırlamayacak. Ama ben ona dedesini hep anlatacağım kısmetse. Herneyse babamın bu sevgisini belli etmemesi nedeniyle biz de çok açık söyleyemezdik. Ama söylemek bol bol sarılmak kucaklaşmak lazımmış.
.
Evet epey içimi döktüm sizlere. Sizleri sıkmak ve üzmek istemiyorum. Bu sene kurban bayramı ve yeni yıl aynı zamanda kutlanacak. Hepinize hayırlı, sağlıklı ve mutlu bayramlar ve bayram tadında geçireceğiniz bir yıl dilerim.

Pazar, Aralık 17, 2006

"Her can ölümü tadıcıdır" (Âl-i İmrân, 3/185)

Sevgili arkadaşlarım maalesef sizlere haberlerim kötü... Babamı 27 Kasım akşamı geçirdiği beyin kanaması sonucu 28 Kasım günü 66 yaşında iken kaybettik. Arkadaşlarının deyimi ile "yarı evliya gibi bir insandı". 27 Temmuz günü bel ağrısı şeklinde başlayan rahatsızlığı sebebiyle defalarca doktorlara götürdük. Ege'nin en büyük hastanesi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi teşhisi tam 4 ay sonra 27 Kasım günü koyabildi, "Enfektif Endokardit". Meğer Nisan 2006 da geçirdiği anjiyo sırasında mikrop kapmış ve bakteri kalp kapakçığına yerleşerek daraltmış. 27 Kasım' da tedavisine başlandıktan yaklaşık 1 saat sonra beyin kanaması geçirdi. Doktorlar da en az bizim kadar şaşkındı, çok değişik bir kanama olmuş ve yoğun bir şekilde tüm boşlukları dolduracak kadar çok kanamış. 12 saat makinalara bağlı yaşadıktan sonra vefat etti. Babam istenmeden mesleki hata yapılarak ölümü gerçekleşen birisi oldu. Hastalığı zamanında teşhis edilemediği için beyin damarlarında hasara yol açmış. Babamın hastalığı ve ölümüne kadar geçen süreç ile ilgili yaşadıklarımızı yeni bir blogda anlatacağım. 25 Temmuz tarihli bir vasiyetname bırakmış bize ve cenazesinin hangi camiden kalkacağını, hangi mezarlığa defnedileceğini, hangi duaların okunacağını yazıp cenazesine çağrılacak arkadaşları ile ilgili de bir liste hazırlamış. Herşeyi istediği gibi yapmaya çalıştık. Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun inşaallah...

Bu arada annem 12 Aralık akşamı rahatsızlandı ve Ege Üniversitesi acil servisine kaldırdık. Emboli atmış ve elleri morarmıştı. Allah' a şükür ki emboli koluna atmış ya başka bir yerine atsaydı. 1 gece acil serviste kaldı ve 13 Aralık tan beri de kalp damar cerrahisinde yatıyor. Tetkikleri yapılıyor ve henüz bize tam olarak söylenen bir şey yok. Çok endişeliyiz. Allahım bize annemizi bağışlasın, korktuğumuza uğratmasın inşaallah...

Beni merak eden tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Şu sıralarda sayfama ve sizlerin sayfalarını ziyarete vakit ayıramıyorum. Çok zor günler geçirdim ve geçiriyorum. Allah beterinden korusun. Sizleri daha fazla merakta bırakmamak için bu akşam zor da olsa bu satırları yazıyorum. Umarım ve Allah'tan dilerim ki bundan sonra sizlere iyi haberler verebilirim. Dualarınızı bizlerden esirgemezseniz çok sevinirim. Babamla ilgili detayları yeni bir blogda sizlerle paylaşacağım çünkü yaşasaydı babam doktorlara mektup yazarak bunu yapacaktı. Gereken yerlere o mektupları ben yazıyorum ve yazacağım. Bunu ona son görevlerimden biri kabul ettim.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...