Pazar, Ekim 29, 2006

Salı, Ekim 24, 2006

BAYRAM ŞEKERLERİ :)


Evet... Kızlarımın fotoğraflarını sizle paylaşıyorum. Bunlar tam bayram şekerleri değil mi ? Allah iyilerle karşılaştırır ve şanslarını bol verir inşallah...


İlk gün annemlere gittik. Ama gitmemiz öğlen saatlerini buldu. Halbuki çocukluğumda hatırlıyorum annanemlerde kahvaltıdan önce buluşulur, bayramlaşılırdı. Şimdi bayram tatilleri biraz da dinlence tatilleri olarak görüldüğü için nerde o eski bayramlar.... Hep düşünürüm her dönem nerde o eski diye başlayan bir çok değişik konuda cümle kuruluyor. Acaba ileriki yıllarda şimdiki zaman için de nerde o eski günler diyecek miyiz? Neyse bu konular bitmez.



Bayram ziyaretlerle sürüyor. Ziyaret ettiklerimizden biri de yeni bebekleri olan bir apartman komşumuzdu. İlk çocukları yani kızları bu sene lise 1 de ve şimdi de 32 günlük bir oğulları var. Allah bağışlasın, Allah anneli babalı büyütsün. Bebek ziyareti için ilk gittiğimde ramazanın içindeydik ve ben niyetliydim. Lohusa şerbetini içememiştim. Bugün bize tatlı ikramından hemen önce lohusa şerbeti ikram etti. Bu kadar hafif, bu kadar tadı güzel bir lohusa şerbeti daha önce içmemiştim. Tarifini istedim ama 4 kişinin deneme yanılma yolu ile yaptıkları bir şerbet olduğunu öğrendim. Yani tarif yok. Fotoğrafını çekmiştim. Sizlerle de paylaşmak istedim.

Cumartesi, Ekim 21, 2006

RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...

RAMAZAN BAYRAMINIZI KUTLAR,
SAĞLIKLI, MUTLU VE HUZURLU NİCE BAYRAMLAR DİLERİM...



Hafta içi gelen temizlikçimin de yardımlarıyla bayram temizliği işlerini büyük ölçüde halletmiştim. Cuma akşamı iş çıkışı da biraz kendi bakımıma zaman ayırdım :) Ve bugün de önce sabah erkenden, kalan birkaç gıda ve güzel kızlarımın bayramlık kıyafetleri alışverişini yaptım. Ancak kendime de çok kızdım. Bunları bir hafta önce yapsaydım daha rahat rahat olurdu diye. Çünkü çok koşturduk. Evimizin beter böceği her zamanki gibi pembe, kendi deyimiyle "koyu" takıntısı ile pembe bir jile tarzı elbise seçti. Ben de içine bir ton açığından bir tişört aldım. Büyük kızım, güzel prensesim ise önce bir şey beğenemese de mağazanın kataloğuna bakınca fikri değişti ve kataloğda tesbit ettiği iki etekten birinde karar kıldı. Onun da üzerine uygun bir tişört aldık. Onlara bir şeyler aldığımda her anne gibi ben de çok mutlu oluyorum. Miniğim aldıklarımızı mağazada giydi ve akşam yemeğine kadar da üstünden çıkarmadı.

Bayram tatlısı olarak, bir komşumuzun yaptığı oklava tatlısı ve benim hüner margarinin tarif kitabından yaptığım cevizli tatlı yapımları bitti. Biraz önce son tepsiyi de pişirdim. Şurubunu da hazırladım. Ancak bayram sabahı tatlıların üzerine dökmeyi planlıyorum. Babamın rahatsızlığı sebebiyle annem tatlısını kendisi yapamadı. Daha önce annemlerin apartmanında oturan bir komşu ablamız vardı. O ben yapayım demiş. Ve bir tepsi de bana yaptılar. Sabah malzemelerimi bırakmıştım. Ama benim yardımım olamadı. Kızkardeşimle birlikte yaptılar ellerine sağlık...


Bu tatlıları fotoğraflarken onların yaptığı oklava tatlısını pişirmiştim. Ama benim cevizli tatlımın kızarmadan önce resmini çekmiş oldum. Bu tatlı oldukça beğenilen ve çok pratik bir tatlı. Tatlı yapımını son güne bırakıp, bloglardan tatlı tarifi arayanlara bir alternetif olur düşüncesi ile tarifini buraya ekliyorum.

CEVİZLİ TATLI (TÜRK GECESİ ETKİNLİĞİ)


Malzemeler :

1 paket oda ısısında yumuşamış margarin
1 çorba kaşığı zeytinyağı
2 çorba kaşığı yoğurt
1 yumurta
1 limon kabuğu rendesi
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 su bardağı iri çekilmiş ceviz içi
3,5 su bardağı elenmiş un
1 tutam tuz

Şurubu için :

3 su bardağı tozşeker
3 su bardağı su
Yarım limon suyu

Süsleme için :

5 çorba kaşığı çekilmiş ceviziçi


Yapılışı :
Oda sıcaklığında yumuşamış margarini, zeytinyağını, yoğurdu, yumurtayı,tuzu, kabartma tozunu ve limon kabuğu rendesini karıştırın. Cevizi ve unu ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğurun. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp hurma şekli verin. Rendenin veya süzgeçin yüzeyine bastırarak üzerlerine desen yapın. Yağlanmış tepsiye aralıklı olarak dizip önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında pembeleşinceye kadar pişirin.


Şurubu hazırlamak için tencerede tozşeker ile suyu kaynatın. Koyulaşınca limon suyunu ekleyin. Birkaç dakika sonra ateşten alıp ılınmaya bırakın. Tatlıyı fırından çıkarıp ılık şurubu üzerine dökün. Şurubunu çekince üzerine ceviz serpip servis yapın.

Salı, Ekim 17, 2006

PORTAKALLI SUPANGLE


Tarif, daha önce de belirttiğim gibi Dr.Oetker tariflerinden :

Malzemeler :

Hamur için :

100 gr yumuşak margarin
1/2 su bardağı toz şeker
1 poşet vanilya
1 tutam tuz
2 yumurta
1 su bardağı Dr.Oetker sade kek karışımı
1 portakal kabuğu rendesi


Islatmak için :

1 çay bardağı portakal suyu
1 yemek kaşığı toz şeker
1 portakal kabuğu rendesi

Üzeri için :

1 poşet Dr.Oetker supangle
500 ml (2,5 su bardağı) süt
25 gr (1 yemek kaşığı) margarin

Yapılışı :

Margarini mikser ile 1 dakika çırpın. Toz şeker, vanilya ve tuzu ekleyip 2 dakika daha çırpın. Yumurtaları teker teker ekleyerek her birini 30 saniye kadar çırpın. Sade kek karışımı ve portakal kabuğu rendesini ilave edip 1 dakika daha çırpın. Hamuru 20x30 cm boyutunda yağlanmış kalıba yayın ve ısıtılmış fırında 160 derecede yaklaşık 20 dakika pişirin.

Portakal suyu, toz şeker ve portakal kabuğu rendesini iyice karıştırın. Fırından çıkardığınız keki 5 dakika bekletip şurubu üzerine yayarak dökün ve soğumaya bırakın.

Supangleyi süt ve margarin ile üzerindeki tarife göre pişirin. Ocaktan alıp ara ara karıştırarak 5 dakika bekletin ve kekin üzerine yayın. Oda sıcaklığına geldiğinde buzdolabına alıp, 2-3 saat soğutup dilimleyerek servis yapın. Üzerini ben iri çekilmiş fındık ile süsledim. Siz dilediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz.



Misafirlerimin ve benim ortak fikrimiz çok hafif ve lezzetli bir tatlı olduğu şeklindeydi. Ve bu son resim de misafir ailenin beyinin çektiği bir fotoğraf. Bunu özellikle böyle çektiğini, çayla çok güzel gittiğini söyleyince bu fotoğrafı da sayfama koymamı istediğini anladım ve de işte yukarıda...

Pazar, Ekim 15, 2006

BİR İFTAR DAVETİ DAHA...


Bugün bir iftar daveti daha verdik. Misafirlerimiz eşimin iş arkadaşı, onun ailesi ve yine iş yerinden bekar bir arkadaşıydı. Bu aile de çok sevdiğimiz insanlar. Evin hanımıyla eşinden dolayı tanıştık ve çok içten, çok samimi olması nedeniyle dostum dediğim insanlar arasında yerini aldı. Güzel prensesimle yaşıt çok tatlı bir kızları var. Ayrıca bu akşam için babamın yanında kızkardeşim bekledi ve annemi de yemeğe çağırdım. O da gelirken çok nefis bir yaprak sarması yapıp getirmişti. Bu sene daha önce de belirttiğim gibi annemleri hep birlikte iftar yemeğine alamadım. En azından bu şekilde bir akşam da olsa annemi de ağırlamış oldum. Gerçi anneler durur mu? durmadı tabii. Gece boyu bir sürü yardımı oldu bana. Allah annelerimizi başımızdan eksik etmesin. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin anne çok başka bir şey. Herkesin annesi fedakardır ama benimki yakınımda olduğundan dolayı sınırsız fedakar. Eşim yurtdışındayken hep benimle birliktelerdi. Evlerine günlerce uğrayamadıkları oldu. Onların bu yardımlarını hiç bir şekilde ödeyemem. Başardığımız her güzel şeyde mutlaka katkıları oldu. Allah hepsinden razı olsun. Evet, işte bu akşamki menümüz :



Yayla çorba
Çerkez tavuğu
Soslu patlıcan kızartması
Fırında kaşarlı mantar
Mevsim salata
Kremalı patates
Şehriyeli pirinç pilavı
Mantarlı dana et sote
Zeytinyağlı yaprak sarma
Pırasalı börek
Portakallı supangle

Kremalı patates yine sofra dergisinden... Çerkez tavuğu da öyle. Pırasalı börek Sevgili ebruli lezzetler sitesinden tarifini alıp yaptığım bir börek. Teşekkür ediyorum. Portakallı supangle ise Dr.Oetker'in bir tarifi. Bu tarifleri önümüzdeki günlerde sayfama eklemeyi düşünüyorum.





Pazar, Ekim 08, 2006

İLK İFTAR DAVETİM

Bu ramazan babamın rahatsızlığından dolayı annemleri iftara davet edemedim. Kardeşlerim menümün güzel olduğu bir akşam oruçlarını bizde açtılar, birlikte iftar yaptık ama bu bir davet sayılmazdı. Neyse babam iyi olsun inşallah da daha çok yemekler yeriz kısmetse. Babamı çarşamba günü doktorlarına götürdük yani onu lenf kanserinden dolayı takip eden bölüme. MR da çıkan dalağın büyümesini de, gözüken iki kitleyi de, kan değerlerinin düşüklüğünü de önemsemediler. Israrla bunların neden olduğunu sorduğumda da lenfomalı hastalarda zaman zaman bu gibi durumlar olur cevabını verdiler. Belini düzeltirsek bu hasta zaten kontrollerine gelebilen bir hasta gelir ve bu sorunları çözeriz deyip, beyin cerrahına gönderdiler bizi. Orda da ameliyatlık bir durumunun olmadığı söylenip, yeni ilaçlar yazıldı. Bütün bunlar bize mantıklı gelmese de doktor olan onlar. Umarım iyileşip ayağa kalkacağı günler yakındır. Ama durumu 1 hafta daha aynı şekilde seyrederse hastanenin döner sermaye şeklinde çalışan profesörlerinden birinden randevu alıp, götürmemiz lazım diye düşünüyoruz. Allah bütün hastalara acil şifalar versin.( Amin )

Bu seneki ilk iftar davetini çok sevdiğimiz, aile dostu olduğumuz arkadaşlarımıza verdik. Aile dostu diyorum ki gerçek anlamda dost insanlar. Benim güzel prensesimle yaşıt çok tatlı, çok efendi bir oğulları var. Ben evimizin beter böceğine hamileyken eşim yurtdışına çalışmaya gitmişti. Ve doğumda da yanımda olamadı. Eşimin yurtdışına gitmesinden itibaren bir çok ailece görüştüğümüz arkadaşlarımızın aksine bu dost aile benle iletişimlerini hiç kesmedi. Yine evimize ziyarete geldiler, beni ve güzel prensesimi dışarıda yemeğe götürdüler ve doğum yapıp odama alınıp gözümü ilk açtığımda ailem dışında karşımda gördüğüm insanlardı onlar. Yakın zannettiğim bir kaç arkadaşım zamanı şunu bunu bahane edip hastaneye gelmediler bile. Üstelik ben bu gibi durumları yakın dediğim insanlar için hiçbir zaman atlamayan bir insanımdır. Herneyse, işte birçok arkadaşım yabancı gibi davranırken bu dost insanlar her zaman bana dostluklarını sonuna kadar hissettirdiler. Bu yaptıklarını hiçbir zaman unutamam ve onları hepimiz çok seviyoruz. Umarım dostluğumuz hayat boyu devam eder. Gelelim menümüze :




Ezogelin çorba
Soslu patlıcan kızartması
Unlu kabak kızartması
Yoğurtlu havuç
Çerkez tavuğu
Çorbalı ve kremalı tavuk
Domatesli pirinç pilavı
Mevsim salata
Kolay Börek
Hurma
Pastırma

Güllaç



Bu çok sevdiğimiz ailenin hanımı canım arkadaşım da gelirken yaptığı kabak tatlısını getirmiş. Ki zaten ne yapsa müthiş güzel ve lezzetli yapıyor. Harika bir tatlı olmuş. Ellerine sağlık canım arkadaşım :) Havalar bugünlerde güzel gittiği için balkona hazırladığım sofrada çok güzel bir iftar açtık. Allah tekrarını nasip etsin inşallah. Sonrasında hemen çayımızı içtik. İftarda çay çok aranıyor doğrusu. Çok güzel bir sohbetle neşeli ve keyifli bir gece geçirdik. Biraz önce onları yolcu edip, kalan birkaç işimi de tamamladıktan sonra sıra geldi bu güzel geceyi sizlerle paylaşmaya. Çorbalı kremalı tavuk çok lezzetli bir yemek. Ama soframızın resmini çekmeyi unuttuğum gibi bu güzel yemeği de fotoğraflamayı unuttum. Bir dahaki sefere resmini çektiğimde sizlerle paylaşacağım. Güllacımı süsleyemedim ama resmini çektiğim için ekleyeceğim. Tadı çok güzeldi. Böreği fotoğraflarken evimizin beter böceği elini uzatmak istedi. Aslında onun eli olmadan bir kaç poz daha çektim. Ama ellerinin o tatlı görüntüsünü sizinle paylaşmak istedim. Resimler konusunda kusuruma bakmayın. Normalde güzel fotoğraf çekerim ama yemek fotoğraflamak zormuş . Ve hep aceleye geliyor bu iş. Gittikçe daha iyi olacak diye umuyorum. Bu arada Sevgili Binnur'un sitesinden aldığım ezogelin çorba, Sevgili Ebrulilezzetler sitesinden aldığım güllaç ve de Sevgili Sibel'in kahvesinden aldığım kolay börek tarifleri aynen o sitelerde göründükleri gibi güzel oldular. Hepsine bu tarifleri bizlerle paylaştıkları için buradan teşekkür ediyorum.

Pazar, Ekim 01, 2006

HALKIN SAĞLIĞINDAN TASARRUF OLMAZ!!! VE FIRIN MAKARNA


Cuma akşamı eczacı bir arkadaşımın evine gittim. Güzel Prensesime her sene grip aşısını o yapıyor sağolsun. Bu sene miniğime evimizin beter böceğine de aşı yaptı. Onunki ilk defa yapıldığı için yarım doz yaptı. Yarım doz da 1 ay sonra yapılacak. Bu arada biraz dert yandı bana. Aslında dert eczacıların değil halkın derdi. Neden mi ? Hükümet bazı ilaçları hiç ödememeye bazı ilaçların ise bedelinin belli bir kısmını ödemeye karar verdi ya. Tabii reçete ile gelen vatandaş bu durumu öğrenince ilk etapta kabul etmek istemiyor haklı olarak. Ve tepkisini de suçsuz eczacıya gösteriyor. Arkadaşım diyor ki mesleğimiz niç bu kadar yerlerde sürünmemişti. Ezcacıya kızanlar kızgınlığı hakarete, onları üçkağıtçı görmeye kadar vardırıyormuş. Aslında vatandaş da çok haklı. 1 ay önce para vermeden aldığı ilaç için para istenince veya yarısının parası istenince kendini çaresiz görüyor. Sağlık bu... Herkesin de gücü yok ki ilaçları almaya. Herneyse ben de burdan diyorum ki HALKIN SAĞLIĞINDAN TASARRUF YAPILMAMALI...



Bugün fırın makarna yaptım iftara. Bir de bu ayki Sofra dergisinden kolay bir tavuk tarifi denedim. Ama tavuk yemeğinin resmi iyi çıkmadığı için onun tarifi bir dahaki sefere.

Malzemeler :

1 paket fırın makarna
2 yumurta
Yarım litre süt
3 yemek kaşığı tereyağ
1 su bardağı kaşar peyniri rendesi
Tuz, karabiber

Yapılışı :

Makarnayı kırmadan tuzlu suda haşlayıp, suyunu süzün. Fırına dayanıklı yayvanca bir kaba alıp, eritilmiş tereyağının ve peynir rendesinin yarısını koyup karıştırın. Kaşıkla hafifçe bastırın. Peynirin kalan kısmını üstüne serpin. Ayrı bir kapta 2 yumurtayı çırpıp, süt, tuz ve karabiberi ilave edip karıştırın. Ve tepsideki makarnanın üzerine gezdirerek dökün. En üste kalan tereyağını gezdirin ve fırına koyup üstü kızarana kadar pişirin.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...